Ana içeriğe atla

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,

 

Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum.

İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kullanmaları zorunlu bir yönetim enstrümanı olma yolunda ilerlemektedir. Peki bu yapay zeka ile neler yapabiliriz? Aslında şirketlerin tüm yönetsel fonksiyonlarında, bize yol gösterip doğru kararlar almamızı sağlayabilecek bir karar alma organıdır. Örneğin satış sürecinin yöneticisi iseniz, size pazarla ilgili analiz yapıp yön çizebilir. Üretim sürecinin yöneticisi iseniz, üretim ile ilgili verileri analiz edip karlılığınızı arttırıcı fikirler verebilir. Burada en önemli husus yapay zekanın hangi veriyi analiz edip, nasıl yorum yapacağı ile ilgilidir. Yani, önce veri nedir konusunu, yapay zeka firmalarının belirlemesi gerekir. Veri her yerde, her ortamda gizli bir şekilde durmaktadır aslında. Önemli olan hangi verinin sizin işinize yarayacağını bilip ona göre verileri toplamanız ve arkasından da çağımızın modern yönetim felsefesi ile bu veriyi analiz etmenizdir. Dolayısıyla, öncelikle veri nedir, nasıl toplanır ve neye göre analiz edileceği konusu önem taşımaktadır. Bu konuda bazı yorumlar, verilerin yapay zeka programlarına firmalar tarafından girileceğini ifade ediyorlar. Ben hiçbir firmanın kendine özel verileri, dataları genel kullanıma açacağını düşünmüyorum. Firmalar kendine özel Know-how ı neden başka firmalara açsın? O zaman firmaların birbirinden farkı kalmayacaktır. Firmalar zaten varoluşsal olarak rakiplerinden ayrışmak için çalışmaktadır.  

Daha açıklayıcı olmak gerekirse, yapay zeka ile bir tıp doktorunu karşılaştıralım. Hastasınız ve doktora gittiniz çok açık bilinen bir rahatsızlığınız var ise, kolayca doktorunuz size teşhis koyabilir. Ancak, karmaşık ve çok fazla analiz gerektiren durumlarda, herhangi bir doktora değil, daha uzman, daha analitik, daha bilinen alanında meşhur bir doktoru tercih edersiniz. Yani farklı bir zeka, farklı bir tecrübeyi ararsınız, aslında yapay zekada arayacağımız da tam olarak budur. Yani, daha uzman, daha bilgili, daha iyi bir yapay zeka! Herkes yapay zeka yazılımı yapabilir, burada kritik olan yapay zekanın arkasındaki uzmanlık ve bilgidir. Burada salt kodlamadan bahsetmiyorum, kodlamayı neye göre yapacağınızdan, yapay zekanın analizi nasıl yapacağından bahsediyorum. Yapay zekalar arasında farklar olacaktır, hangi yapay zeka, hangi alanda daha iyi? Aynı üniversiteler ve aynı öğretmenler gibi.

Burada dikkati çekmek istediğim konu, her yapay zeka yazılımın doğru sonuçlar veremeyebileceği, çünkü yapay zekanın arkasındaki bilgi birikiminin ne olduğunun önemli olduğunu anlatmak istememdir. Konuyu daha iyi anlatmak için ERP programlarını örnek verebilirim. Yıllar önce ERP programları ilk kez kullanıma başlandığında çoğu firmada ERP programlarının doğru çalışmadığı konuşuluyordu. Aslında ERP programlarında sorun yoktu, onları kullananlar ve verileri sisteme girenlerde problem vardı. ERP sistemine yanlış bilgiler girerseniz tabiki sonuçları da yanlış olacaktı. Yıllar geçtikçe, çalışanlar tecrübe kazandılar ve ERP sistemleri daha doğru çalışmaya başladılar.

Sonuç olarak, çok önemli bir devrim yaşıyoruz, umarım firmalarımız konuyu iyi anlayıp doğru kullanarak doğru stratejiler üretip istedikleri sonuçları alırlar.

İyi haftalar,

Saygılarımla,  

 Ufuk Saygın

 AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...