Ana içeriğe atla

Entelektüel Kapitalizme geçiş


Değerli dostlar,

4. sanayi devrimi ile kapitalizm kavramı nasıl değişecek, biraz da ondan bahsetmek istiyorum. Bu devrim ile artık, emtia kapitalizminin sonuna geliyor olabiliriz.

Adam Smith zamanında, sermaye mal/emtia ile ölçülürdü. Emtia fiyatları son 150 yıldır sürekli düşüyor, bugün 100 yıl önce İngiltere Kralı’nın yapamadığı kahvaltıyı yaptık. Emtia fiyatlarının düşmesi, daha iyi seri üretim, daha iyi taşıma, iletişim ve rekabet sebebiyledir.

Emtia kapitalizminin yerini önümüzdeki dönemde entelektüel kapitalizm alacak. Yani bilgi ve zeka. Seri üretilemeyecek tek şey kaldı, o da insan beyni ve yaratıcılığıdır. Emtiadan farklı olarak, entelektüel sermaye oluşturabilmek için, bir insanı beslemek, yetiştirmek ve eğitmek zorundayız, bu da onlarca yıllık çaba gerektirir.

Thurow şöyle demiştir, “Diğer herşeyin rekabet denkleminden çıkmasıyla, bilgi, uzun vadede sürdürülebilir rekabet üstünlüğünün yegane kaynağı hale gelmiştir.”

Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi, yazılım donanımdan daha önemli hale gelecek. Bilgisayar çiplerinin fiyatları düşmeye devam edecek. Ancak, yazılım yani, insan düşüncesi, bilgisi yaratıcılığı sürekli değerlenecek. Örneğin, bilgisayarınızda sakladığınız projeler, dosyalar veya planlarınız yüzbinlerce dolar değerinde olabilir ancak bilgisayarınız sadece birkaç yüz dolar değerindedir.

Başka örnekler vermek gerekirse, İngiltere 1991 de görünmez ihraçlardan (hizmetlerden) görünür olanlara göre daha fazla kazanan ilk ülke olmuştur. Amerika birleşik devletleri ekonomisinin imalattan gelen payı, yıllar boyu sürekli azalırken, (Filmler, müzik endüstrisi, video oyunları, bilgisayarlar, Telekom ve bilişim gibi) entelektüel kapitalizm içeren sektör hızla yükselmiştir. Doğal kaynaklarının fiyatlarını da incelersek, yıllar boyunca sürekli düştüğünü göreceğiz.

Buna en iyi örneklerden birisi de Japonya’dır. Japonya’nın hiçbir doğal kaynağı yoktur. Neredeyse tüm hammalzeme ihtiyacını ithal ederek karşılar, ancak Dünya’nın en büyük ekonomilerinden birisidir. Japonya’nın zenginliği, ayaklarının altındaki doğal kaynaklarının zenginliğinden değil,  halkının çalışkanlığı, zekası, beraberliği ve bilgisinin sonucudur.

Bu sebeple de gelecekte de zeka ve bilgi para etmeye devam edecektir, hem de geçmişten daha fazla şekilde.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Son akşam yemeği Bölüm 1

Değerli dostlar, En son yazımda, Leonardo Da Vinci ile ilgili yazmıştım. Bugün de yine Leonardo ile ilgili yazacağım ancak bu sefer konu bir eseri olacak. Son akşam yemeği eserini duymuşsunuzdur. Aslında bir önceki bloğumda yazdığım gibi sanat eserleri niteliğindeki resimler bende çok fark yaratmıyordu. Leonardo’nun biyografisini okuyunca, biraz daha bilgi kazandığımı düşünüyorum. En azından resimde nerelere bakacağımı daha iyi biliyorum artık. Son akşam yemeği resmini ben daha önceden bir tablo gibi düşünmüştüm Oysa ki, resim bir duvara çizilmiş, evet yanlış duymadınız. Resim Milano’daki Santa Maria Delle Grazie kilisesinin duvarına çizilmiş. Leonardo tüm resimlerinde insanların duygularını ve ruh hallerini resimlerine yansıtmaya çalışmış, hem de ne yansıtma. Resimlerinde daha çok hareketli anları çizmiş ve o hareket hallerinde insan vücudunun aldığı formu incelemiş ve en doğru şekilde resmetmeye çalışmış. Son akşam yemeği’ni de incelerseniz, tablonun hem hareketli insan figürleri...

Kuantum bilgisayarlar

Değerli dostlar, Bugün kuantum bilgisayarlar hakkında yazı yazacağım. Kuantum bilgisayarlar bilgisayar dünyasında bir devrim niteliğindedir. Moore yasasının artık sınırına gelmiş durumdayız. Daha hızlı bilgisayarlar için farklı metotlar denememiz gerekiyor. Şu an için bilim insanları kuantum teknolojisi ile hesaplama yapmaya çalışmaktadır. Kuantum dünyası apayrı bir dünya, yazılarımda bahsettiğim gibi, akıl ile anlaşılabilecek durumun ötesindedir. Bugünkü, bilgisayarlar bit dediğimiz, 0 ve 1 lerden oluşan ikili sistemi kullanarak hesaplama yaparlar. Kuantum dünyasında durum farklıdır. Herhangi bir andaki olasılık, olabilecek tüm durumların toplamı kadardır. Yani, büyük bir nesne ile anlatmak istersek, bir kedinin hem ölü, hemde canlı olduğu olasılığını düşünün. Kuantum dünyasında bu olabilir. Dolayısıyla, 0 veya 1 in gerçekleşme durumu, her ikisinin olma olasılığının toplamı kadardır. Kuantum bilgisayarlar, hala emekleme aşamasındadır. Kuantum bilgisayarlarındaki en büyük...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...