Ana içeriğe atla

Firmalarda sayım faaliyetleri

Değerli dostlar,

Yıl sonuna yaklaşıyoruz. Aslında her yıl sonu beni bir hüzün kaplardı. Ama bu sene farklı, bir an önce 2020 yılının bitmesini istiyorum. Dünya için çok zor bir yıl oldu 2020. Özellikle, pandemi koşulları çoğu firmayı çok zor durumda bıraktı. İnsanlar işlerini kaybettiler, maaşlarını alamadılar, sevdiklerini kaybettiler. Umarım, Dünya’mız bir daha böyle büyük bir salgın felaketi ile karşı karşıya kalmaz.

Bugün, her yıl en azından bir kere yıl sonunda yaptığımız sayım faaliyeti ile ilgili yazı yazmak istiyorum. İşletmeler, bilançolarını oluşturmak ve stoklarını kontrol etmek maksadıyla her yılın sonunda depolarını sayarlar ve kurumsal kaynak programlarındaki stok miktarları ile fiili olarak stoklarında bulunan envanterlerini kontrol ederler. Tabiki, bu stoklar asla tutmaz. Mutlaka fark çıkar. Burada, bir anormallik yoktur. Firmaların stoklarında bulunan küçük ve adetleri yüksek olan malzemeler genellikle ağırlıkları ölçülerek sayılırlar fakat adet olarak satılırlar. Örneğin, stokta bulunan bir cıvata, firmanın ERP sistemine adet olarak girilip, adet olarak satılırken, sayım esnasında binlerce cıvata tek tek sayılamayacağından, bir adedinin ağırlığı tartıldıktan sonra, toplam cıvata ağırlığından cıvata adedi hesaplanarak stoklara girilir. Bu da çoğu zaman, ERP üzerindeki adet ile birbirini tutmaz. Çünkü, çoğu zaman bu tip mallar adet olarak satıldığı için ve her cıvatanın ağırlığı üretim toleransları dahilinde birbirinden farklı olduğu için, firmanın ERP sistemindeki miktar ile gerçek miktar birbirini tutmaz. Burada kritik nokta, nereye kadar bu toleransın kabul edileceğidir.

Hacimce büyük mallar ise daha kolay sayılabilir niteliktedir. Genellikle de hata bu tip mallarda çıkmaz. Çünkü, hem sayılması kolaydır, hem de adetçe, küçük mallara göre daha azdır. Sorunu çözmek için çeşitli yöntemler tabiki kullanılabilir, ancak sayım ile reel miktarı kontrol altında tutmak için yapılması gereken yatırım değerlendirildiğinde, iyileştirme yapıldıktan sonra elde edilecek kazanç, yatırım tutarının çok altında olacaktır.

Bu sebeple, mümkün mertebe, en akılcı yöntem, belli bir doğruluk payını referans alıp, o doğruluk payı içinde olan sapmaları kabul etmektir. Yıl içi belli dönemlerde periyodik olarak sayım yapılması da hata oranının düşürülmesine katkı sağlar. Firmalar genellikle, hata oranına göre, 6 ay veya 3 er aylık periyotlarda sayımlar yapmaktadır. Bunun yanında yıl içinde çeşitli dönemlerde yapılan audit nitelikli kontrollerde, suistimallerin önüne geçilmesinde ve hata oranının düşürülmesinde etkili olacaktır.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık                                                               

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...