Ana içeriğe atla

Çıplak gerçekler


Değerli dostlar,

Gerçekleri çoğu zaman kabul etmek istemiyoruz. İşletmelerde girdiğim toplantılarda veya sohbetlerde işletmenin gerçekleri hakkında konuştuğum durumda genellikle tepki alıyorum. Oysa ki, problemlerimizi konuşmadan çözmemiz mümkün değildir. İşletmelerin sorunlarını, yanlışlarını söylemek, yapılanları küçümsemek değil, önümüzdeki dönemler için alınacak önlemleri almak için uyarıdır.

Her zaman, işletmelerin iyi taraflarını anlatmak, biraz polyannacılık olmuyor mu? Problemlere gözümüzü kapamak ileri ki zamanlarda işletmeler için çok daha büyük problemlere sebebiyet verecektir.

Geçen gün katıldığım, Sanayi kongresinde, işletmelerimizin katma değerli ürünler üretmediğini, bu sebeple de karlılıkların ve hammalzeme üzeri marjların çok düşük kaldığını, çeliği eğip bükmek veya kumaşı kesip biçmenin çok fazla para etmediğini anlattım. Ancak, panelist benim üretim yapan firmaları küçümsediğimi zannetti. Gerçi kendisi mühendis değildi, daha çok satış üzerine çalışmış bir akademisyendi. Ama o bile beni yanlış anladı. Benim söylemek istediğim ürettiğimiz ürünlerin inovatif olmadığı, ürünlere kattığımız bilgi seviyesinin çok düşük olduğunu anlatmak idi. Bugün bizim en büyük şirketimiz olan Tüpraş’ın piyasa değeri 5 milyar dolar iken, sadece Twitter ın piyasa değeri 20 milyar dolardır. Tüm borsamızın değeri sadece 150 milyar dolardır. Ürettiğimiz ürünlerin daha fazla para etmesi için üzerlerine kattığımız bilgi seviyesinin daha yüksek olması, başkalarının bilmediği bilgilerin üzerine katılması gerekmektedir.

Kral çıplak demek, kralı küçümsemek değil, gerçekleri görmektir. Peki biz bu gerçeklere ne kadar hazırız? Çünkü, gerçekler acıdır ve acıtır. Ama bu acıyı bugün yemezsek, önümüzdeki dönem çok daha büyük acılar çekebiliriz.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Son akşam yemeği Bölüm 1

Değerli dostlar, En son yazımda, Leonardo Da Vinci ile ilgili yazmıştım. Bugün de yine Leonardo ile ilgili yazacağım ancak bu sefer konu bir eseri olacak. Son akşam yemeği eserini duymuşsunuzdur. Aslında bir önceki bloğumda yazdığım gibi sanat eserleri niteliğindeki resimler bende çok fark yaratmıyordu. Leonardo’nun biyografisini okuyunca, biraz daha bilgi kazandığımı düşünüyorum. En azından resimde nerelere bakacağımı daha iyi biliyorum artık. Son akşam yemeği resmini ben daha önceden bir tablo gibi düşünmüştüm Oysa ki, resim bir duvara çizilmiş, evet yanlış duymadınız. Resim Milano’daki Santa Maria Delle Grazie kilisesinin duvarına çizilmiş. Leonardo tüm resimlerinde insanların duygularını ve ruh hallerini resimlerine yansıtmaya çalışmış, hem de ne yansıtma. Resimlerinde daha çok hareketli anları çizmiş ve o hareket hallerinde insan vücudunun aldığı formu incelemiş ve en doğru şekilde resmetmeye çalışmış. Son akşam yemeği’ni de incelerseniz, tablonun hem hareketli insan figürleri...

Kuantum bilgisayarlar

Değerli dostlar, Bugün kuantum bilgisayarlar hakkında yazı yazacağım. Kuantum bilgisayarlar bilgisayar dünyasında bir devrim niteliğindedir. Moore yasasının artık sınırına gelmiş durumdayız. Daha hızlı bilgisayarlar için farklı metotlar denememiz gerekiyor. Şu an için bilim insanları kuantum teknolojisi ile hesaplama yapmaya çalışmaktadır. Kuantum dünyası apayrı bir dünya, yazılarımda bahsettiğim gibi, akıl ile anlaşılabilecek durumun ötesindedir. Bugünkü, bilgisayarlar bit dediğimiz, 0 ve 1 lerden oluşan ikili sistemi kullanarak hesaplama yaparlar. Kuantum dünyasında durum farklıdır. Herhangi bir andaki olasılık, olabilecek tüm durumların toplamı kadardır. Yani, büyük bir nesne ile anlatmak istersek, bir kedinin hem ölü, hemde canlı olduğu olasılığını düşünün. Kuantum dünyasında bu olabilir. Dolayısıyla, 0 veya 1 in gerçekleşme durumu, her ikisinin olma olasılığının toplamı kadardır. Kuantum bilgisayarlar, hala emekleme aşamasındadır. Kuantum bilgisayarlarındaki en büyük...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...