Ana içeriğe atla

"Define"


Değerli dostlar,

İşim gereği, sürekli fabrikaların karlılığını arttırıcı çalışmalar yapıyorum. Bu vesile ile türlü türlü üretim prosesleri ve yöneticilerle temas halinde oluyorum. Genellikle, en çok zorlandığımız konu teknik konulardan çok insan davranışları oluyor.

Yeni tanıştığımız bazı işyerlerinde, bazen şu tip cevaplar alıyoruz. “Bu iş bundan daha iyi yapılamaz, biz hepsini denedik. En iyisi şu an yaptığımız durum” gibi oluyor. İnsanların geldiği noktayı son nokta olarak görmesi mühendislik felsefesine aykırı bir durum. İnsanlar geldikleri noktayı son nokta, artık bundan ötesi yok gibi değerlendiriyorlarsa gelişme nasıl olacak?

Bundan 100 yıl önce üretilen arabalarla şimdi ki arabaların durumları değerlendirildiğinde, o zaman artık bundan daha iyisi yapılamaz denseydi, bugünkü arabaların teknolojisine nasıl ulaşacaktık? Bırakın 100 yılı, 10 yıl önceki arabaların teknolojileri ile şimdi ki teknolojileri aynımıdır? Hem ürünler, hem üretim prosesleri sürekli gelişiyor ve bunun sonucunda hem daha iyi hem de şaşıracaksınız ama ucuz arabalar alıyoruz. İnsanlar sürekli, nasıl daha iyisini, daha ucuz yaparım diye düşünüyorlar. Bizde ise, bazı insanlarımız olduğu noktayı son nokta olarak görüyorlar. Böyle gidersek kaybetmeye mahkumuz.

Geliştirme yapabilmemiz için, önce geliştirme yapmaya ihtiyacımız olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Yalın üretim ve 6 sigmanın ilk kuralı da zaten budur. “Define” yani, hatayı veya geliştirme yapılacak noktayı tanımla der. Yani, aslında söylemek istediği, geliştirme ihtiyacını kabul ettirmektir. Yoksa, süslü kağıtlardaki, gereksiz çoğu detay değildir.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...