Ana içeriğe atla

Elon Musk Bölüm 2

 Değerli dostlar,

Elon Musk ile ilgili yazıma devam ediyorum. PayPal satışından ciddi miktarda para kazanan Elon Musk kazandığı para ile hayatının sonuna kadar mutlu yaşayabilecekken, kazandığı parayı çocukluk hayalini gerçekleştirmek için kullandı. Kazandığı paranın neredeyse tamamını, SpaceX ve Tesla motorlarını yaratmak için kullandı.

O döneme kadar üretilen roketlerin aksine, Elon Musk yeniden kullanılabilir bir roket icat etmeye çalıştı. Bildiğiniz üzere, uzay seyahatlerinde kullanılan roketler tek kullanımlıktır. Bu sebeple, uzaya gitmek ciddi maliyetli bir iştir. Amacı, çok kullanımlı roketler kullanarak, uzayda yolculuğun maliyetini yaklaşık 10 kat azaltmaktı.

Musk, Falcon adını verdiği roketi neredeyse sıfırdan geliştirdi. 2012 de SpaceX’in Falcon roketi, Uluslararası uzay istasyonuna erişen ilk ticari roket olarak adını tarihe yazdı. Bundan daha ötesinde, Dünya’nın yörüngesindeki bir uçuştan sonra, başarıyla Dünya’ya iniş yaptı. 2017 yılında, kullanılmış bir itici roketi, tekrar uzaya fırlattığında bir başka büyük zafer daha kazanmıştı. Bu gerçekten büyük bir devrimdi. 2 el araba ile mukayese ettiğimizde, ne kadar büyük bir başarı elde edildiğini zannediyorum, daha iyi anlayabiliriz. İkinci el araçların ekonomiye girmesiyle, ortalama geliri olan ailelerin araç sahibi olduklarını ve sosyoekonomik yapının nasıl değiştiğini hayal ettiğimizde, geleceğin ne kadar değişebileceğini tahmin edebilirsiniz.

Musk, daha da ileri gidiyordu. Kafasındaki plan Mars’a gitmekti. Mars’a 2024 yılında insansız, 2027 yılında ise, insanlı bir görev planlayarak, diğer uzay işletmelerini geride bırakıyor. Musk’ın nihai hedefi, Mars’ta bir karakol kurmak değil, bir şehir kurmak. Bu güzel insana amacı sorulduğunda verdiği cevap ise gerçekten etkileyici. Kişisel mal varlığı biriktirmek ile ilgili bir motivasyonunun olmadığını, tek amacının yaşamın çok gezegenli olmasını sağlamak olduğunu söylüyor. İşte bilim insanlarında hayran olduğum özellik. Yaptıkları işi para kazanmaktan ziyade, insanlığa hizmet etmek için yapıyorlar. Umarım Musk gibi bilim insanları artar ve Dünya’mız ve belki de Dünyalarımız, gezegenlerimiz daha yaşanılabilir yerler olur.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...