Değerli dostlar,
Bugünü, kısa cümlelerle geçmek istemiyorum. Bayramların en büyüğü olan Cumhuriyet bayramımızı coşkuyla kutlayan bir yazı yazmak istiyorum.
Nene hatunun, Kara Fatmanın, Sütçü İmamın, Topal Osman’ın, Ege efelerinin, Ankara seymenlerinin, Karadeniz uşaklarının, Dadaşların, Halide Edip’in, Fevzi Çakmak paşanın, Kazım Karabekir Paşanın, İsmet Paşanın, adını bilmediğimiz nice yiğitlerimizin ve en önemlisi, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emaneti, Türk devleti, Türk bayrağı ve Türk Cumhuriyeti ilelebet payidar olsun.
Milletimiz var olsun. Türk yurdu, sonsuza dek şan ve şerefle dolsun.
Irmağının akışına, toprağının kokusuna, havasına, suyuna, her bölgesinden melek yüzlü insanına, selam olsun. Yurdumun her köşesine, toprağına, taşına, müjdeler olsun, Cumhuriyetimizin 95. Yıldönümü kutlu olsun!
Saygılarımla,
Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık
Değerli dostlar, En son yazımda, Leonardo Da Vinci ile ilgili yazmıştım. Bugün de yine Leonardo ile ilgili yazacağım ancak bu sefer konu bir eseri olacak. Son akşam yemeği eserini duymuşsunuzdur. Aslında bir önceki bloğumda yazdığım gibi sanat eserleri niteliğindeki resimler bende çok fark yaratmıyordu. Leonardo’nun biyografisini okuyunca, biraz daha bilgi kazandığımı düşünüyorum. En azından resimde nerelere bakacağımı daha iyi biliyorum artık. Son akşam yemeği resmini ben daha önceden bir tablo gibi düşünmüştüm Oysa ki, resim bir duvara çizilmiş, evet yanlış duymadınız. Resim Milano’daki Santa Maria Delle Grazie kilisesinin duvarına çizilmiş. Leonardo tüm resimlerinde insanların duygularını ve ruh hallerini resimlerine yansıtmaya çalışmış, hem de ne yansıtma. Resimlerinde daha çok hareketli anları çizmiş ve o hareket hallerinde insan vücudunun aldığı formu incelemiş ve en doğru şekilde resmetmeye çalışmış. Son akşam yemeği’ni de incelerseniz, tablonun hem hareketli insan figürleri...
Yorumlar
Yorum Gönder