Ana içeriğe atla

Heike yengeci


Değerli dostlar,

Size evrim ile ilgili ilginç bir hikayeden bahsedeceğim. Japonya’da samuray yüzünü andıran yengeçlerin olduğunu hiç duymuşmuydunuz. Bu bir reklamasyon değil, gerçekten de Japon iç denizinde görüntüsü samuray yüzünü andıran, sırtlarında girintili, çıkıntılı şekiller olan yengeçler vardır.

İlkönce öyküsünü anlatayım. 1185 yılında Japon imparatoru, 7 yaşında Antoku adında bir çocuktu. Kendisi, Heike samurayları kabilesinin lideriydi. Aynı dönemde, bir diğer samuray kabilesi daha vardı, onların adı da Genji samurayları idi. Her iki kabile de imparatorluk tahtında hak iddia ediyorlardı. İki kabile 24 Nisan 1185 günü, Japon iç denizi, Danno-ura’da savaştılar. Heike’ler yenildiler ve çoğu öldürüldü. Geriye kalanlar da kendilerini denize atarak boğuldular. İmparator’un anneannesi, Sultan Nii, Antoku ile birlikte düşmanın eline geçmemek için denize atlayarak boğuldular. Heike’lerin tüm filosu yokoldu. Yalnızca 43 kadın hayatta kaldı. Esir olarak alınan bu kadınlar, savaşın yapıldığı yerin yakınlarındaki balıkçılara yakınlık göstermeye zorlandılar. Ve, balıkçılardan çocuk sahibi oldular. Bu çocuklar, halen savaş gününü anma festivali düzenliyorlar. Heike’lerin torunları olan bu denizciler, Heike samuraylarının o iç denizin derinliklerinde, yengeç biçiminde dolaştıklarını söylerler. Bu yengeçleri yakalayan balıkçılar, batıl inançları sebebiyle, bu yengeçleri yemezler ve tekrar denize atarlar.

Bu efsane ilginç bir soruna yol açıyor. Nasıl oluyor da bir savaşçının yüzü, bir yengeç kabuğuna işlenmiş olabilir? Bunun cevabı evrim de yatıyor. Yüzyıllardır, yüzü insana benzeyen yengeçleri yemeyen, balıkçılar, insana benzemeyeni yiyerek, insana benzemeyen yengeçlerin soyunu azaltmışlardır. Diğer, insan yüzüne benzeyen yenmeyeceğinden sayısı her geçen gün artacaktır. Yengeç ve insan kuşakları zaman içinde akıp gittikçe, Samuray yüzüne en çok benzeyen yengeçlerin yaşamlarını sürdürme olanağı artmıştır. Tüm bu süreçlerin, yengeçlerin isteğiyle bir ilgisi yoktur. Seleksiyon onların dışından gelen ve kendini kabul ettiren bir güçtür.

Bu sürece yapay seleksiyon değil, doğal seleksiyon denir. Heike yengeci olgusu, balıkçıların hemen hemen bilinçsizce davranışları sonucu ortaya çıkmıştır.
İşte böyle, ne ilginç bir dünyada yaşıyoruz. Bilmediğimiz ne olaylar yaşanmış ve yaşanıyor.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Son akşam yemeği Bölüm 1

Değerli dostlar, En son yazımda, Leonardo Da Vinci ile ilgili yazmıştım. Bugün de yine Leonardo ile ilgili yazacağım ancak bu sefer konu bir eseri olacak. Son akşam yemeği eserini duymuşsunuzdur. Aslında bir önceki bloğumda yazdığım gibi sanat eserleri niteliğindeki resimler bende çok fark yaratmıyordu. Leonardo’nun biyografisini okuyunca, biraz daha bilgi kazandığımı düşünüyorum. En azından resimde nerelere bakacağımı daha iyi biliyorum artık. Son akşam yemeği resmini ben daha önceden bir tablo gibi düşünmüştüm Oysa ki, resim bir duvara çizilmiş, evet yanlış duymadınız. Resim Milano’daki Santa Maria Delle Grazie kilisesinin duvarına çizilmiş. Leonardo tüm resimlerinde insanların duygularını ve ruh hallerini resimlerine yansıtmaya çalışmış, hem de ne yansıtma. Resimlerinde daha çok hareketli anları çizmiş ve o hareket hallerinde insan vücudunun aldığı formu incelemiş ve en doğru şekilde resmetmeye çalışmış. Son akşam yemeği’ni de incelerseniz, tablonun hem hareketli insan figürleri...

Kuantum bilgisayarlar

Değerli dostlar, Bugün kuantum bilgisayarlar hakkında yazı yazacağım. Kuantum bilgisayarlar bilgisayar dünyasında bir devrim niteliğindedir. Moore yasasının artık sınırına gelmiş durumdayız. Daha hızlı bilgisayarlar için farklı metotlar denememiz gerekiyor. Şu an için bilim insanları kuantum teknolojisi ile hesaplama yapmaya çalışmaktadır. Kuantum dünyası apayrı bir dünya, yazılarımda bahsettiğim gibi, akıl ile anlaşılabilecek durumun ötesindedir. Bugünkü, bilgisayarlar bit dediğimiz, 0 ve 1 lerden oluşan ikili sistemi kullanarak hesaplama yaparlar. Kuantum dünyasında durum farklıdır. Herhangi bir andaki olasılık, olabilecek tüm durumların toplamı kadardır. Yani, büyük bir nesne ile anlatmak istersek, bir kedinin hem ölü, hemde canlı olduğu olasılığını düşünün. Kuantum dünyasında bu olabilir. Dolayısıyla, 0 veya 1 in gerçekleşme durumu, her ikisinin olma olasılığının toplamı kadardır. Kuantum bilgisayarlar, hala emekleme aşamasındadır. Kuantum bilgisayarlarındaki en büyük...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...