Ana içeriğe atla

İstanbul semtleri

Değerli dostlar,

İstanbul enteresan bir şehir, her gün yeni bir şey öğreniyor insan. İstanbul’daki semtlerin isimlerini hiç merak ediyor musunuz? Şehremini? Balat, Fatih, Cibali, Cağaloğlu, uzun uzadıya gider bu liste. Hepsinin ayrı bir hikayesi var.

Bugün bazıları ile ilgili bilgi vermek istiyorum. Önce Cağaloğlu ile başlayalım. Hep bana ilginç gelmiştir, çünkü herhangi bir Türkçe kelimeye yakınlaştıramıyordum. İsmi 500 yıl öncesine gidiyor. Devir, Kanuni devri, Osmanlı’nın Dünya hakimi olduğu, Akdeniz’in Türk gölü olduğu dönemler. Visconti di Cegalo ve oğlu Alfonso di Cegalo, İtalyan gemicilerdi. 16. Yüzyılın ortalarında, Piyale Paşa’ya esir düştüler. Piyale paşa, esirlerini, hemen saraya getirip, Kanuni’ye takdim eder.  Visconti’nin oğlu hemen devşirilip, Yusuf Sinan ismi ile Müslüman yapılır. Baba Visconti ise, sebebi bilinmedik şekilde intihar ederek yaşamına son verir. O günden sonra, Yusuf Sinan’a kısaca Cegalzade denir, yani şimdiki haliyle Cegalo oğlu. Bu hitap yıllar içinde Cağaloğlu’na dönüşmüştür.

Cağaloğlu Yusuf Sinan Paşa, hızla yükselerek, 3. Murat döneminde sadrazam olmuştur. Öldüğünde de Üsküdar’daki Kanuni’nin kızı için yapılan Mihrimah caminin mezarlığına gömülmüştür. Bugün bir isim hikayesi daha anlatayım.

Şişli’de bulunan Bomonti semti. İsmi kulağa ne kadar hoş geliyor. Bu da yine yabancı kökenli bir kelime. Bugünlerde ismi yine popüler olmaya başladı. Çünkü, aynı adlı bir bira şu an satılmakta. Aslında semtin hikayesi de bu adla ilişkili. Bomonti bira fabrikası, İsviçreli Bomonti kardeşler tarafından 1890 senesinde Feriköy'de kurulmuştur. Fabrika, dönemin en büyük yatırımlarından biridir. İlk seri üretim bira fabrikası olması nedeniyle oldukça büyük öneme sahiptir. Fabrikanın ününün artması, bulunduğu semtin de aynı isimle anılmasına yol açmıştır. Ayrıca, bina da mimari olarak çok güzel bir dokuya sahiptir. Aşağıda fabrikanın ilk zamanlarının bir resmini bulabilirsiniz.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık


Bomonti Bira Fabrikası





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Son akşam yemeği Bölüm 1

Değerli dostlar, En son yazımda, Leonardo Da Vinci ile ilgili yazmıştım. Bugün de yine Leonardo ile ilgili yazacağım ancak bu sefer konu bir eseri olacak. Son akşam yemeği eserini duymuşsunuzdur. Aslında bir önceki bloğumda yazdığım gibi sanat eserleri niteliğindeki resimler bende çok fark yaratmıyordu. Leonardo’nun biyografisini okuyunca, biraz daha bilgi kazandığımı düşünüyorum. En azından resimde nerelere bakacağımı daha iyi biliyorum artık. Son akşam yemeği resmini ben daha önceden bir tablo gibi düşünmüştüm Oysa ki, resim bir duvara çizilmiş, evet yanlış duymadınız. Resim Milano’daki Santa Maria Delle Grazie kilisesinin duvarına çizilmiş. Leonardo tüm resimlerinde insanların duygularını ve ruh hallerini resimlerine yansıtmaya çalışmış, hem de ne yansıtma. Resimlerinde daha çok hareketli anları çizmiş ve o hareket hallerinde insan vücudunun aldığı formu incelemiş ve en doğru şekilde resmetmeye çalışmış. Son akşam yemeği’ni de incelerseniz, tablonun hem hareketli insan figürleri...

Kuantum bilgisayarlar

Değerli dostlar, Bugün kuantum bilgisayarlar hakkında yazı yazacağım. Kuantum bilgisayarlar bilgisayar dünyasında bir devrim niteliğindedir. Moore yasasının artık sınırına gelmiş durumdayız. Daha hızlı bilgisayarlar için farklı metotlar denememiz gerekiyor. Şu an için bilim insanları kuantum teknolojisi ile hesaplama yapmaya çalışmaktadır. Kuantum dünyası apayrı bir dünya, yazılarımda bahsettiğim gibi, akıl ile anlaşılabilecek durumun ötesindedir. Bugünkü, bilgisayarlar bit dediğimiz, 0 ve 1 lerden oluşan ikili sistemi kullanarak hesaplama yaparlar. Kuantum dünyasında durum farklıdır. Herhangi bir andaki olasılık, olabilecek tüm durumların toplamı kadardır. Yani, büyük bir nesne ile anlatmak istersek, bir kedinin hem ölü, hemde canlı olduğu olasılığını düşünün. Kuantum dünyasında bu olabilir. Dolayısıyla, 0 veya 1 in gerçekleşme durumu, her ikisinin olma olasılığının toplamı kadardır. Kuantum bilgisayarlar, hala emekleme aşamasındadır. Kuantum bilgisayarlarındaki en büyük...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...