Ana içeriğe atla

Bilim yazarları

 Değerli dostlar,

Çocukluğumdan beri kitap okurum. İlk önceleri çizgi romanlarla başlayan hevesim arkasından özellikle bilim, iş dünyası, biyografi gibi alanlara kaydı. Aşk, polisiye, macera gibi romanlardan daha çok, gerçekliklerin anlatıldığı kitaplar her zaman ilgimi çekmiştir.

Öyle yazarlar var ki, bu insanlar çok ilginç karakterler. Jules Verne, Edgar Alan Poe, Isaac Asimov gibi yazarları okuyunca şaşırıyorum. Yıllar önce bugünleri görmüşler, çağlarının çok ötesinde düşünce yapısına sahip olmuşlar ve hiçbir ispatı olmamasına rağmen o zamanlar için bilim kurgu sayılacak kitaplar yazmışlar. O dönemler için evet bilim kurgu olan kitapların aslında ne kadar gerçek, ne kadar muazzam olduğu ancak şimdi anlaşılabiliyor. O yıllar da bu insanlara aslında biraz hayal perest gibi muamele yapılıyor. Anlattıklarının fizik ötesi olduğu düşünülüyor. Hatta bazıları ile alay ediliyor. Ancak, onlar doğru bildiklerinden vazgeçmiyorlar ve bugün kullandığımız çoğu aletin ilham vericisi oluyorlar.

En çok ilgimi çeken de hadi bilim insanları, fizikle uğraşanlar konu ile ilgililer, sürekli sorguluyorlar, merak ediyorlar, hayal kuruyorlar da, bu yazarlar bu bilgilere, bu hayal gücüne nereden ulaşıyorlar. Bu insanlar da gerçekten çok özel insanlar. Acaba bunlara da şarkı besteleyenler gibi ilham geliyor? Öyle ya, hiç bilinmeyen, hayal dahi edilemeyen konular üzerinde sanki konuyu biliyorlarmış gibi, bu kadar detaylı romanlar yazabiliyorlar. Şimdi de, bu tip yazarlar var ben onlarım müdavimiyim. Neler yazıyorlar inanamazsınız, okudukça imkansız gibi gözüküyor. Sonra aklıma geçtiğimiz yüzyılda yazan bu ismini verdiğim yazarlar geliyor. O zaman da, olabileceği aklıma geliyor. Heyecan duyuyorum. Önümüzdeki yıllarda nasıl bir Dünya’mız olacak? Nasıl bir evren olacak? Nasıl bir insanlık? Nasıl bir yaşam olacak? Gezegenler arası mı tatil yapacağız? Anlatılanlar gerçekten inanılmaz, tıptan, günlük yaşama, alışverişten, eğlenceye her şey inanılmaz derecede hayali, inanılmaz derecede muhteşem. Keşke, bir zaman makinası yapılabilse de zaman yolculuğu yapabilsek. Zaman makinası yapılabilir mi? Pek mümkün gözükmüyor. Yaşanmış bitmiş bir olaya gitmek makro boyutta pek olası gözükmüyor. Ama geleceğe gidilebileceğini düşünüyorum. Kuantum boyutunda da zaten bu mümkün gözüküyor. Bundan 100 yıl sonrası, 200 yıl sonrası Dünya’sı, nasıl olacak acaba? Benim çocukluğumla bugün arası bile bu kadar değişmişken, 100 yıl sonrasını hayal bile edemiyorum.  

Sizde bu tip konuları merak ediyorsanız, mutlaka özellikle kuramsal fizik ile ilgili kitaplar okuyun. Okudukça, ufkunuz genişleyecek, İnsanoğlunun ne kadar mükemmel bir varlık olduğuna hayretler içinde şahit olacaksınız.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...