Ana içeriğe atla

Nanoteknoloji


Değerli dostlar,

Bugün, nanoteknolojiden bahsedeceğim. Çoğumuzun her gün duyduğu ama anlam veremediği veya bilmediği nanoteknoloji.

Nanoteknoloji hala emekleme aşamasında olmasına rağmen, şimdiden kimyasal kaplama alanında gelişen bir ticari alan ortaya çıkarmıştır. Herhangi bir ürün üzerine, yalnızca birkaç molekül kalınlığında ince kimyasal tabakalar püskürterek, ürün küflenmeye karşı daha dayanıklı hale getirilebilir veya onun optik özellikleri değiştirilebilir. Leke tutmaz elbiseler, daha da geliştirilmiş bilgisayar ekranları, daha güçlü metal kesme takımları, çizilmez kaplamalar, nanoteknolojinin şu an ki ticari uygulamalarıdır.

Herşey atomlardan yapılmıştır ve insanoğlu bugün atomlara hükmetmeye çalışmaktadır. Bunun adı, nanoteknolojidir. Yani, atomlara tek tek müdahale etmeye yarayan teknoloji. Moleküler üretim teknolojileri, bugün yalnızca hayalini kurabildiğimiz, süper güçlü, süper hafif, insanı hayrete düşüren elektrik ve manyetik özellikleri olan, yeni malzemeleri ortaya koyabilir.

Nobel ödüllü Richard Smalley, “Nanoteknolojinin en büyük hayali, atomları temel yapı taşı olarak kullanmaktır” diye konuşmuştur. Fiziğin bu yeni alanına ilk dikkati çeken, Nobel ödüllü, Richard Feynman’dı. Çok basit bir soru ile işe başladı. Bir makineyi ne kadar küçük yapabilirsiniz? Feynman, “Altta daha çok yer var” adlı konuşmasında, “Atomları kimyacının dediği yerlere koy, böylece o maddeyi yaparsın” demiştir. Feynman tek tek atomlardan oluşmuş makinelerin mümkün olduğunu, ancak fizik kurallarının bunu zorlaştırdığını, ancak imkansızlaştırmadığını söylemişti.

İşte bugün geldiğimiz nokta Feynman’ın imkansız değil dediği noktadır. Bugün, atomlara tek tek müdahale ederek makineler yapabiliyoruz. Neler mi yapabiliriz? Hayal edebildiğiniz herşey. Nanoteknoloji, 21. Yy için çok büyük bir sanayi devrimidir.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...