Ana içeriğe atla

Firmalar neden strateji oluşturamıyorlar? Bölüm 2

Değerli dostlar,

Belirlenen stratejinin en önemli kavramlarından birisi de, çalışanların günlük karar alma mekanizmalarında verdikleri kararlarda, tercihlerini bu stratejiye uygun vermeleridir. Firmalarda yapılan operasyonel iyileştirmeler, yönetimin zorunlu bir gerçeğidir, ancak strateji değildir. Bu şekilde davranıp satış fiyatını düşürerek, pazarda payını arttırmak isteyen firmalar istemeden de olsa, kendi sektörlerindeki fiyat rekabetine farkına varmadan hizmet ederler. Bu da hiçbir sektöre fayda sağlamaz. Yöneticilerin operasyon verimliliğini strateji kavramından ayırmaları önemlidir. İki kavram da gereklidir, ancak ikisininde gündemleri farklıdır.

Operasyonel verimlilik, toplam kalite kavramının gerektirdiği sürekli iyileştirme unsurunu öne çıkarır. Bu kapsamda yaşanabilecek başarısızlık, doğru stratejiyi uygulayan firmalarda dahi zorluk yaşanmasına sebebiyet verebilir. Operasyonel verimlilik ayrıca esneklik ve en iyi uygulamaya ulaşmak için çabalar. Stratejik davranış biçimi ise, özgün bir konumlandırma yapmaktır. Sürekli olarak firmanın konumunu sağlamlaştırmanın ve yaymanın yollarını araştırmayı gerektirir. Stratejik davranış biçimi disiplin ve süreklilik ister.

Stratejik süreklilik, durağan bir rekabet görüşünü benimsemez. Bir şirketin sürekli olarak operasyonel verimliliğini arttırması, firma içindeki süreçlerinde uyumu güçlendirmesi ile başarı sağlayabilir. Stratejik süreklilik, bir firmanın sürekli gelişim kültürünü etkin kılmalıdır. Bir firma, içinde bulunduğu sektörde büyük yapısal değişiklikler varsa, stratejisini gözden geçirmek zorundadır. Duruma göre stratejisini değiştirebilir. Bu değişim çok radikal karar almalar gerektirebilir, zaman zaman firmalar yeni konumlarını, yeni sektörlerde deneyebilirler. Tabiki, böyle davranabilmek için, geçmişin maliyetlerinin ödenmiş olması önemlidir. Bu tip hareketler firmaların yönetsel ve operasyonel becerilerinin çok yüksek olması ile ancak başarı sağlayabilir.

Strateji geliştirmek aslında, sektörel rekabeti iyi analiz etmek ve onunla mücadele edebilmektir. Ancak, firma yöneticileri rekabeti sadece rakipleri ile kendi aralarındaki bir mücadele gibi algılayarak dar bir çerçeveye oturturlar. Oysaki, son dönemde yapılan çalışmalar rekabeti 4 ana başlık altında toplamaktadır. Bunlar, müşteriler, tedarikçiler, potansiyel girişimciler ve ikame ürünler olarak değerlendirilir. Bu 5 kavramdan kaynaklanan geniş kapsamlı rekabet olgusu, herhangi bir sektörün yapısını tanımlar ve sektördeki rekabet etkileşiminin doğasını şekillendirir.

Bu beş kuvveti sonraki yazılarımda detaylarıyla anlatacağım.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Son akşam yemeği Bölüm 1

Değerli dostlar, En son yazımda, Leonardo Da Vinci ile ilgili yazmıştım. Bugün de yine Leonardo ile ilgili yazacağım ancak bu sefer konu bir eseri olacak. Son akşam yemeği eserini duymuşsunuzdur. Aslında bir önceki bloğumda yazdığım gibi sanat eserleri niteliğindeki resimler bende çok fark yaratmıyordu. Leonardo’nun biyografisini okuyunca, biraz daha bilgi kazandığımı düşünüyorum. En azından resimde nerelere bakacağımı daha iyi biliyorum artık. Son akşam yemeği resmini ben daha önceden bir tablo gibi düşünmüştüm Oysa ki, resim bir duvara çizilmiş, evet yanlış duymadınız. Resim Milano’daki Santa Maria Delle Grazie kilisesinin duvarına çizilmiş. Leonardo tüm resimlerinde insanların duygularını ve ruh hallerini resimlerine yansıtmaya çalışmış, hem de ne yansıtma. Resimlerinde daha çok hareketli anları çizmiş ve o hareket hallerinde insan vücudunun aldığı formu incelemiş ve en doğru şekilde resmetmeye çalışmış. Son akşam yemeği’ni de incelerseniz, tablonun hem hareketli insan figürleri...

Kuantum bilgisayarlar

Değerli dostlar, Bugün kuantum bilgisayarlar hakkında yazı yazacağım. Kuantum bilgisayarlar bilgisayar dünyasında bir devrim niteliğindedir. Moore yasasının artık sınırına gelmiş durumdayız. Daha hızlı bilgisayarlar için farklı metotlar denememiz gerekiyor. Şu an için bilim insanları kuantum teknolojisi ile hesaplama yapmaya çalışmaktadır. Kuantum dünyası apayrı bir dünya, yazılarımda bahsettiğim gibi, akıl ile anlaşılabilecek durumun ötesindedir. Bugünkü, bilgisayarlar bit dediğimiz, 0 ve 1 lerden oluşan ikili sistemi kullanarak hesaplama yaparlar. Kuantum dünyasında durum farklıdır. Herhangi bir andaki olasılık, olabilecek tüm durumların toplamı kadardır. Yani, büyük bir nesne ile anlatmak istersek, bir kedinin hem ölü, hemde canlı olduğu olasılığını düşünün. Kuantum dünyasında bu olabilir. Dolayısıyla, 0 veya 1 in gerçekleşme durumu, her ikisinin olma olasılığının toplamı kadardır. Kuantum bilgisayarlar, hala emekleme aşamasındadır. Kuantum bilgisayarlarındaki en büyük...

Thales

Değerli dostlar, Bugün yine, mühendislik tarihinin büyük insanlarından Thales’den bahsedeceğim. M.Ö 7. Yy da doğmuş ve M.Ö. 6.yy da ölmüştür. Kendisi bu topraklardandır. Milet’lidir. Bilinen ilk bilim insanlarındandır. Sokrat, Pisagor gibi bilim insanlarından da önce yaşamıştır. Zaten dünya medeniyeti üzerinde yaşadığımız topraklarda oluşmuştur. Thales o zamanlar Dünya medeniyetinin merkezi olan Mısır’a seyahat etmiş ve Babil kültürü almıştı. Güneş tutulmasını önceden haber verdiği söylenir. Bir piramitin yüksekliğinin nasıl ölçülebileceğini gölgesinin uzunluğuyla Güneş’in ufka olan açısını hesaplayarak bulmuştur. Bu yöntem hala bugün, Ay’daki dağların yüksekliğini ölçmek için kullanılıyor. Thales, kendisinden 3 yüzyıl sonra Euklid tarafından yazılı belge haline getirilerek teoremleri kanıtlanan ilk bilim insanıdır. İkizkenar üçgenin tabanındaki açıların eşit olduğunu Thales bulmuştur. Thales ilk kez, dünyamızı Tanrı’ların aracılığına başvurmadan anlamaya çalışmış insandı...