Ana içeriğe atla

Nereden buluyorum bunca konuyu?


Değerli dostlar,

Zaman zaman bloğumdan sorular alıyorum. Bunlardan birisi de bu kadar konuyu nereden bulduğum ile ilgiliydi. Özellikle, bazı genç arkadaşlarım kendilerinin de yazmak istediklerini ancak konu bulamadıklarından yazamadıklarını söylüyorlardı.

Burada kritik nokta çok okumaktır. Onlara da, çok okumalarını çok araştırma yapmalarını meraklı olmaktan asla vazgeçmemelerini söylüyorum. Zaten bu şekilde davranırlarsa, yazma işi de kendiliğinden gelecektir. Ayrıca, yazmanın şöyle de bir faydası var, okuduklarınızdan önemli gördüklerinizi yazdığınız için, size bir okuma özeti de sağlamış oluyor.

Hem siz öğreniyorsunuz, hem de sizin yazılarınız okuduklarınız sayesinde diğer insanlar konu hakkında bilgi sahibi oluyorlar. Toplum olarak az okuyoruz, onun için yazarken de sorunlar yaşıyoruz. Ancak, illa ki, okuyarak birşeyler paylaşmamız gerekmiyor. Gezdiğimiz, gördüğümüz yerleri de yazarak bilgi paylaşımı yapabiliriz. Veya, ilgi duyduğumuz konularla ilgili yazılar yazabiliriz. Havacılıkla ilgilenen arkadaşlarım, havacılıkla, uzayla ilgilenen uzayla, kuantum, moda vs… Birçok konu var, siz önce neye ilgi duyduğunuzu, hangi konu hakkında bilgi sahibi olduğunuzu tespit edin, gerisi çok kolay.

Son dönemlerde genellikle, videolu paylaşımlar popüler oldu. Bilmiyorum ama belki bende, özellikle youtube üzerinden yazdıklarımı paylaşabilirim. Yazmak şu an daha çok hoşuma gidiyor. Ama, yeni trendlere de ayak uydurmak lazım. Genç kardeşlerimizi hayranlıkla izliyorum. Sosyal medyayı ne kadar güzel kullanıyorlar. Ama yine de buradan onlara tavsiyem, paylaştıkları şeylerin içeriğinin bir miktar eğitici olmasıdır. Kendileri de vakit ayırıyor, izleyenlerde vakit ayırıyor. İzlenen şeylerin hayatımıza birşeyler katması kadar güzel bir şey yok.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Son akşam yemeği Bölüm 1

Değerli dostlar, En son yazımda, Leonardo Da Vinci ile ilgili yazmıştım. Bugün de yine Leonardo ile ilgili yazacağım ancak bu sefer konu bir eseri olacak. Son akşam yemeği eserini duymuşsunuzdur. Aslında bir önceki bloğumda yazdığım gibi sanat eserleri niteliğindeki resimler bende çok fark yaratmıyordu. Leonardo’nun biyografisini okuyunca, biraz daha bilgi kazandığımı düşünüyorum. En azından resimde nerelere bakacağımı daha iyi biliyorum artık. Son akşam yemeği resmini ben daha önceden bir tablo gibi düşünmüştüm Oysa ki, resim bir duvara çizilmiş, evet yanlış duymadınız. Resim Milano’daki Santa Maria Delle Grazie kilisesinin duvarına çizilmiş. Leonardo tüm resimlerinde insanların duygularını ve ruh hallerini resimlerine yansıtmaya çalışmış, hem de ne yansıtma. Resimlerinde daha çok hareketli anları çizmiş ve o hareket hallerinde insan vücudunun aldığı formu incelemiş ve en doğru şekilde resmetmeye çalışmış. Son akşam yemeği’ni de incelerseniz, tablonun hem hareketli insan figürleri...

Kuantum bilgisayarlar

Değerli dostlar, Bugün kuantum bilgisayarlar hakkında yazı yazacağım. Kuantum bilgisayarlar bilgisayar dünyasında bir devrim niteliğindedir. Moore yasasının artık sınırına gelmiş durumdayız. Daha hızlı bilgisayarlar için farklı metotlar denememiz gerekiyor. Şu an için bilim insanları kuantum teknolojisi ile hesaplama yapmaya çalışmaktadır. Kuantum dünyası apayrı bir dünya, yazılarımda bahsettiğim gibi, akıl ile anlaşılabilecek durumun ötesindedir. Bugünkü, bilgisayarlar bit dediğimiz, 0 ve 1 lerden oluşan ikili sistemi kullanarak hesaplama yaparlar. Kuantum dünyasında durum farklıdır. Herhangi bir andaki olasılık, olabilecek tüm durumların toplamı kadardır. Yani, büyük bir nesne ile anlatmak istersek, bir kedinin hem ölü, hemde canlı olduğu olasılığını düşünün. Kuantum dünyasında bu olabilir. Dolayısıyla, 0 veya 1 in gerçekleşme durumu, her ikisinin olma olasılığının toplamı kadardır. Kuantum bilgisayarlar, hala emekleme aşamasındadır. Kuantum bilgisayarlarındaki en büyük...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...