Ana içeriğe atla

Günü kurtarmak


Değerli dostlar,

Daha önceki yazılarımda anlattığım gibi, işletmelerin sadece finansal ölçütlerle değerlendirilmesi, şirketlerin gelecekleri açısından tehlike yaratabilir. Çünkü, kısa dönemli finansal sonuçlara çok fazla önem vermek, geçici çözümler üretip, ileriyi görememeye sebep olabilir. Yani hep kısa mesafelere bakıp, ilerideki fırsatları görememek gibi düşünebiliriz.

Bu konuda size gerçek bir örnek vermek istiyorum. Xerox firmasını hepimiz biliriz. Xerox, firması 1970 li yılların ortalarına kadar fotokopi pazarında monopol durumunda idi. Şirket, fotokopi makinelerini satmak yerine, leasing yoluyla müşterilerine kiralıyor ve bu makinelerde çekilen her bir yaprak fotokopiden gelir elde ediyordu. Makinelerin kiralanmasının yanında müşterilere satılan kağıt ve mürekkepten de ayrıca yüksek oranda kar ediyordu. Ancak, müşteriler ödedikleri ücretten ve aldıkları hizmetten memnun değillerdi. Xerox yöneticileri, makinelerini müşteri beklentilerini karşılayacak şekilde tasarlayıp üretecekleri yerde, bu şikayetleri işletmenin daha fazla kar etmesine sebep olan fırsat olarak gördüler. İşletmenin finansal tabloları gayet iyi idi, sürekli artan oranlarda kar elde ediyorlardı. Şirketin tüm finansal göstergeleri, şirketin stratejisinin çok başarılı olduğunu işaret ediyordu. Ancak, yaklaşan tehlikenin farkına varamamışlardı.

Xerox’un bu karlı işi tabiki sektördeki diğer oyuncuların sahaya girmelerine sebep oldu. Müşterilerin aldıkları makinelerden ve hizmetten memnun olmamaları rakiplerin iştahını kabarttı. Sonunda Amerikan ve Japon fotokopi üreticileri, Xerox fotokopi makinelerinin kalitesine yakın hatta daha iyi ve daha düşük fiyatlı makineleri pazara sunmaya başladılar. Xerox’un memnuniyetsiz müşterileri bu ürünlere cankurtaran simidi gibi sarıldılar. Xerox, büyük bir sarsıntı geçirdi. Daha sonraları, kalite ve müşteri memnuniyetine gönül vermiş yeni bir başkan ile 1980 li yıllarda tekrar eski popülaritesine başarılı bir dönüş gerçekleştirdi.

Bu sebeple, gelecekte şirketlerin durumunu gösterebilecek, scorecard’lara ihtiyaç bulunmaktadır. Günü kurtaran değil, geleceği garantiye alan stratejiler üretmeliyiz.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...