Ana içeriğe atla

Pazarlamanın önemi


Değerli dostlar,

Pazarlama da en önemli konu Pazar araştırmasıdır. Çünkü, herşey Pazar araştırması ile başlar. Tüm oluşturulması planlanan satış stratejisi bu araştırma ile belirlenir. Araştırma yapmadan pazara giren bir şirket kör bir araba şoförü gibidir.

Araştırmanın önemini anlatabilmek için size pazarlama gurusu Philip Kotler’in anlattığı hikayeyi yazacağım. Hong Kong’lu bir ayakkabı üreticisi, Güney pasifikte bir adada ayakkabı pazarı olup olmadığını merak eder. Adaya önce sipariş alan elemanını gönderir. Sipariş alan eleman gelişigüzel bir araştırma yapıp, imalatçıya şöyle bir telgraf çeker: “Buradaki insanlar ayakkabı giymiyorlar. Burada bir Pazar yok.” Bu mesajla ikna olmayan patron, adaya bir satış elemanı yollar. Bu eleman ise, yaptığı araştırmadan sonra şöyle bir mesaj yollar. “Buradaki insanlar ayakkabı giymiyorlar. Burada müthiş bir Pazar var.” Bu satış sorumlusunun o kadar çok sayıda ayakkabısız insan kendini kaybetmiş olabileceğini düşünen patron, adaya üçüncü bir kişi bu defa bir pazarlamacı gönderir. Bu pazarlama uzmanı, kabile reisi ve bazı yerlilerle görüştükten sonra şöyle bir mesaj çeker.

“Buradaki insanlar ayakkabı giymiyorlar. Ancak ayakları çok kötü durumda. Kabile reisine ayakkabıların, halkının ayak sorunlarını önlemeye nasıl yardımcı olacağını anlattım. Çok heyecanlandı. Halkının yüzde 70 inin çifti 10 usd olmak üzere, ayakkabılardan alacağını tahmin ediyor. İlk sene büyük ihtimalle 5.000 çift ayakkabı satabiliriz. Ayakkabıları adaya getirmemiz ve dağıtım şebekesini kurmamız bir çift ayakkabıda 6 usd ye mal olabilir. Bu bize yılda 20.000 usd kar bırakır. Bu da yatırımımızı gözönünde bulundurarak, bize, şirketimizin yüzde 15 olan yatırım getiri oranının üzerinde yüzde 20 lik bir yatırım getiri oranı sağlar. Bu pazara girmek için gerekli çalışmalara başlamanızı öneririm.”

İşte çalışan profilleri arasındaki bakış açısı farkı. Sizce hangisi doğru? İyi bir pazarlama departmanınız olması dileğiyle,

İyi haftalar,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Son akşam yemeği Bölüm 1

Değerli dostlar, En son yazımda, Leonardo Da Vinci ile ilgili yazmıştım. Bugün de yine Leonardo ile ilgili yazacağım ancak bu sefer konu bir eseri olacak. Son akşam yemeği eserini duymuşsunuzdur. Aslında bir önceki bloğumda yazdığım gibi sanat eserleri niteliğindeki resimler bende çok fark yaratmıyordu. Leonardo’nun biyografisini okuyunca, biraz daha bilgi kazandığımı düşünüyorum. En azından resimde nerelere bakacağımı daha iyi biliyorum artık. Son akşam yemeği resmini ben daha önceden bir tablo gibi düşünmüştüm Oysa ki, resim bir duvara çizilmiş, evet yanlış duymadınız. Resim Milano’daki Santa Maria Delle Grazie kilisesinin duvarına çizilmiş. Leonardo tüm resimlerinde insanların duygularını ve ruh hallerini resimlerine yansıtmaya çalışmış, hem de ne yansıtma. Resimlerinde daha çok hareketli anları çizmiş ve o hareket hallerinde insan vücudunun aldığı formu incelemiş ve en doğru şekilde resmetmeye çalışmış. Son akşam yemeği’ni de incelerseniz, tablonun hem hareketli insan figürleri...

Kuantum bilgisayarlar

Değerli dostlar, Bugün kuantum bilgisayarlar hakkında yazı yazacağım. Kuantum bilgisayarlar bilgisayar dünyasında bir devrim niteliğindedir. Moore yasasının artık sınırına gelmiş durumdayız. Daha hızlı bilgisayarlar için farklı metotlar denememiz gerekiyor. Şu an için bilim insanları kuantum teknolojisi ile hesaplama yapmaya çalışmaktadır. Kuantum dünyası apayrı bir dünya, yazılarımda bahsettiğim gibi, akıl ile anlaşılabilecek durumun ötesindedir. Bugünkü, bilgisayarlar bit dediğimiz, 0 ve 1 lerden oluşan ikili sistemi kullanarak hesaplama yaparlar. Kuantum dünyasında durum farklıdır. Herhangi bir andaki olasılık, olabilecek tüm durumların toplamı kadardır. Yani, büyük bir nesne ile anlatmak istersek, bir kedinin hem ölü, hemde canlı olduğu olasılığını düşünün. Kuantum dünyasında bu olabilir. Dolayısıyla, 0 veya 1 in gerçekleşme durumu, her ikisinin olma olasılığının toplamı kadardır. Kuantum bilgisayarlar, hala emekleme aşamasındadır. Kuantum bilgisayarlarındaki en büyük...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...