Ana içeriğe atla

Hiçbir zaman tamam olmamak

Değerli dostlar,

Firma yönetiminde sürekli olarak daha iyisini nasıl yaparım diye düşünmemiz gerektiğini anlatır dururuz. Bu çoğu zaman tam anlaşılmaz, daha iyisini nasıl yapacağız gibi sorularla karşılaşırız. Tabiki, herşeyin daha iyisi yapılabilir. Medeniyetimizin, insanlığın gelişiminin ana fikri de budur zaten.

Kalite yönetim sistemleri de sürekli iyileşme kavramı üzerine kurgulanmıştır. Bu dökümanlar, yıllarca yaşanmış olay ve tecrübelerin ardından yazılmış ve bir rehber niteliğinde insanlığa sunulmuştur. Şu an Leonardo Da Vinci’nin hayatını okuyorum. Size de tavsiye ederim. Walter Isaacson’nun yazdığı biyografi kitabı son derece sade bir dille anlaşılır şekilde hazırlanmış. Şimdi diyeceksiniz ki, konumuzla ne alakası var. Evet, bende okuyunca şaşırdım zaten. Leonardo hiçbir eserini tamamlayamamış. Nedenini duyunca sizde benim gibi çok şaşıracaksınız. Leonardo’nun ilk biyografisini yazanlardan Lomazzo, onun sanat anlayışının çok yüce olduğunu ve diğer insanların mükemmel gördüğü şeylerde dahi, kendisinin hatalar gördüğünü, bu mükemmeliyetçi anlayıştan ötürü resimlerini tamamlayamadığından bahseder.    

Leonardo, yaptığı tabloların kusursuz olmasını istiyor ve bu yüzden çoğunu yıllarca yanında taşıyordu. Tabloların üzerlerinde bitmek tükenmek bilmeyen düzeltmeler yapıyordu. Ginevra de Benci veya Mona Lisa gibi tamamlanmış veya tamamlanmalarına çok az kalmış eserler bile müşterilerine teslim edilmemiştir. Leonardo tamam artık bitti demekten hoşlanmıyordu. Bu yüzden Leonardo ölürken bile başyapıtlarından bazıları hala yatağının başucunda duruyordu. Bugün bizim açımızdan pek bir anlam ifade etmese bile, Leonardo’nun bir tabloyu bitmiş ilan edip, satmak konusundaki isteksizliğinde dokunaklı ve bizlere ilham verici bir durum vardır. Daima öğrenilecek yeni şeyler, ustalaşılacak yeni teknikler ve gelebilecek yeni ilhamlar olabileceğini düşünüyordu. Tabiki haklıydı. Düşünün bir dehadan bahsediyoruz. Leonardo’nun neden deha olduğunu bir başka yazımda size anlatırım. Ama emin olun kendisi çok önemli bir dahi idi. O bile kendisinin tam olmadığını düşündüğü Dünya’mızda, bizim artık herşeyi bitirdiğimizi düşünmemiz ne kadar gerçekçidir. Yaptığımız işlerin daha iyisinin olmayacağını düşünmemiz ne kadar ironiktir. Kendinizi daha fazla geliştirebilecek imkanlar elde etmeniz dileğiyle,

İyi haftalar,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Özel ve Genel görelelik

  Değerli dostlar, Einstein, izafiyet teorisi üzerinde çalışırken çok şaşırdığı bir gerçekle karşılaşmıştı. Cisimler hızlandığı durumda zaman yavaşlıyordu. Ama bu nasıl olabilirdi? Kuantum dünyasının gerçekleri keşfedilene kadar, insanlar sağduyu ile anlayabilecekleri ve akıllarının kabul ettiği olayları doğru kabul etmişti. Kuantum kanunları ile beraber artık insanoğlu akıl yolu ile anlayabileceği Dünya’dan ötesini keşfetmeye başladı. Bu çok gizemli bir alemdi. Zamanın, cisimlerinin hızıyla yavaşlaması akıl alır bir durum değildi. Einstein bunu özel görelelik olarak adlandırdı. Diğer önemli keşfi de kütleçekimine ne kadar az maruz kalırsanız zamanın o kadar daha fazla hızlı akacağı gerçeğidir. Saçma geliyor değil mi? Bu kanunlar ne kadar çok saçma geliyorsa o kadar doğrudur. Size bu kanunlarla ilgili gerçek örnekler vereyim. Einstein’ın teorisinin doğruluğunu bugün cep telefonunda sürekli kullandığımız GPS sistemi üzerinden ispat edebiliriz. GPS sistemi, Dünya yörüngesinde dön...

Politika bilmek

Değerli dostlar, Güncel hayatta, siyasette sürekli yaşadığımız gördüğümüz olayların neredeyse tamamı iş hayatında da yaşanıyor. Bugün, işyerlerinde işin verimliliği, kalitesi ile ilgili neler yapacaklarımızın dışında, iş hayatında başarılı olmanız için başka neler yapmanız ile ilgili yazacağım. İş hayatında da aynı, ülke yönetimi gibi dezenformasyonlar, algı operasyonları maalesef olmaktadır. Özellikle, bilgisi ve zekası yeterli olmayan ancak, ayak oyunları ile bir yerlere gelmeye çalışan personeller bu gibi davranışları çok iyi kullanmaktadır. Bu gibi çalışanlar genellikle şirketlerde güç sahibi insanlara yakın olurlar. Sürekli güç sahibi insanların yanlarında durarak, sürekli hem şirket içindeki olayları genellikle kendi menfaatleri çerçevesinde anlatıp kişisel çıkar elde etmeye çalışırlar hem de şirket içinde kendilerine rakip gördükleri kişileri itibarsızlaştırmaya çalışırlar. İş hayatında, bilginiz çerçevesinde yaptığınız ve sonucunda başarı elde ettiğiniz konularla ilgili, dikk...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...