Ana içeriğe atla

Antimadde


Değerli dostlar,

Tatilde olduğum için uzun zamandır yazamıyordum. Bende yazmayı özlemişim. Bugün size antimadde hakkında yazı yazacağım.

Hepimiz madde dediğimiz elementlerden oluşuyoruz. Madde de atomlardan oluşuyor. Evrende bulunan tüm maddeler aynı yapıtaşlarına sahipler. Atom, içinde çekirdek, proton, nötron ve elektrondan oluşuyor. Bu parçacıkların bir de yükleri var. Proton “+” yüklü, elektron “-“ yüklü, nötron ise yüksüz durumdadır. Antimadde veya karşıt madde dediğimiz kavram ise, bu parçacıkların tam tersi yüklü olandır. Yani, proton “-“ yüklü, elektron “+” yüklüdür. Evrende şu ana kadar antimaddeye rastlanmamıştır. Bu olay hala gizemini korumaktadır. Büyük patlama sonrası madde ve antimadde oluştuğunu biliyoruz. Ancak, madde kalmışken, antimadde bulunamamıştır. Fizikçiler, bu olaya kalan maddenin simetri fazlası olan kısım olarak cevap vermektedirler.

Peki, evrende bulunamayan antimaddenin varlığından nasıl haberdarız? Bu sorunun cevabı matematikte gizlidir. Kuramsal fizikçiler, evreni açıklamak için matematikten faydalanmaktadır. İşin ilginci, matematik ile bulunan çoğu kavram, arkasından deneysel olarak tespit edilmektedir. Antimaddenin keşfi, 1928 yılında, 20. Yy ın en büyük fizikçilerinden olan Paul Dirac’ın öncü çalışmalarına kadar uzanmaktadır. O sıralarda Dirac, bir  zamanlar Newton’un, sonrasında Stephen Hawking’in oturduğu Lucas kürsüsünde oturmaktaydı.

Dirac, elektron için, yeni bir denklem geliştirmek için çalışırken, Einstein’ın meşhur E=mc² denkleminin tam anlamıyla doğru olmadığını tespit etti. Einstein’ın denklemi kısmen doğrudur. Doğrusu, E= ±mc² dir. Bu eksi işaretinin ortaya çıkış nedeni, belli bir terimin karekökünü almak zorunda oluşumuzdur. Bir terimin karekökünün alınması daima + veya – belirsizlik yaratır. Böylece, Dirac antimaddenin varolduğunu matematiksel olarak ispatlamış oldu. Bu, matematiksel öngörüden yalnızca birkaç yıl sonra Carl Anderson anti elektronu gerçekten keşfetti ve 1933 yılında Nobel ödülü aldı. Ayrıca, 1995 yılında CERN de 9 adet anti hidrojen atomu yaratıldı.

Antimadde, çok büyük bir enerji kaynağıdır. Bir elektron ile bir antielektronu karşılaştırdığımızda elde ettiğimiz enerji, 1,02 milyon elektron volt civarındadır. Ancak, antimadde üretimi çok yüksek bir maliyet gerektirir. Bugünkü, teknolojimizle 1 gram antimadde üretiminin maliyeti 62,5 trilyon USD dir. Şu an antimadde üretimi, 1 gramın milyarda biri ile on milyarda biri arasındadır. Şu ana kadar yaratılan tüm antimadde enerjiye dönüştürseydik, sadece 1 ampulü, birkaç dakika yakacak enerji elde edebilirdik.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Özel ve Genel görelelik

  Değerli dostlar, Einstein, izafiyet teorisi üzerinde çalışırken çok şaşırdığı bir gerçekle karşılaşmıştı. Cisimler hızlandığı durumda zaman yavaşlıyordu. Ama bu nasıl olabilirdi? Kuantum dünyasının gerçekleri keşfedilene kadar, insanlar sağduyu ile anlayabilecekleri ve akıllarının kabul ettiği olayları doğru kabul etmişti. Kuantum kanunları ile beraber artık insanoğlu akıl yolu ile anlayabileceği Dünya’dan ötesini keşfetmeye başladı. Bu çok gizemli bir alemdi. Zamanın, cisimlerinin hızıyla yavaşlaması akıl alır bir durum değildi. Einstein bunu özel görelelik olarak adlandırdı. Diğer önemli keşfi de kütleçekimine ne kadar az maruz kalırsanız zamanın o kadar daha fazla hızlı akacağı gerçeğidir. Saçma geliyor değil mi? Bu kanunlar ne kadar çok saçma geliyorsa o kadar doğrudur. Size bu kanunlarla ilgili gerçek örnekler vereyim. Einstein’ın teorisinin doğruluğunu bugün cep telefonunda sürekli kullandığımız GPS sistemi üzerinden ispat edebiliriz. GPS sistemi, Dünya yörüngesinde dön...

Politika bilmek

Değerli dostlar, Güncel hayatta, siyasette sürekli yaşadığımız gördüğümüz olayların neredeyse tamamı iş hayatında da yaşanıyor. Bugün, işyerlerinde işin verimliliği, kalitesi ile ilgili neler yapacaklarımızın dışında, iş hayatında başarılı olmanız için başka neler yapmanız ile ilgili yazacağım. İş hayatında da aynı, ülke yönetimi gibi dezenformasyonlar, algı operasyonları maalesef olmaktadır. Özellikle, bilgisi ve zekası yeterli olmayan ancak, ayak oyunları ile bir yerlere gelmeye çalışan personeller bu gibi davranışları çok iyi kullanmaktadır. Bu gibi çalışanlar genellikle şirketlerde güç sahibi insanlara yakın olurlar. Sürekli güç sahibi insanların yanlarında durarak, sürekli hem şirket içindeki olayları genellikle kendi menfaatleri çerçevesinde anlatıp kişisel çıkar elde etmeye çalışırlar hem de şirket içinde kendilerine rakip gördükleri kişileri itibarsızlaştırmaya çalışırlar. İş hayatında, bilginiz çerçevesinde yaptığınız ve sonucunda başarı elde ettiğiniz konularla ilgili, dikk...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...