Ana içeriğe atla

Yapay zeka ve Biyokimya

 Değerli dostlar,

Gerçekten çok önemli bir çağda yaşıyoruz. Her gün inanılmaz gelişmeler yaşanıyor. Size 4. Sanayi devriminden sürekli bahsediyorum. Yapay zeka kavramının sanayide kullanımıyla, nelerin değişeceği, nelerin kolaylaşacağı, elde edilecek faydalar ile ilgili sürekli konuşuyoruz. Bugün yapay zeka ile biyokimya alanında neler yapılabileceği ile ilgili yazı yazacağım.

Yazının orijinali, Popular Science dergisinden alınmıştır. “ABD Enerji Bakanlığı’nın Ulusal Lawrence Berkeley Laboratuvarı’nda çalışan bilim insanları, makine öğrenim algoritmalarını yapay biyolojinin ihtiyaçlarına göre uyarlayıp yapılan geliştirmeye sistematik olarak yön veren yeni bir araç geliştirmişler. Bilim insanları bu sayede yıllar harcayıp, bir hücreyi manipüle etmek için hücrenin her kısmını ve bu kısımların ne yaptığını en ince ayrıntısına kadar anlamak zorunda kalmayacak. Bunun yerine algoritmalar, sınırlı bir eğitim verisiyle bir hücrenin DNA’sındaki veya biyokimyasındaki değişimlerin, hücre davranışını nasıl etkilediğini tahmin edebilecek ve ardından sonraki mühendislik döngüsü için öneride bulunup, istenen hedefe ulaşmak için olasılıksal tahminler yürütebilecekler.

Araştırmaya önderlik eden Hector Garcia Martin, “Bu imkanlar devrimsel nitelikte” diyor. “Şu an biyomühendislik çok yavaş bir süreç. Sıtma ilacı artemisininin oluşturulması 150 insan yılına mal oldu (araştırmacıların harcadığı toplam yıl). Eğer belirli özelliklerdeki yeni hücreleri birkaç yıl yerine birkaç hafta veya ayda oluşturabilirseniz, biyomühendislik ile yapabileceklerinizde gerçekten devrim yaratabilirsiniz.

Araştırmacılar yürüttükleri yeni deneyde bir yapay zeka algoritması kullanarak, Saccharomyces cerevisiae ya da ekmek mayası olarak bilinen bir maya türünün ürettiği, çeşitli kullanım alanlarına sahip triptofan amino asidinin üretimini artırmak üzere metabolik mühendislik sürecine yön vermişler.

Bu bağlamda, her biri farklı bir gen başlatıcısıyla ve hücre içindeki diğer mekanizmalarla kontrol edilen ve toplamda 8.000 civarı potansiyel biyolojik güzergâh bileşimini temsil eden beş gen seçmişler. Danimarka’da çalışan araştırmacılar, daha sonra bu güzergâhların tüm muhtemel kombinasyonların sadece %3’ünü temsil eden 250 tanesinden deneysel veriler elde etmişler ve bu veriler, algoritmanın eğitiminde kullanılmış. Diğer bir ifadeyle yapay zeka, hangi çıktının (amino asit üretimi) hangi girdiyle (gen ifadesi) ilişkili olduğunu öğrenmiş.

Makine öğrenim algoritması, daha sonra istatistiksel çıkarım kullanarak geriye kalan 7.000’in üzerindeki bileşimin her birinin, triptofan üretimini nasıl etkileyeceğini tahmin etmiş. Algoritmanın en sonunda önerdiği tasarım, triptofan üretimini en gelişkin referans soya kıyasla %106 ve modelin eğitiminde kullanılan en iyi tasarımlara kıyasla %17 artırmış.

Kaynak : ABD Enerji Bakanlığı/Ulusal Lawrence Berkeley Laboratuvarı.”

İşte böyle, gerçekten hayranlık duymamak imkansız.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık                                                              

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fiyat düşürerek satış yapmak

Değerli dostlar, Sonuç olarak, şirketlerin varolabilmeleri için satış yapmaları gerekmektedir. Peki, nasıl satış yapacağız? Firma ticaretinden sorumlu, kişilerle konuştuğumda çoğu zaman maliyetlerden ve satış fiyatlarının yüksekliğinden yakınıyorlar. Herhangi bir ürünün satış fiyatını düşürerek yapılan satış çok da başarılı bir operasyon değildir. Şimdi, çoğu satış yöneticisi bana kızacaktır ama maalesef durum bu. İşletmelerin ticari faaliyetinden sorumlu yöneticiler, satış fiyatının dışında başka enstrümanlar bulmalıdırlar. İş sadece fiyat olsaydı, piyasada pahalı satan hiçbir firma kalmazdı. Ancak, işletmelere baktığımızda aynı sektörde pahalı satanında ucuz satanında bulunduğunu görebiliriz. Peki, o zaman pahalı ürün piyasada nasıl satılıyor? Bu soruyu sorduğunuzda çok fazla cevap alabilirsiniz. Denilen herşey de doğrudur. Yalnız şunu unutmamak lazım, eğer pahalı satan firma kar edip büyüyorsa, demek ki, doğru pazarlama ve satış stratejisi uygulamış, pahalı olmasına ra...

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...