Ana içeriğe atla

Eratostenes


Değerli dostlar,

Biraz da yine bilim tarihinden bahsedeyim. Şu an ki yaşadığımız, çağa gelene kadar insanoğlu ne kadar mücadele etmiş, ne kadar çabalamış. Bu bilim adamlarını okudukça hayranlık  duymamak elde değil. Yine, büyük bir bilim adamından bahsedeceğim. M.Ö. 3. Yy da yaşamış dönemin en ünlü bilim adamı.
Eratostenes. Yani, lakabı ile Beta. O dönemde de kıskançlık varmış ve onu kıskananlardan biri ona Beta demiş. Beta yunan alfabesinin 2. Harfi. Yani, Eratostenes için birinci değil de birinciden sonra gelen ikinci olarak hitap etmiş. Oysa kendisi o dönem için bir numaradır.

Eratostenes, astronomi bilgini, filozof, ozan ve matematikçidir. O dönemin en büyük şehri, İskenderiye’de yaşıyordu. İskenderiye, o dönem dünya ticaretinin merkezi, limanı, kütüphanesi, feneri ve bilim adamları ile dolu. Yazdığı kitaplardan örnek vermek istersek, “Astronomi üzerine” veya “Acı çekmekten kurtuluş” söylenebilir.

Birgün, Syene adlı Mısır şehrinde yere dikilen sopaların 21 haziran günü gölge yapmadıkları ile ilgili bir yazı okudu. Herhangi biri için dikkate değer bir konu değilken, Eratostenes’in kafasında soru işareti oluşturdu. Yaşadığı şehir olan İskenderiye’de de dikilen sopaların gölge yapıp yapmadıklarını kontrol etti ve gölge yaptıklarını keşfetti.

Ama nasıl olabilirdi? Aynı günün aynı saatinde, Syene de sopalar gölge yapmazken, İskenderiye’de yapıyordu. Bunun tek cevabı olabilir diye düşündü, Eratostenes, yeryüzü kavisli idi.

Güneş ışınlarının farklı yerlerde farklı uzunlukta gölge yapması, güneş ışınlarının, sopaların olduğu konuma göre açılı gelmesindendi. Eratostenes, Syene ve İskenderiye’de dikilen sopaların gölge uzunluklarındaki farka göre iki şehir arasındaki açısal konum farkını hesapladı. İki şehir arasında 7 derecelik fark vardı. Eratostenes, iki şehir arasındaki açı ve mesafeyi, dünyanın yuvarlak ve 360 derecelik olduğu bilgisiyle, dünyanın çevresinin 40.000 km olduğunu hesapladı. Evet, sadece 2 sopa, gölge farkı ve 2 sopa arası mesafe ile dünyanın çevresini ölçen ilk insan.

Saygılar sana büyük üstad, Eratostenes,

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Son akşam yemeği Bölüm 1

Değerli dostlar, En son yazımda, Leonardo Da Vinci ile ilgili yazmıştım. Bugün de yine Leonardo ile ilgili yazacağım ancak bu sefer konu bir eseri olacak. Son akşam yemeği eserini duymuşsunuzdur. Aslında bir önceki bloğumda yazdığım gibi sanat eserleri niteliğindeki resimler bende çok fark yaratmıyordu. Leonardo’nun biyografisini okuyunca, biraz daha bilgi kazandığımı düşünüyorum. En azından resimde nerelere bakacağımı daha iyi biliyorum artık. Son akşam yemeği resmini ben daha önceden bir tablo gibi düşünmüştüm Oysa ki, resim bir duvara çizilmiş, evet yanlış duymadınız. Resim Milano’daki Santa Maria Delle Grazie kilisesinin duvarına çizilmiş. Leonardo tüm resimlerinde insanların duygularını ve ruh hallerini resimlerine yansıtmaya çalışmış, hem de ne yansıtma. Resimlerinde daha çok hareketli anları çizmiş ve o hareket hallerinde insan vücudunun aldığı formu incelemiş ve en doğru şekilde resmetmeye çalışmış. Son akşam yemeği’ni de incelerseniz, tablonun hem hareketli insan figürleri...

Kuantum bilgisayarlar

Değerli dostlar, Bugün kuantum bilgisayarlar hakkında yazı yazacağım. Kuantum bilgisayarlar bilgisayar dünyasında bir devrim niteliğindedir. Moore yasasının artık sınırına gelmiş durumdayız. Daha hızlı bilgisayarlar için farklı metotlar denememiz gerekiyor. Şu an için bilim insanları kuantum teknolojisi ile hesaplama yapmaya çalışmaktadır. Kuantum dünyası apayrı bir dünya, yazılarımda bahsettiğim gibi, akıl ile anlaşılabilecek durumun ötesindedir. Bugünkü, bilgisayarlar bit dediğimiz, 0 ve 1 lerden oluşan ikili sistemi kullanarak hesaplama yaparlar. Kuantum dünyasında durum farklıdır. Herhangi bir andaki olasılık, olabilecek tüm durumların toplamı kadardır. Yani, büyük bir nesne ile anlatmak istersek, bir kedinin hem ölü, hemde canlı olduğu olasılığını düşünün. Kuantum dünyasında bu olabilir. Dolayısıyla, 0 veya 1 in gerçekleşme durumu, her ikisinin olma olasılığının toplamı kadardır. Kuantum bilgisayarlar, hala emekleme aşamasındadır. Kuantum bilgisayarlarındaki en büyük...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...