Ana içeriğe atla

İşletmelerde organizasyonel yapının işlemeyişi

Değerli dostlar,

Bu hafta, şirketlerdeki organizasyonel yapı içindeki bozukluklardan bahsedeceğim. İşletmelerde, görev, yetki ve sorumluluklar, organizasyon şeması kalite el kitabı gerekliliği olarak hazırlanıyor. Ancak uygulamada maalesef, bu hazırlanan dökümanlar sadece kalite sistem gereği hazırlandığı için, kalite yönetim sistemlerine uygun işletilmiyor.

Her sürecin yöneticisinin, sorumluluk alanı ve yetkileri belirli iken, kendi sorumluluğunun dışında farklı sorumluluklar, farklı görevler çalışanlara yüklenebiliyor. Burada, yanlış anlaşılma olmasın, şirketlerin büyüklüklerine göre tabiki, farklı süreçler, farklı şirketlere farklı şekilde yönetilebilir. Burada anlatılmak istenen, kurgulanan, organizasyon şeması ve süreçler belirlenmişken, bu kurguya aykırı davranma durumudur.

Bu durumda, kimin hangi işin sahibi olduğu her seferinde değiştiği için şirketlerde hem görev, hem de yetki karmaşası çıkmaktadır. Organizasyonel yapı içerisinde çalışanlar da kimin kendilerinin amiri olduğu konusunda kafalarında soru işaretleri oluşmaktadır. Herkes birbirine emir vermekte, şirketlerin hiyerarşisi ve yönetim sistematiği bozulmaktadır. Genellikle, bu en üst yönetimden başladığı için, düzeltilmesi de daha zorlaşmaktadır. Şirket içinde, insanların güç sahiplerine yakınlıkları, neredeyse, yöneticisinden daha üst konuma gelen çalışanların olması gibi problemler ortaya çıkarmaktadır. Sonuç olarak da şirketler de keşmekeş yaşanmakta ve bu da şirketlerin karlılıklarını olumsuz etkilemektedir.

Kalite yönetim sistemleri, şirketlerin etkin yönetilmeleri için oluşturulmuş yönergelerdir. Mutlaka, uyulmaları gerekmektedir. Uyulmadığı durumda, işlerin doğru yürümeyeceği, aşikardır.

İyi haftalar diliyorum.

Saygılarımla,


Ufuk Saygın

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...