Ana içeriğe atla

Kök hücre çalışmaları


Değerli dostlar,

Teknolojinin bu denli hızla ilerlemesi gerçekten beni inanılmaz heyecanlandırıyor. Özellikle, biyokimya alanında yapılanlar muhteşem. Son olarak geçen ay okuduğum makalede, Japon biyoloğun kök hücre araştırmalarında, hayvanlar üzerinde insan embriyoları denemelerine izin verilmesi vardı.

Kök hücre denemeleri uzun yıllardır yapılıyor ancak insansı hayvanların olabilme tehlikesi sebebiyle bu çoğu ülkede yasaklanmış durumda. Japonya ilk kez geçen ay böyle bir çalışma için izin verdi. Japon bilim insanı Nakauçi, böylece yapay insan organları üretmeyi planlıyor. Yani, kök hücrelerle oluşturulmuş insansı hayvanlardan örneğin pankreas alınarak, şeker hastası insana verilerek yaşatılması amaçlanıyor.

Nakauçi, koyun veya domuz gibi hayvanlarda isteğe göre uyarlanmış insan organı yetiştirmek hayali ile yıllardır çalışmalar yapıyor. Deneyler, insanlara ait kök hücrelerin fare ve sıçan embriyolarına nakledilmeleri ile başlayacak. Kemirgenlerde insan hücresi kullanılmasının amacı, onlarda bir pankreas oluşturmak. Ayrıca araştırma takımı, iki yıl boyunca bu kemirgenlerin gelişip büyümesini takip etmeyi ve bu süreçte, organları ile beyinlerini dikkatli şekilde gözlemlemeyi planlıyor.

İnsan hayvan embriyoları, geçmişte yapılmış olsa da, hiçbir zaman gelişimlerine izin verilmedi. Bu araştırmalarda en büyük korku, insan kök hücrelerinin hayvanlarda nasıl bir reaksiyon göstereceği ve hücrelerin neye dönüşeceği olmaktadır.

Burada esas amaç insan pankreası oluşturmak olsa da, eğer kemirgenlerin beyinlerinin % 30 undan fazlası insan beyni olmaya başlarlarsa, deneyi durduracaklar. Bunlar, “insanlaşmış” bir hayvanın vücut bulmasını önlemeye yönelik hükümet koşullarının bir parçasını oluşturuyor.

Bakalım, sonuç ne olacak. Umarım, insanlık için faydalı bir gelişme olur.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...