Ana içeriğe atla

Evrenin evreleri


Değerli dostlar,

Evrenin ilk yaratıldığı andaki halini hiç merak ettiniz mi? Çok ilginç gelebilir ama evrenin ilk anlarındaki fizik kanunları bugünkünden farklı idi. Şimdi size evrenin ilk anlarından bilim insanlarının tahminlerini paylaşacağım.

İlk anlar, yani saniyenin 10-43 sn den öncesinden bahsediyorum. Bu döneme Planck dönemi diyoruz. Planck enerjisinde, ( 1019   milyar elektron volt) kütleçekim kuvveti, diğer kuantum kuvvetleri kadar güçlü idi. Bu dönem hakkında net bir bilgimiz şu an yok. Muhtemelen, evrenin 4 temel kuvveti, tek bir süper kuvvet olarak birleşmiş olabilir. Dört kuvvetin hepsini karıştıran, denklemleri aynı bırakanda bu gizemli simetri de büyük olasılıkla Süpersimetri dir. Bu simetri şu an bilemediğimiz bir şekilde kırılmış ve rastlantısal olarak oluşan kuantum dalgalanmaları sonucu, ufak bir baloncuk oluşmuştu. Bu baloncuk, bizim şu an ki evrenimizin doğum anıdır. Bu baloncuğun uzunluğu sadece 10-33 santimetre boyutundaydı.

Bu andan itibaren, simetri kırılması, hızla genişleyen bir baloncuk yaratarak, dört temel kuvveti de birbirinden ayırdı. Kütle çekimi, tüm evrene bir şok dalgası yayarak, diğer üç kuvvetten ilk ayrılan kuvvet oldu. Diğer kuvvetler halen, büyük birleştirme kuramı simetrisi etkisi altında idi. Bu evrede Evrenimiz devasa bir hızda muhtemelen 10 50 kat şişti ve anlaşılamayan nedenlerle ışık hızından dahi daha hızlı bir şekilde genişlemeye başladı. Sıcaklık, 10 32 derece idi.

10-34 saniye sonra, sıcaklık 10 27 dereceye kadar düştü. Şişme dönemi sona erdi ve evrenimizin, standart Friedmann genişlemesine olanak sağladı. Evren, serbest quarklar, gluonlar ve leptonlardan oluşan sıcak bir plazma çorbası idi. Serbest quarklar, günümüzün proton ve nötronlarına yoğuşmuştu. Evrenimiz halen çok küçük, şu anki güneş sistemimiz boyutunda idi. Madde ve antimadde yok olmuştu ancak antimadde üzerinde taşan ufak madde fazlalılığı bugün evrende bulunan maddeyi bıraktı.

Evrenimizin ilk anları işte böyle idi. Sonraki yazılarımda evrenimizin ilk anları ile ilgili bilgi vermeye devam edeceğim.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Son akşam yemeği Bölüm 1

Değerli dostlar, En son yazımda, Leonardo Da Vinci ile ilgili yazmıştım. Bugün de yine Leonardo ile ilgili yazacağım ancak bu sefer konu bir eseri olacak. Son akşam yemeği eserini duymuşsunuzdur. Aslında bir önceki bloğumda yazdığım gibi sanat eserleri niteliğindeki resimler bende çok fark yaratmıyordu. Leonardo’nun biyografisini okuyunca, biraz daha bilgi kazandığımı düşünüyorum. En azından resimde nerelere bakacağımı daha iyi biliyorum artık. Son akşam yemeği resmini ben daha önceden bir tablo gibi düşünmüştüm Oysa ki, resim bir duvara çizilmiş, evet yanlış duymadınız. Resim Milano’daki Santa Maria Delle Grazie kilisesinin duvarına çizilmiş. Leonardo tüm resimlerinde insanların duygularını ve ruh hallerini resimlerine yansıtmaya çalışmış, hem de ne yansıtma. Resimlerinde daha çok hareketli anları çizmiş ve o hareket hallerinde insan vücudunun aldığı formu incelemiş ve en doğru şekilde resmetmeye çalışmış. Son akşam yemeği’ni de incelerseniz, tablonun hem hareketli insan figürleri...

Kuantum bilgisayarlar

Değerli dostlar, Bugün kuantum bilgisayarlar hakkında yazı yazacağım. Kuantum bilgisayarlar bilgisayar dünyasında bir devrim niteliğindedir. Moore yasasının artık sınırına gelmiş durumdayız. Daha hızlı bilgisayarlar için farklı metotlar denememiz gerekiyor. Şu an için bilim insanları kuantum teknolojisi ile hesaplama yapmaya çalışmaktadır. Kuantum dünyası apayrı bir dünya, yazılarımda bahsettiğim gibi, akıl ile anlaşılabilecek durumun ötesindedir. Bugünkü, bilgisayarlar bit dediğimiz, 0 ve 1 lerden oluşan ikili sistemi kullanarak hesaplama yaparlar. Kuantum dünyasında durum farklıdır. Herhangi bir andaki olasılık, olabilecek tüm durumların toplamı kadardır. Yani, büyük bir nesne ile anlatmak istersek, bir kedinin hem ölü, hemde canlı olduğu olasılığını düşünün. Kuantum dünyasında bu olabilir. Dolayısıyla, 0 veya 1 in gerçekleşme durumu, her ikisinin olma olasılığının toplamı kadardır. Kuantum bilgisayarlar, hala emekleme aşamasındadır. Kuantum bilgisayarlarındaki en büyük...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...