Ana içeriğe atla

Referans araştırması


Değerli dostlar,

Bugün size geçen hafta başımdan geçen ilginç bir olayı anlatacağım. Bir insan kaynakları danışmanlık firması beni aradı ve daha önce bana bağlı çalışanlarımdan birisi hakkında bilgi almak istediğini söyledi. Beni mi referans verdiğini sorduğumda, hayır cevabını verip, kendisi hakkında bir iş için araştırma yaptıklarını söyledi. Çok şaşırdım ve kibarca, maalesef kendilerine bilgi veremeyeceğimi söyledim. Benim etik değerlerime aykırı olduğu için böyle bir bilgi veremezdim. Çalışanlarım benden referans olmamı istedikleri durumda arayıp, iznimi isteyip, öyle referans veriyorlardı.

Telefonu kapadıktan sonra, konuyu düşündüm ve hiç uygun bir davranış şekli olmadığına karar verdim. Referans konusu çok hassas bir konu, çünkü, iş hayatında, öyle bir mücadele var ki, insanlar birbileri hakkında yalan yanlış konuşuyorlar, dedikodu yapıyorlar, hatta kulis yapanlar bile var. Bunun yanında insanoğlu yaradılış itibarıyle kıskanç, amirini geçen çalışanlar var vs.. Düşünsenize, bilgisayar kullanamayan ilk girdiği işte 30 yıldır çalışan, koltuğuna yapışmış bir genel müdür, altında çalışan çok daha donanımlı bir çalışanı nasıl değerlendirebilir? Onun değer kriterleri ile yeni çağın değer kriterleri bir olabilir mi? Bu sebeple, kendi koşullarına göre yönetmeyen bir çalışan için ne düşünür sizce? Yani kimin değerlendirmesi doğru? Kim, kimi değerlendirecek? Altında daha donanımlı çalışan mı? Yoksa üstteki, gelişmelere ayak uyduramamış üst yönetici mi?

Ayrıca, her insan da dürüst değil, doğru objektif bir şekilde yorum yapmıyor. Ayrıca iş hayatında aralarında husumet olanlar, rekabet olanlar var. Bir önceki işinden ayrıldığı için, kendisine garez edenler var. Şimdi, böyle bir durumda, bu şekilde bir araştırma yapmak sizce ne kadar güvenilir olur? Bunun dışında etik midir? Çalışan araştırması tabiiki, yapılmalı, ancak yolu bu mudur? Yorumu size bırakıyorum.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...