Ana içeriğe atla

Manyetizma çağı


Değerli dostlar,

20. yy elektrik enerjisinin çağı idi. Elektronların çok kolay bir şekilde yönetilebilmeleri, radyo, TV, bilgisayar, lazer gibi yeni teknolojilerin önünü açmıştı. 21. Yy manyetizma çağı olabilir. Bunu mümkün kılan kavram süper iletken teknolojisidir.

Havada durabilen, nerdeyse hiç yakıt kullanmadan saatte birkaç yüz km hız yapabilen, manyetik araba düşünün. Arabamızda kullandığımız benzinin çoğunlukla amacı sürtünme kuvvetini yenmektir. İstanbul’dan Ankara’ya yolu buz tabakası ile kaplarsak nerdeyse hiç enerji harcamadan Ankara’ya gidebiliriz. Benzer şekilde uzay araçları sadece birkaç litre yakıtla, Pluton’un ötesine kadar gidebilirler. Aynı şekilde manyetik bir araçta, yerin üstünde havada süzülebilir, sadece ilk enerjiyi itme veya üfleme şeklinde vermeniz yeterlidir.

Bu teknolojinin anahtarı süper iletkenlerdir. Mutlak sıfırın üzerinde 4 Kelvin’e kadar soğutulduğunda, civanın tüm elektriksel direncini kaybettiğini biliyoruz. Bu da süper iletken tellerde hiçbir şekilde enerji kaybı olmadığı anlamına gelir. Süper iletkenler, muhteşem özelliklere sahiptir, ama ciddi bir dezavantajları vardır, onları sıvı hidrojenle mutlak sıfır civarına kadar soğutmanız gerekir, bu da çok pahalı bir işlemdir.

Bu nedenle uzun zamandır, düşük sıcaklıklara kadar soğutulmasına gerek olmayan yeni bir süper iletken bulma araştırmaları devam ediyordu. Araştırmaların sonunda bulunan malzeme herkesi sok etti. Bu malzeme seramikti ve mutlak sıfırın üzerinde 92 Kelvin de süper  iletken olmuştu. Şimdiye kadar, bu yeni süper iletkenler için dünya rekoru mutlak sıfırın üstünde 138 Kelvindir. Bu çok önemlidir, çünkü süt kadar az bir maliyeti olan sıvı azot 77 Kelvin de oluşur, dolayısıyla bu seramikleri soğutmak için kullanılabilir.

Oda sıcaklığında süper iletken yaratabilmek ise, yeni bir sanayi devrimi demektir. Oda sıcaklığındaki süper iletken, herhangi bir soğutma ekipmanına ihtiyaç duymazlar bu sebeple, devasa güçleri olan kalıcı manyetik alan yaratabilirler.

İnsanoğlu, inanılmaz keşiflerle, doğanın güçlerine hükmediyor. Bakalım önümüzdeki yıllarda daha neler keşfedeceğiz.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Son akşam yemeği Bölüm 1

Değerli dostlar, En son yazımda, Leonardo Da Vinci ile ilgili yazmıştım. Bugün de yine Leonardo ile ilgili yazacağım ancak bu sefer konu bir eseri olacak. Son akşam yemeği eserini duymuşsunuzdur. Aslında bir önceki bloğumda yazdığım gibi sanat eserleri niteliğindeki resimler bende çok fark yaratmıyordu. Leonardo’nun biyografisini okuyunca, biraz daha bilgi kazandığımı düşünüyorum. En azından resimde nerelere bakacağımı daha iyi biliyorum artık. Son akşam yemeği resmini ben daha önceden bir tablo gibi düşünmüştüm Oysa ki, resim bir duvara çizilmiş, evet yanlış duymadınız. Resim Milano’daki Santa Maria Delle Grazie kilisesinin duvarına çizilmiş. Leonardo tüm resimlerinde insanların duygularını ve ruh hallerini resimlerine yansıtmaya çalışmış, hem de ne yansıtma. Resimlerinde daha çok hareketli anları çizmiş ve o hareket hallerinde insan vücudunun aldığı formu incelemiş ve en doğru şekilde resmetmeye çalışmış. Son akşam yemeği’ni de incelerseniz, tablonun hem hareketli insan figürleri...

Kuantum bilgisayarlar

Değerli dostlar, Bugün kuantum bilgisayarlar hakkında yazı yazacağım. Kuantum bilgisayarlar bilgisayar dünyasında bir devrim niteliğindedir. Moore yasasının artık sınırına gelmiş durumdayız. Daha hızlı bilgisayarlar için farklı metotlar denememiz gerekiyor. Şu an için bilim insanları kuantum teknolojisi ile hesaplama yapmaya çalışmaktadır. Kuantum dünyası apayrı bir dünya, yazılarımda bahsettiğim gibi, akıl ile anlaşılabilecek durumun ötesindedir. Bugünkü, bilgisayarlar bit dediğimiz, 0 ve 1 lerden oluşan ikili sistemi kullanarak hesaplama yaparlar. Kuantum dünyasında durum farklıdır. Herhangi bir andaki olasılık, olabilecek tüm durumların toplamı kadardır. Yani, büyük bir nesne ile anlatmak istersek, bir kedinin hem ölü, hemde canlı olduğu olasılığını düşünün. Kuantum dünyasında bu olabilir. Dolayısıyla, 0 veya 1 in gerçekleşme durumu, her ikisinin olma olasılığının toplamı kadardır. Kuantum bilgisayarlar, hala emekleme aşamasındadır. Kuantum bilgisayarlarındaki en büyük...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...