Ana içeriğe atla

Yönetsel pazarlama


Değerli dostlar,

Son yazılarımı genellikle satış ve pazarlama üzerine yazdım. İşletmelerin devamı ancak, satış ve pazarlama faaliyetlerinin doğru yönetilebilmesi ile olur. Peki, pazarlama ve satış faaliyetlerini nasıl yöneteceğiz?

Öncelikle, pazarlama ve satış faaliyetleri için iyi bir plana ihtiyacımız bulunmaktadır. İşletmelerin çoğunda vizyon, misyon kavramlarını görürsünüz. Ancak, çoğu kağıt üzerindedir. Çalışanlara sorduğunuzda, çoğu şirketlerinin vizyonunu, misyonunu bilmezler. Hatta Vizyon ne demek onu dahi bilmezler. Bu da bu kavramların içlerinin ne kadar boş olduklarını gösterir.

İşletmeler için vizyon demek gelecek demektir. Öncelikle, doğru vizyonu belirlemek arkasından da bu vizyona ulaşabilmek için, etkin bir strateji oluşturmak ve bu strateji doğrultusunda planlar yapmak gerekir. Tüm strateji ve taktikler, pazarlama teşkilatı tarafından etkin olarak yürütülebilecek bir pazarlama planı ile bütünleştirilmelidir. Yönetsel pazarlama, sağlıklı ve doğru pazarlama planlarını hazırlama ve yürütme kapasitesine sahip olmak demektir. İşletmeler eğer yönetsel pazarlama faaliyetlerinde zayıf iseler, taktik pazarlama faaliyetleri ne kadar iyi olursa olsunlar, başarısızlığa uğrama olasılıkları çok yüksektir.

Çok açık söylemek gerekirse, planlama faaliyetini doğru yapmıyor isek, başarısızlığı planlıyoruz demektir. Bugünün çok çabuk değişen Dünyasında, yapılan planların tutturulması ve plana uygun davranılması gerçekten çok zordur. Ancak, yine de planlama yapmalıyız.

İyi bir yönetsel planlama için nelere dikkat etmeliyiz? Bu konuyu 3 ana başlıkta incelememiz gerekiyor. Birincisi, ne tür pazarlama planları geliştireceğimize karar vermemiz olacaktır. İkincisi, yapacağımız plan neleri içerektir. Üçüncüsü ise, pazarlama planımızın iyi olduğunu ve talep edilen bütçeyi hak ettiğini ya da üzerinde değişiklik yapılması gerektiğini nasıl anlayacağımıza ilişkin kavramlardır.

Sonraki yazılarımda, bu üç ana konuyu kısaca ele alacağım.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...