Ana içeriğe atla

Beynimizi dijital modelleme


Değerli dostlar,

Yapay zeka kavramı artık iyiden iyiye hayatımıza girmeye başladı. İnsanlık, insan beynini inceleyerek, bilgisayar ortamında modellemeye çalışıyor. Geçen yazımda, beynin biyolojik yapısını anlatmıştım.

Bugün, dijital ortamda beynimizi modelleme çalışmalarından bahsedeceğim. Bu konuda İsviçre’deki Lozan Federal Teknik üniversitesinden Henry Markram’ın çalışmalarına bakabiliriz. Markram, çalışmalarına dünyanın en güçlü bilgisayarı olan “Blue Gene” in 16.000 işlemcili küçük bir versiyonu ile 2005 yılında başladı. Bir yıl içinde, bir sıçanın, 10.000 nöron ve 100 milyon bağlantı içeren, neokorteksinin bir parçası olan neokortikal sütununu modellemeyi başardı. Bu, beynin önemli bir parçasının tüm yönleriyle, analizinin biyolojik olarak mümkün olduğunu gösteriyordu. Farelerin beyinlerinde defalarca tekrarlanan bu sütunlardan milyonlarca vardır. Dolayısıyla, bu sütunlardan, birini modelleyerek, fare beyninin nasıl çalıştığını anlamaya başlayabiliriz.

İnsan beynini modellemek için gerekli olanlara bakacak olursak, bugünkü süper bilgisayarlardan 20.000 kez daha güçlü, halihazırda kullanmakta olduğumuz internetin tüm büyüklüğünün, 500 katı bir hafızaya sahip olmamız gerektiğini söylüyor, Doktor Markram.

2006 yılında Blue Gene’in en ileri versiyonu olan “Dawn” kullanılarak, bir farenin beyninin % 40 ı simüle edildi. Dawn, yaklaşık 150.000 işlemcisi ve 150.000 gigabyte hafızasıyla inanılmaz bir bilgisayardır. Masaüstü bilgisayarlarımızdan, 100.000 kat daha güçlüdür. 2007 de ise, bir sıçanın beyninin, % 100 ünü simüle ettiler.

2009 da yeni bir rekor geldi. İnsan beyin korteksinin % 1 ini simüle etmeyi başardılar. Bu yaklaşık olarak, 1,6 milyar nöron ve 9 trilyon bağlantı içeren bir kedinin beyin korteksine karşılık gelir. Ancak, simülasyon çok yavaştı, insan beyninin hızının 600 de 1 i kadardı. İnsan beyninde 100 milyar nöron olduğunu düşünürsek, daha yolun çok başındayız.

İnsan beynini modellemede en büyük problem, güç ve ısıdır. Dawn bilgisayarı, 1 milyon wattlık bir güç harcar ve o kadar çok ısı üretir ki, soğutmak için, dakika da 76.500 m3 soğutulmuş havayı dışarı veren, 6.675 tonluk bir klima ekipmanına ihtiyaç duyar. Bir insan beyni modellemek için bu rakamları 100 ile çarpmanız gerekir. Bu düşünsel bilgisayarın, güç tüketimi ise, 1 milyar watt olur, bu da bir nükleer güç reaktöründen elde edilecek gücün tamamına denk gelir. Bu bilgisayarın tüketeceği enerji ile, bir şehrin tamamını aydınlatabiliriz. Soğutmak içinse, bir nehrin, tümünün akış yönünü çevirip, suyunu bilgisayar içindeki kanallardan geçirmemiz gerekir. Bilgisayarın kendisi de şehrin birçok bloğunu işgal ederdi.

İnsan beyni ise, şaşırtıcı olarak, sadece 20 watt güç kullanır. İnsan beyninin ürettiği ısı neredeyse hiç farkedilmez. Bilgisayarlarımız ışık hızıyla işlem yapmalarına rağmen, beynimiz sadece 320 km hız ile işlem yapar. Bilgisayarlarımız seri bağlı olarak işlem yaparken, beynimiz paralel bağlı işlem yapar, bu sebeple, en süper bilgisayarı dahi rahatça geride bırakır.      

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Özel ve Genel görelelik

  Değerli dostlar, Einstein, izafiyet teorisi üzerinde çalışırken çok şaşırdığı bir gerçekle karşılaşmıştı. Cisimler hızlandığı durumda zaman yavaşlıyordu. Ama bu nasıl olabilirdi? Kuantum dünyasının gerçekleri keşfedilene kadar, insanlar sağduyu ile anlayabilecekleri ve akıllarının kabul ettiği olayları doğru kabul etmişti. Kuantum kanunları ile beraber artık insanoğlu akıl yolu ile anlayabileceği Dünya’dan ötesini keşfetmeye başladı. Bu çok gizemli bir alemdi. Zamanın, cisimlerinin hızıyla yavaşlaması akıl alır bir durum değildi. Einstein bunu özel görelelik olarak adlandırdı. Diğer önemli keşfi de kütleçekimine ne kadar az maruz kalırsanız zamanın o kadar daha fazla hızlı akacağı gerçeğidir. Saçma geliyor değil mi? Bu kanunlar ne kadar çok saçma geliyorsa o kadar doğrudur. Size bu kanunlarla ilgili gerçek örnekler vereyim. Einstein’ın teorisinin doğruluğunu bugün cep telefonunda sürekli kullandığımız GPS sistemi üzerinden ispat edebiliriz. GPS sistemi, Dünya yörüngesinde dön...

Politika bilmek

Değerli dostlar, Güncel hayatta, siyasette sürekli yaşadığımız gördüğümüz olayların neredeyse tamamı iş hayatında da yaşanıyor. Bugün, işyerlerinde işin verimliliği, kalitesi ile ilgili neler yapacaklarımızın dışında, iş hayatında başarılı olmanız için başka neler yapmanız ile ilgili yazacağım. İş hayatında da aynı, ülke yönetimi gibi dezenformasyonlar, algı operasyonları maalesef olmaktadır. Özellikle, bilgisi ve zekası yeterli olmayan ancak, ayak oyunları ile bir yerlere gelmeye çalışan personeller bu gibi davranışları çok iyi kullanmaktadır. Bu gibi çalışanlar genellikle şirketlerde güç sahibi insanlara yakın olurlar. Sürekli güç sahibi insanların yanlarında durarak, sürekli hem şirket içindeki olayları genellikle kendi menfaatleri çerçevesinde anlatıp kişisel çıkar elde etmeye çalışırlar hem de şirket içinde kendilerine rakip gördükleri kişileri itibarsızlaştırmaya çalışırlar. İş hayatında, bilginiz çerçevesinde yaptığınız ve sonucunda başarı elde ettiğiniz konularla ilgili, dikk...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...