Ana içeriğe atla

Mars'ta spor yapmak

 Değerli dostlar,

Geçen yazımda size Mars’taki yaşam hakkında bilgi vermiştim. Mars’taki kütleçekimi, Dünya’nın yaklaşık 40 ı olduğu için, astronotlar maruz kaldıkları düşük kütle çekimi sebebiyle spor yapmak zorundadırlar. Çünkü, yapmadıkları durumda ciddi derecede kas ve kemik kaybına uğrayabilirler.

İşin ilginci, aynı zamanda Mars’taki atmosfer basıncı, Dünya’nın atmosfer basıncının % 1 i olması sebebiyle çok değişik ve farklı aerodinamik kurallara maruz kalırlar. Örneğin, Dünya’da uyguladığımız kuvvet ve beceri ile futbol topunu istediğimiz yere kolayca gönderebilirken, Mars’taki atmosfer yapısı sebebiyle aynı beceri ile topa vurduğumuzda aynı yere gönderemeyiz. Temel zorluk, topun tam olarak kontrolünü sağlayamamamızla ilgilidir.

Futbol topu havada ilerlerken, peşi sıra topun havada dönmesi sebebiyle, oluşan ufak girdap akımlarından bir türbülans yaratır. Bu türbülanslar topun yüzeyindeki birleşim yerlerinden kaynaklanır. Futbolcular, doğuştan gelen yetenekleri ile topa öyle bir vururlar ki, havada hızla dönmelerini sağlarlar. Dönme durumu ile oluşan kuvvetler, topun yüzeyindeki girdap akımını azaltır, böylece top daha isabetli bir şekilde havayı delip geçer ve düşmeden çok daha uzak mesafelere gidebilir. Ve, hızla döndüğü için, ufak bir topacı da andırarak sabit bir biçimde tek bir yönü işaret eder; bu da futbol topunun doğru yolda kalmasını ve yakalanmasını daha kolay hale getirir.

Bunu, bir de beyzbol topu için düşünürsek, beyzbolcular “Knuckleball” denilen falsolu atışlarla topun yönünü belirleyebilirler. Bu atışları video kayıt cihazları ile yavaşlatarak izlediğimizde bunun doğruluğunu ispatlayabiliriz. Bir beyzbol topu en az dönüşle atılırsa, türbülans en yüksek orana çıkar ve topun güzergahı belirsizleşir. Beyzbol topu hızla dönüyorsa, topun bir tarafındaki hava basıncı, diğer tarafındakinden daha büyük olabileceği için top aniden belirli bir yöne sapacaktır.

Tüm bunlar, atmosfer basıncının Mars’ta Dünya’nın % 1 i olması sebebiyle değişecektir. Mars’ta futbol oynamak veya beyzbol oynamak Dünya’ya göre çok daha zor olacaktır. Düşük basınç sebebiyle topu kontrol etmek ve yukarıda anlattığım sebeplerle istediğimiz yere göndermek çok daha büyük meziyetler gerektirir.

Tabi, bu düşük kütleçekimi ve atmosfer basıncının pozitif etkilediği sporlarda olabilir. Örneğin, artistik buz dansçı, Dünya’dakinden çok daha fazla yetenek sergileyebilir. Dünya’da bir artistik patinajcı, havadayken en fazla 4 kere dönebilir. Bugüne kadar hiçbir patinajcı, 5 kez havada dönmeyi başaramadı. Bunun nedeni sıçramanın yüksekliğinin havalanma sırasındaki hız ve kütleçekimi tarafından belirlenmesidir. Mars’ta ise düşük kütleçekimi sebebiyle, patinajcılar çok daha yükseğe sıçrayıp, çok daha fazla dönebilirler.

İşte böyle, herşeyin değişeceği bir gezegen, bakalım neler olacak,

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...