Ana içeriğe atla

Uzel Makina


Değerli dostlar,

Geçen gün televizyonda, Uzel Makinenin halini gördüm ve yine çok üzüldüm. Ben eski bir Uzel çalışanıyım. Bu hale gelmesi bana ızdırap veriyor. Böylesine iyi bir firma, çürümeye mahkum. Ben ilk işe başladığımda, bana Uzel’in ülkemiz bir savaşa girse, ona savaş makinaları yapabilecek üretim yeteneği olduğu anlatılmıştı. Yani, o denli stratejik önemi vardı. Bugün, sessiz, makine mezarlığı halinde bir fabrika. O becerikli işçileri, mühendisleri yok artık. Öyle bir durumdaki, o iş ilişkisi içindeki herkese, çalışanına, bayisine, tedarikçisine, müşterisine bereket dağıtan, fabrika, artık hepsine acı veriyor. Bu öyle bir dram ki, intihar eden çalışandan, batan tedarikçiye, bayiye kadar uzayan giden bir çöküş hikayesi. 2008 yılında Uzel’de üretim durdu ve bir daha hiçbir zaman eskisi gibi olmadı. Hala acı vermeye devam ediyor. Çalışanlar maaşlarını, tazminatlarını, tedarikçiler alacaklarını, bayiler traktörlerini, bankalar alacaklarını, ülke vergisini ve en önemlisi gelecek kuşaklar kendi paylarına düşen haklarını alamıyorlar.

Ülkemiz için büyük bir kayıp olan Uzel Makinanın, 2007 yılı cirosu ISO verilerine göre, 359.072.291 TL dir. 2007 yılı ortalama USD kuru 1,30 TL dir. Yani, o dönemki USD bazındaki cirosu, 276.209.454 USD dir. Bugünkü karşılığı, 1.657.256.727 TL, eski para ile 1,65 katrilyon TL ciro, 2.500 çalışan, yüzlerce mühendis, ihracatı ve yarattığı katma değerle bir Dünya devi. Dünya’nın o dönem için en büyük 10 tarım makinası üreticilerinden birisi. Traktörü, Biçerdöveri, Yaprak Yayı, helisel yayı, denge çubuğu, jantı ile Dünya’nın her yerine ihracat yapan, ülke ekonomisine 100 yıla yakın zamandır katma değer sağlayan bir firma. 100 yıllık tarihiyle bir okul aynı zamanda, oluşan bilgi birikiminin yeni nesillere aktarıldığı, yenilikçi, inovatif bir firma.

Cumhuriyet ile yaşıt, Ülkemizin tarımsal gelişimine makineleşerek katkıda bulunan evimize gelen çoğu toprak mahsulünün, Uzel ekipmanları ile üretildiğini bir düşünün. Yani, hepimizin hayatına mutlaka değmiş, ülkemizin nadir firmalarından birisi. Ne oldu bu firmaya? Çoğu çalışan için dramatik bir son oldu, ticari ilişkide bulunan çoğu firma için borç batağı oldu, ülke ekonomisi için döviz kaybı, vergi kaybı, ithal traktör oldu, en önemlisi de gelecek nesiller ve ülke ekonomisi için yeni bir cari açık kalemi oldu. Neden bu hale geldi? Faaliyeti karlı değil miydi? Asla. Karlı bir firma idi. Kötü mü yönetiliyordu? Hayır. Peki o zaman sebep neydi?

Peki, bu hale gelmemesi için neler yapılabilirdi? Amacım başka Uzel makinalar olmasın. Başka çalışanlar mağdur olmasın, ülkemiz böyle değerleri kaybetmesin. Bir örnek verecek olursak, Almanya’da bu tip zora giren, çalışanlarının maaşını ödeyemeyen firmalarla ilgili olarak kayyum atanmasını söyleyebilirim. Atanan kayyum, işletmeyi inceleyip, faaliyeti karlı hale getirip, işletmeyi satıyor. Bu arada, işletmenin borçları ödenmeye başlıyor, üretim devam ediyor. Böylece, hem çalışanlar, hem ticari alacaklılar hem paydaşlar, hem de ülke ekonomisi kaybetmiyor. Ancak, maalesef ülkemizde bu tip uygulamaları göremiyoruz.

Sonuç olarak, hem ülkemiz kaybediyor, hem de işletmenin iş ilişkisi içinde bulunduğu herkes kaybediyor. Yıllarca emekle oluşturulan işletmeler göz göre göre batıyor. Umarım konuyla ilgili yeni düzenlemeler devreye girer ve ülkemizin bu ekonomik kıymetleri, ülkemize katma değer sağlamaya devam eder.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Özel ve Genel görelelik

  Değerli dostlar, Einstein, izafiyet teorisi üzerinde çalışırken çok şaşırdığı bir gerçekle karşılaşmıştı. Cisimler hızlandığı durumda zaman yavaşlıyordu. Ama bu nasıl olabilirdi? Kuantum dünyasının gerçekleri keşfedilene kadar, insanlar sağduyu ile anlayabilecekleri ve akıllarının kabul ettiği olayları doğru kabul etmişti. Kuantum kanunları ile beraber artık insanoğlu akıl yolu ile anlayabileceği Dünya’dan ötesini keşfetmeye başladı. Bu çok gizemli bir alemdi. Zamanın, cisimlerinin hızıyla yavaşlaması akıl alır bir durum değildi. Einstein bunu özel görelelik olarak adlandırdı. Diğer önemli keşfi de kütleçekimine ne kadar az maruz kalırsanız zamanın o kadar daha fazla hızlı akacağı gerçeğidir. Saçma geliyor değil mi? Bu kanunlar ne kadar çok saçma geliyorsa o kadar doğrudur. Size bu kanunlarla ilgili gerçek örnekler vereyim. Einstein’ın teorisinin doğruluğunu bugün cep telefonunda sürekli kullandığımız GPS sistemi üzerinden ispat edebiliriz. GPS sistemi, Dünya yörüngesinde dön...

Politika bilmek

Değerli dostlar, Güncel hayatta, siyasette sürekli yaşadığımız gördüğümüz olayların neredeyse tamamı iş hayatında da yaşanıyor. Bugün, işyerlerinde işin verimliliği, kalitesi ile ilgili neler yapacaklarımızın dışında, iş hayatında başarılı olmanız için başka neler yapmanız ile ilgili yazacağım. İş hayatında da aynı, ülke yönetimi gibi dezenformasyonlar, algı operasyonları maalesef olmaktadır. Özellikle, bilgisi ve zekası yeterli olmayan ancak, ayak oyunları ile bir yerlere gelmeye çalışan personeller bu gibi davranışları çok iyi kullanmaktadır. Bu gibi çalışanlar genellikle şirketlerde güç sahibi insanlara yakın olurlar. Sürekli güç sahibi insanların yanlarında durarak, sürekli hem şirket içindeki olayları genellikle kendi menfaatleri çerçevesinde anlatıp kişisel çıkar elde etmeye çalışırlar hem de şirket içinde kendilerine rakip gördükleri kişileri itibarsızlaştırmaya çalışırlar. İş hayatında, bilginiz çerçevesinde yaptığınız ve sonucunda başarı elde ettiğiniz konularla ilgili, dikk...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...