Ana içeriğe atla

Toplumda oluşan saygınlık algısı

 Değerli dostlar,

Ülkemizde gördüğüm bir diğer problemi yazacağım bugün. Sadece iş hayatında değil, sosyal hayatta da, asık suratlı, egosu yüksek, insanlara yukarıdan bakan insanlara daha fazla saygınlık duyulduğunu görüyorum. Açıkçası konunun psikolojik ve sosyolojik boyutunun incelenmesinin gerektiğini düşünüyorum. Hatta, sosyoloji fakültelerinde üzerinde tez çalışması bile yapılabilir. Sebebi bende gerçekten merak uyandırıyor. Yalnız bu durum, daha çok ülkemizde görülen bir durum, yurt dışında tanıştığım insanlarda, çok zengin veya toplum içinde çok güçlü konuma sahip olsalar da hissetmediğim bir izlenim.

Ülkemizde, güleryüzlü, karşısındakine saygı duyan, bilgili insanlar, kasıntılı, sert yüze sahip, gülmeyen, konuşurken karşısındakinin fikrine saygı duymayan insanlardan daha az itibar görüyor. Güleryüzlü olmak, saygılı olmak neden zayıflık veya hafiflik olarak değerlendiriliyor. İnsanların saygı görmesi için karşısındaki insana sert bakması, gülmemesi, karşısındakine korku vermesimi gerekiyor?

İçinde bulunduğunuz sosyo kültürel ortamı incelediğinizde, benimle aynı fikirde olacaksınız. Bilgili ve saygılı insanlar, maalesef diğer kategorideki insanlara göre daha az saygı duyulan kimseler olmaktadır. İşin ilginci bu hal öyle bir durum almıştır ki, artık toplumda bu şekilde genel bir kanaat oluşmuştur. Yani, içinde bulunduğumuz ortam bize çocukluğumuzdan beri yaşadıklarımızla, bu olguyu doğru kabul ettirmiştir.

Daha okul çağlarımızda, okul müdürümüzün asık suratı ile karşılaşmışızdır, korku ile doğan bir saygı öğretmiştir bize bu yapı. Sonrasında, devlet dairelerinde, belli konumdaki insanların egosu ile karşılaşmışızdır. Erkek isek, askerlikte komutanların sert yüzleri, arkasından işe başladığımızda müdürlerimizin sert ifadeleri, üstten bakan tavırları. Sizce nedir bunun sebebi? İnsan neden kendini bu hale sokar? Kendisini nasıl hisseder ki? Böyle davranmanın doğru olduğunu düşünür? Belli bir konuma, paraya ve güce ulaşınca ne oluyor ki, insanlar kendilerinde böyle davranma hakkı görüyorlar?

İşim icabı yurt dışında çok bulundum. Çoğu zaman firma üst düzey yöneticileri ve sahipleri ile toplantılara katıldım. Özellikle Avrupa kökenli firmalarda böyle bir durum söz konusu değil. Son derece mütevazi, saygılı insanlar. Bizde neden bu şekilde bir türlü bulamıyorum. Bir yazımda size, bir yurt dışı tecrübemi anlatacağım inanamayacaksınız.

Herkes insan olması sebebiyle saygıyı hak eder. Bence daha çok saygıyı hak edenler ise, insanlığa hizmet eden, yardımsever, doğaya saygılı, topluma saygılı, diğer insanlara fayda sağlayan hizmetlerde bulunan, insanlardır.

Saygılı ve duyarlı insanlarla çalışmanız dileğiyle,

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Son akşam yemeği Bölüm 1

Değerli dostlar, En son yazımda, Leonardo Da Vinci ile ilgili yazmıştım. Bugün de yine Leonardo ile ilgili yazacağım ancak bu sefer konu bir eseri olacak. Son akşam yemeği eserini duymuşsunuzdur. Aslında bir önceki bloğumda yazdığım gibi sanat eserleri niteliğindeki resimler bende çok fark yaratmıyordu. Leonardo’nun biyografisini okuyunca, biraz daha bilgi kazandığımı düşünüyorum. En azından resimde nerelere bakacağımı daha iyi biliyorum artık. Son akşam yemeği resmini ben daha önceden bir tablo gibi düşünmüştüm Oysa ki, resim bir duvara çizilmiş, evet yanlış duymadınız. Resim Milano’daki Santa Maria Delle Grazie kilisesinin duvarına çizilmiş. Leonardo tüm resimlerinde insanların duygularını ve ruh hallerini resimlerine yansıtmaya çalışmış, hem de ne yansıtma. Resimlerinde daha çok hareketli anları çizmiş ve o hareket hallerinde insan vücudunun aldığı formu incelemiş ve en doğru şekilde resmetmeye çalışmış. Son akşam yemeği’ni de incelerseniz, tablonun hem hareketli insan figürleri...

Kuantum bilgisayarlar

Değerli dostlar, Bugün kuantum bilgisayarlar hakkında yazı yazacağım. Kuantum bilgisayarlar bilgisayar dünyasında bir devrim niteliğindedir. Moore yasasının artık sınırına gelmiş durumdayız. Daha hızlı bilgisayarlar için farklı metotlar denememiz gerekiyor. Şu an için bilim insanları kuantum teknolojisi ile hesaplama yapmaya çalışmaktadır. Kuantum dünyası apayrı bir dünya, yazılarımda bahsettiğim gibi, akıl ile anlaşılabilecek durumun ötesindedir. Bugünkü, bilgisayarlar bit dediğimiz, 0 ve 1 lerden oluşan ikili sistemi kullanarak hesaplama yaparlar. Kuantum dünyasında durum farklıdır. Herhangi bir andaki olasılık, olabilecek tüm durumların toplamı kadardır. Yani, büyük bir nesne ile anlatmak istersek, bir kedinin hem ölü, hemde canlı olduğu olasılığını düşünün. Kuantum dünyasında bu olabilir. Dolayısıyla, 0 veya 1 in gerçekleşme durumu, her ikisinin olma olasılığının toplamı kadardır. Kuantum bilgisayarlar, hala emekleme aşamasındadır. Kuantum bilgisayarlarındaki en büyük...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...