Ana içeriğe atla

Yerli Malı


Değerli dostlar,

Dünya ekonomisi, ülkeler arası dengesizlikler ve siyasi güç çekişmeleri sebebiyle, bugün ciddi bir borç yükü altına girmiştir. Dünya ekonomisinin lokomotifi olan G-8 ülkeleri ekonomik olarak büyüyememekte, büyümeyi gerçekleştirebilmek için, parasal genişlemeler uygulayarak, ekonomilerini yapay olarak büyütmeye çalışmaktadırlar.

Küreselleşen dünya ekonomik refahı arttırmış gözükse de asıl artan küresel borç stoğudur. Gelişmiş ülkeler, ürettikleri malları satacakları daha az gelişmiş veya hiç gelişmemiş ancak doğal kaynakları olan ülkelere önce borç verip arkasından mallarını satarak, kendilerine borçlandırmışlardır. Ancak, burada asıl problem, bu borçlar borç veren ülkelere nasıl geri ödeneceğidir. Kur savaşları, faiz savaşları ülkeleri ekonomik olarak çıkmaza sokmuştur.

Biz, ilkokul talebesi iken, yerli malı haftası yapılırdı. Ülkemizin tüketiminin, ülkemizde üretilen ürünlere yönlendirilmesi teşvik edilirdi. Zaten, ülkeler arası ticaret yapmak ciddi şekilde varolan gümrük vergileri sebebiyle çok zordu. Ancak, yukarıda anlattığım şekilde, küreselleşen dünya ile, ithalat çok kolaylaştı ve yerli üretim zora girdi. Burada asıl problem, üreticinin maalesef kendini geliştirmeyip, yurt dışındaki gelişime ayak uyduramaması ve sonucunda rekabete yenik düşerek, malını satamaması ve arkasından da batması ile son bulmuştur.

Ülkemizin özellikle, üretimini her alanda geliştirmesi ve arkasından da yerli tüketimin teşvik edilmesi gerekmektedir. Çünkü, bizim gibi cari açık veren ülkelerin sürekli dışarıdan borçlanarak büyümesi ve tüketmesi sürdürülebilir bir ekonomik model değildir. Bugün, Amerika gibi, dünyanın en büyük ekonomisi bile, korumacı politikalara geçmek zorunda kalmıştır. Amerika bugün dünya’nın en borçlu ülkesidir. Her geçen gün artan borç miktarı Amerika’yı bu tür tedbirler almaya mecbur bırakmıştır. Kaldı ki, Amerika kendi parası ile borçlu bir ülkedir, buna rağmen bu tür tedbirler alıyor ise, bizim gibi, gelişmekte olan ülkelerin bir an önce önlemler alıp, üretimi ve ihracatı teşvik eden, vizyon olarak kendi ürettiğini tüketmeye çalışan bir ekonomik modele geçmeye çalışması zaruridir.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Özel ve Genel görelelik

  Değerli dostlar, Einstein, izafiyet teorisi üzerinde çalışırken çok şaşırdığı bir gerçekle karşılaşmıştı. Cisimler hızlandığı durumda zaman yavaşlıyordu. Ama bu nasıl olabilirdi? Kuantum dünyasının gerçekleri keşfedilene kadar, insanlar sağduyu ile anlayabilecekleri ve akıllarının kabul ettiği olayları doğru kabul etmişti. Kuantum kanunları ile beraber artık insanoğlu akıl yolu ile anlayabileceği Dünya’dan ötesini keşfetmeye başladı. Bu çok gizemli bir alemdi. Zamanın, cisimlerinin hızıyla yavaşlaması akıl alır bir durum değildi. Einstein bunu özel görelelik olarak adlandırdı. Diğer önemli keşfi de kütleçekimine ne kadar az maruz kalırsanız zamanın o kadar daha fazla hızlı akacağı gerçeğidir. Saçma geliyor değil mi? Bu kanunlar ne kadar çok saçma geliyorsa o kadar doğrudur. Size bu kanunlarla ilgili gerçek örnekler vereyim. Einstein’ın teorisinin doğruluğunu bugün cep telefonunda sürekli kullandığımız GPS sistemi üzerinden ispat edebiliriz. GPS sistemi, Dünya yörüngesinde dön...

Politika bilmek

Değerli dostlar, Güncel hayatta, siyasette sürekli yaşadığımız gördüğümüz olayların neredeyse tamamı iş hayatında da yaşanıyor. Bugün, işyerlerinde işin verimliliği, kalitesi ile ilgili neler yapacaklarımızın dışında, iş hayatında başarılı olmanız için başka neler yapmanız ile ilgili yazacağım. İş hayatında da aynı, ülke yönetimi gibi dezenformasyonlar, algı operasyonları maalesef olmaktadır. Özellikle, bilgisi ve zekası yeterli olmayan ancak, ayak oyunları ile bir yerlere gelmeye çalışan personeller bu gibi davranışları çok iyi kullanmaktadır. Bu gibi çalışanlar genellikle şirketlerde güç sahibi insanlara yakın olurlar. Sürekli güç sahibi insanların yanlarında durarak, sürekli hem şirket içindeki olayları genellikle kendi menfaatleri çerçevesinde anlatıp kişisel çıkar elde etmeye çalışırlar hem de şirket içinde kendilerine rakip gördükleri kişileri itibarsızlaştırmaya çalışırlar. İş hayatında, bilginiz çerçevesinde yaptığınız ve sonucunda başarı elde ettiğiniz konularla ilgili, dikk...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...