Ana içeriğe atla

Ay'da yaşam Bölüm 1

Değerli dostlar,

Dünya’mızın dışında bir gezegende veya uydu da yaşama fikri son zamanlarda iyice popüler oldu. Nasıl olabileceğini hiç düşündünüz mü? Mars ile ilgili medyadan izleyebileceğiniz ciddi çalışmalar var. Ama ben bugün, Ay da yaşam ile ilgili bilgiler vereceğim.

Bildiğiniz gibi yaşam olabilmesi için en büyük ihtiyacımız su bulunmasıdır. 1990 lı yıllarda, bilim insanlarını şaşırtan muhteşem bir buluş gerçekleşti. Ay’ın güney yarımküresinde büyük miktarlarda buz bulunuyordu. İlk astronotlar, Ay’da sadece birkaç gün kalabilmişlerdi. İlk insanlı yerleşim yerlerinin kurulabilmesi için, daha uzun zamana ihtiyacımız var. Ay’daki yaşam koşullarının tabiki, Dünya’ya göre farklı olması, yanlarında götürdükleri gıda, su ve havanın birkaç hafta içinde tükenecek olması, bu ihtiyaç malzemelerinin onlara tekrar tedarik edilmesine sebebiyet verecektir. Arkasından, bir Ay üssü kurabilmek için, en önemli ihtiyaç malzemeleri öncelikle nefes alabilmek ve kendi gıdalarını yetiştirebilmek için oksijen üretmek olacaktır. Oksijen üretmenin çok sayıda yolu vardır. İlk etapta en uygun yol mevcut bulunan suyu kullanmaktır. Ayrıca bu su, tarım yapılan alanlarda gıda maddesi yetiştirmek için de kullanılır.

İkinci önemli ihtiyaç enerji üretimidir. Bu da Ay yüzeyine Güneş panelleri kurularak çözülebilir. Ay’ın bir günü Dünya’mızın bir ayına denk gelir. Yani, Ay’da 2 hafta gündüz, 2 hafta gece yaşanmaktadır. Bu sebeple, 2 hafta sürecek gece için, yeterli büyüklükte güneş bataryalarına ihtiyaç bulunmaktadır. Ayrıca, kutup bölgelerinde Güneş’in hiç batmadığı bölgelerde vardır. Buralarda Güneş enerjisi çiftlikleri de kurulabilir.

Ay’da her 1 ton toprakta, yaklaşık olarak 100 kg oksijen bulunmaktadır. Bu da yine oksijen ihtiyacı için kullanılabilir. Bunun dışında, Ay’daki düşük kütle çekimi sebebiyle, vücudumuz zarar görebilir. Bu duruma alışmak için de önlemler ve çeşitli giysiler giyebiliriz. Ay’da yürümenin tuhaf bir durum olduğunu Apollo astronotlarından biliyoruz. Bu sebeple, Ay’da yürümeyi de öğrenmemiz gerekecektir. Ancak, düşük kütle çekiminin avantajları da bulunmaktadır. Ay’da inşa edeceğimiz uzay üssü için, gerekli ağır makineler çok daha kolay taşınabilecektir. Ayrıca, kurtulma hızı da düşük olduğu için, roketlerin inmeleri ve havalanmaları da daha kolay olacaktır.

Ay ile ilgili yazıma bir sonraki bloğumda devam edeceğim.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Özel ve Genel görelelik

  Değerli dostlar, Einstein, izafiyet teorisi üzerinde çalışırken çok şaşırdığı bir gerçekle karşılaşmıştı. Cisimler hızlandığı durumda zaman yavaşlıyordu. Ama bu nasıl olabilirdi? Kuantum dünyasının gerçekleri keşfedilene kadar, insanlar sağduyu ile anlayabilecekleri ve akıllarının kabul ettiği olayları doğru kabul etmişti. Kuantum kanunları ile beraber artık insanoğlu akıl yolu ile anlayabileceği Dünya’dan ötesini keşfetmeye başladı. Bu çok gizemli bir alemdi. Zamanın, cisimlerinin hızıyla yavaşlaması akıl alır bir durum değildi. Einstein bunu özel görelelik olarak adlandırdı. Diğer önemli keşfi de kütleçekimine ne kadar az maruz kalırsanız zamanın o kadar daha fazla hızlı akacağı gerçeğidir. Saçma geliyor değil mi? Bu kanunlar ne kadar çok saçma geliyorsa o kadar doğrudur. Size bu kanunlarla ilgili gerçek örnekler vereyim. Einstein’ın teorisinin doğruluğunu bugün cep telefonunda sürekli kullandığımız GPS sistemi üzerinden ispat edebiliriz. GPS sistemi, Dünya yörüngesinde dön...

Politika bilmek

Değerli dostlar, Güncel hayatta, siyasette sürekli yaşadığımız gördüğümüz olayların neredeyse tamamı iş hayatında da yaşanıyor. Bugün, işyerlerinde işin verimliliği, kalitesi ile ilgili neler yapacaklarımızın dışında, iş hayatında başarılı olmanız için başka neler yapmanız ile ilgili yazacağım. İş hayatında da aynı, ülke yönetimi gibi dezenformasyonlar, algı operasyonları maalesef olmaktadır. Özellikle, bilgisi ve zekası yeterli olmayan ancak, ayak oyunları ile bir yerlere gelmeye çalışan personeller bu gibi davranışları çok iyi kullanmaktadır. Bu gibi çalışanlar genellikle şirketlerde güç sahibi insanlara yakın olurlar. Sürekli güç sahibi insanların yanlarında durarak, sürekli hem şirket içindeki olayları genellikle kendi menfaatleri çerçevesinde anlatıp kişisel çıkar elde etmeye çalışırlar hem de şirket içinde kendilerine rakip gördükleri kişileri itibarsızlaştırmaya çalışırlar. İş hayatında, bilginiz çerçevesinde yaptığınız ve sonucunda başarı elde ettiğiniz konularla ilgili, dikk...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...