Ana içeriğe atla

Işınlanma


Değerli dostlar,

Bizim çocukluğumuzda televizyonda en sevdiğimiz dizilerden biriside uzay yolu, 25. Yy, uzay 1999, Atlantis’ten gelen adam gibi bilim kurgu dizilerdi. Hatta o dönem E.T. bütün dünya’da en çok gişe yapan filmlerden biri olmuştu. Bu söylediğim çok değil 30 yıl önce idi, yani bir insan ömrünün belli bir kısmı kadar önceden bahsediyorum. O zamanlar hiç olmayacak veya hayal ürünü gibi olan çoğu şeyin bugün gerçek olduğunu veya olabileceğini görmek beni hep şaşırtmıştır. Belki de, bizim kuşağın fizikle ilgilenmesinin sebeplerinden bir tanesi de bu bilim kurgu diziler ve filmler olmuştur.

O dizileri izlerken hepimiz en çok ışın kılıcı veya ışınlanma gibi olaylardan etkilenirdik. Çocuk aklımızla hepimiz ışın kılıcı oyuncakları alır ve oynardık. Zaman geçipte büyüyünce ve bu konularla ilgilenince çok ilginç bilgilere rastladım. Işınlanma olayı hala gizemini koruyor ancak hiçbir bilim adamı olamayacağını söyleyemiyor. Bilimsel olarak herhangi bir şey çürütülemiyorsa olabilirliği vardır. Peki, bilimin yanında din kitapları da bundan bahsediyorsa?

Bakın size şimdi örnekler vereceğim, İncil’deki İşler başlıklı bölümde “Sudan çıktıkları zaman Rabbin Ruhu Filipus’u hemen oradan uzaklaştırdı. Filipus’u bir daha görmeyen hadım sevinç içinde yoluna devam etti. Filipus ise kendini Aşdot kentinde buldu. Sezariye’ye varıncaya dek bütün kentleri dolaşarak müjdeyi duyurdu.” (İşler 8:36 – 40)

Bizim dinimizde de bildiğimiz üzere Miraç olayı vardır. Peygamberimizin bir gece, Kudüs’e oradan da Allah ile konuşmak için göğe yükseldiği ve Burak isimli bir araç ile çok hızlı bir şekilde yol aldığından bahsedilir.

Bilimsel olarak ise, kuantum kuramına göre parçacıklar, kuantum sıçramaları dediğimiz şekilde yörüngelerini değiştirebilirler. Yani, bir enerji seviyesinden yokolup diğerine geçebilirler. Bu da kuantum düzeyinde ışınlanmanın mümkün olduğunu gösteriyor.

Önümüzdeki yıllar, gerçekten ilginç olacak, bakalım neler yaşayacağız.

İyi haftalar,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...