Ana içeriğe atla

Mars'ı yaşanabilir kılmak Bölüm 2

Değerli dostlar,

Mars yüzeyinde su oluşmaya başlamasının ardından, artık Mars’ta tarım yapmaya başlanabilir. Bitkiler, karbondioksiti severler, böylece açık hava ürünleri üretilebilir, yan ürünler olarakta toprak tabakası oluşturulabilir. Mahsullerin miktarı arttıkça, yan ürün olan toprağında miktarı artar. Bu şekilde üretilebilecek mahsul miktarı da çoğalır. Mars’ın yerel yüzeyinde, magnezyum, sodyum, potasyum ve klor bolca bulunur. Bunlarda bitkilerin yaşamasına yardımcı olacak değerli besin maddeleridir. Bitkiler, yetişmeye başladıkça, aynı zamanda Mars’ın yaşanabilir hale gelmesi için gerekli olan oksijeni de üretmeye başlarlar.

Bunun yanında, bilim insanları Mars’ta yaşamı simüle etmek için, çeşitli seralar yaparak, mikroorganizmaların yaşama durumlarını analiz ettiler. Testler, olumlu idi. Arkansas üniversitesinden bilim insanları, metan üreten mikroorganizmalar olan, metanojenin dört türünün Mars’ın ekolojisine benzer bir yaşam alanında hayatta kalabileceğini tespit etti.

Nasa’nın Mars koşullarına dayanabilecek fotosentetik algler gibi dayanıklı bakterileri bir gemi ile Mars’a göndermek gibi bir planı da bulunmaktadır. Bu yaşam formları, teneke kutulara konarak, Mars toprağına gömülebilir. Tenekelere su da eklenerek, fotosentez faaliyeti takip edilebilir. Bu deney başarılı olursa, günün birinde Mars oksijen ve besin üretebilecek duruma gelebilir.

Peki, herşey yolunda giderse, Mars’ın tekrar eski haline dönmemesi için neler yapmalıyız. Daha önceki yazımda belirttiğim gibi, gezegenimizin etrafındaki manyetik alan çok önemlidir. Aynı şekilde Mars etrafında da manyetik alan yaratmamız gerekiyor. Bunun içinde bilim insanlarının çeşitli önerileri bulunmaktadır. Bunun için Mars ekvatorunun çevresine devasa elektromanyetik bobinler yerleştirmek çözüm olabilir.

Gördüğünüz gibi yeni bir yaşam alanı yaratmak çok zor bir durumdur. Dünya’mızın kıymetini bilerek, sonsuza dek varlığımızı sürdürmek ümidiyle,

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...