Ana içeriğe atla

Ölümsüzlük

 Değerli dostlar,

İçinde bulunduğumuz çağ gerçekten çok ilginç bir dönem. İnsanlık tarihi, hiçbir dönem bu denli güçlü olmamıştı. Geçmiş yüzyıllardaki hayaller, fikirler, hepsi gerçek olabilecek kadar yakın artık. Yüzyıllardır, insanlar ölümsüzlüğü aradılar. Halen de aramaya devam ediyoruz. Bu sefer gerçekten çok yakınız. Hatta, bazı bilim insanları ölen son kuşağın kendileri olacağını düşünüyorlar.

İnsanoğlu, yaşamın kaynağına, yaşlanmanın sebeplerine, ölümün nedenlerine ulaşıyor. Hücre nasıl yaşlanıyor? Nasıl ölüyor? Bu soruların cevapları teker teker bulunuyor. Peki, sonsuza kadar yaşamak ister mi insan? Beynimiz, belli bir zaman sonra bu sonsuz yaşama uyabilir mi? Beynin sıfırlanması, herşeye yeniden başlaması, eskiyi hatırlamadan yeni bir hayat döngüsüne girmesi sanki, daha çekici gibi geliyor. İnsanın eski yaşadıklarını sürekli hatırlaması, üzüntüleri, sevinçlerinin hep aklında olması, sonsuz yaşam fikrini engelliyor diye düşünüyorum. Gen tedavisi, organların yeniden üretilmesi gibi teknolojik gelişmeler bizi sonsuz hayata götürebilir.

Sonsuz hayatınız olsa neler yapardınız? Dünyadaki kaynaklar ölüm olmayınca nasıl yeter? Çalışmak, emekli olmak gibi kavramlar nasıl oluşur? Hayattan şu anki beklentimiz, çoğu çalışanın emekli olunca mutlu bir yaşam sürmek, kazancının hayatını devam ettirmesine yetecek kadar olması. İnsanlar bunun için birikimler yapıyorlar, yatırımlar yapıyorlar. Ölüm olmayınca, bu beklentiler nasıl oluşur? İnsanların yeni motivasyonu ne olur sizce? İnsanlar ne için yaşar? Amaçları neler olur?

Teknolojik gelişmeler, ölümsüzlüğü çok yakında gerçekleştirecek gibi gözüküyor. Bakalım bilim bu dünyevi durumu değiştirebilecek mi? Yaşam sonsuz olabilir mi? İnsanları öldüren kanser, kalp rahatsızlıkları gibi hastalıklar, tamamen ortadan kaldırabilir mi?

Yaşayıp göreceğiz,

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...