Ana içeriğe atla

Grafen, mucize malzeme

 Değerli dostlar,

Ortaçağ büyük binaların, büyük objelerin dönemi idi. Tüm ekonomi, inşaat ve büyük gösterişli binaların, mimari eserlerin üzerinde dönüyordu. Sonra endüstri devrimi oldu ve statik çağdan yani duran objelerden bina gibi, hareket eden objelere geçtik. Buharlı makineler, arkasından elektromanyetizma hayatımıza girip, olağan üstü bir gelişme kat ettik. Sadece 100 yılda geçmiş 6.000 yıldan çok daha fazla gelişim yaşadı insanoğlu.

Şimdi, ise ortaçağın tam aksine küçüklerin, küçülmenin ekonomisini yaşıyoruz. Farkındaysanız, daha küçük alanlara daha fazla bilgi, daha fazla yaşam sığdırmaya çalışıyoruz. Tabiki, en önemlisi, bilgisayar teknolojisinden geçiyor. Moore yasasının sonuna geliyoruz. Her 18 ayda bilgisayar gelişiminin 2 katına çıkması, datanın fiziksel olarak konabileceği yerin artık daha küçültülemeyeceği gerçeği ile karşı karşıya. Peki, bundan sonra ne yapacağız? Bilim insanları yeni malzemeler, yeni teknolojiler üzerinde çalışıyorlar. Bu konuda kullanılabilecek malzemelerden birisi de grafen dediğimiz yeni bir malzemedir. Nanoteknolojide yaşanan gelişmeler ile grafen ve karbon nanotüpler ile aşırı hafif ve küçük malzemeler üretme olanağına sahip olacağız. Grafen, son derece ince ve dayanıklı bir tabaka oluşturmak üzere, birbirine bağlanmış karbon atomlarının tek bir molekül elde etmesiyle elde edilir. Tamamen renksiz, şeffaf, neredeyse “0” a yakın ağırlığa sahip olan ve çelikten 200 kat daha dayanıklı, hatta elmastan bile daha güçlü şu an ki şartlarda bilim insanlarının belirlediği en sağlam malzemedir. Size ne kadar sağlam olduğunu şöyle anlatayım, kurşun kalem ucu kadar büyüklükte bir grafen tabakanın üzerinde 5 tonluk bir yükü taşıyabilirsiniz.

Ayrıca, grafen elektriği iletir, bilim insanları, elektronik sektöründe kullanılan silikonun yerine grafeni kullanmayı denemektedirler. Bilim insanları, grafen levhalar üzerine molekül büyüklüğünde iletkenler delmeyi başardılar. Geleceğin bilgisayarları belki de grafen levhalardan üretilecek.

Ayrıca, grafen levhaların kullanım alanları sadece elektronik sektörü değil grafen, karbon fiberden çok daha dayanıklı olduğu için otomotiv sektörü ve uzay çalışmalarında da kullanılması düşünülen malzemelerden birisidir.

Ancak, bu kadar önemli bir malzeme olmasına rağmen halen hayatımıza tam olarak girememesinin bazı sebepleri var. Çünkü, büyük miktarlarda grafen üretimi çok zor bir iştir. Moleküler düzeyde en ufak yaşanabilecek bir problem, grafenin mucizevi özelliklerinin oluşmasını engelleyebilir. Şu an bir posta pulundan daha büyük bir parça üretmek pek mümkün gözükmüyor.

Nanoteknoloji önümüzdeki dönemin, üretim alanı olacaktır. Daha öncede size, yazılım ile şekil değiştiren malzemelerden bahsetmiştim. Umarım bizde bu alanda geliştirmeler yapabiliriz.

 

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...