Ana içeriğe atla

Son Akşam Yemeği Bölüm 2

Değerli dostlar,

Son akşam yemeğinin yorumuna devam ediyorum. İsa’nın sağındaki üçlüde Tomas, Büyük Yakup ve Filipus yer alır. Tomas, Leonardo ile çok özdeşleştirilen, bir işaret etme hareketiyle, içe dönük şekilde duran elinin işaret parmağını kaldırmıştır. Kendisi sonrasında, İsa’nın dirilişine dair bir kanıt görmek istediği için –ki İsa Tomas’a yaralarına parmağını sokmasına izin vererek ona bu kanıtı sunacaktır- kuşkucu Tomas olarak anılacaktır.

Sağ taraftaki son üçlü Matta, Taday ve Simun’dan oluşur. İsa’nın ne demek istediğine dair hararetli bir tartışmanın içine dalmış durumdadırlar. Taday’ın sağ eline dikkatlice bakarsanız, zaten durumu biliyormuş gibi elini yere vuruyor olduğunu göreceksiniz. Leonardo düşünceleri resmetmekte ustalaşmıştı. Acaba baş parmağıyla Yahuda’yı mı işaret ediyor? Matta’ya baktığımızda da, yine aynı işareti görüyoruz, yukarı dönük iki avucuyla Yahuda’yı mı işaret ediyor? Matta ile Taday da aynı şekilde kafa karışıklığı ile cevaplar bulmak için Simun’a dönmüşlerdir. İsa’nın sağ eli, üçte biri şarapla dolu, kulpsuz bir bardağa doğru uzanıyor, küçük parmağının cam bardağın ardından görünmesi mükemmel bir ayrıntı çizimidir. Bardağın hemen arkasında bir tabak yemek ve bir parça ekmek gözükmektedir. Resmin bulunduğu yerin, rahiplerin yemek salonunda olması ve rahiplerin salona girer girmez İsa’yı ve eliyle ekmeği ve yemeği işaret etmesi resme ayrı bir güzellik katar. Aynı zamanda kutsal ekmek şarap ayinine atıfta bulunur.

Leonardo ayrıca bu resimde inanılmaz muhteşemlikte perspektif çalışmıştır. Resme dikkat ederseniz, tüm bakış çizgilerinin Leonardo’nun tabiriyle, bir noktaya yönelip birleştiği kaçış noktası vardır. Bu geriye giden çizgiler ya da ortogonaller, İsa’nın alnına işaret eder. Leonardo resim üzerinde çalışmaya başladığında, duvarın merkezine ufak bir çivi çakar. Bu deliği İsa’nın sağ şakağında görebiliriz. Ardından duvarda bu noktadan uzayan ince yarıklar açar. Bu yarıklar resimdeki çizgilerin, hayali odadaki tavandaki kirişler ve duvar halılarının üst yüzeyleri gibi, çizgilere paralel olarak kaçış noktasına doğru geri gidecek şekilde çizilmesine rehberlik eder.

Leonardo’nun nasıl perspektifi ustaca manipüle ettiğini anlamak için duvardaki halılara bakmamız gerekir. Bu duvar halılarının üst kenarları, tıpkı tüm perspektif çizgileri gibi, İsa’nın alnına doğru giden çizgiler oluşturur. Gerçek yemekhanedeki, gerçek duvar halılarıyla aynı hizada görünecek şekilde resmedilmişlerdir ve bu durum resmin yemeğin yendiği odanın bir parçası olduğu yanılsamasını yaratır.

Ayrıca, resimde bazı optik hilelerde kullanılmıştır. Leonardo, bu denli büyük bir resmin odanın farklı taraflarından bakıldığında, daha az çarpık görünmesi için çeşitli teknikler kullanmıştır. Resmin çok büyük olması, farklı noktalardan bakan insanların resmin bazı noktalarına daha yakın bazı noktalarına ise, daha uzak olmasına neden olur. Son akşam yemeğinin 4 metre 60 santim yüksekliğinde ve 8 metre 80 santim genişliğinde olduğunu düşündüğümüzde, resmin ideal bakış mesafesi yaklaşık olarak resmin genişliğinin ve yüksekliğinin 10 ila 20 katı olması gerekir. Bu da son akşam yemeği için 90 ila 180 metre olması anlamına gelir ki, şüphesiz böyle bir şey mümkün gözükmemektedir. Bu yüzden Leonardo, resimden yaklaşık 9 metre uzaklıkta yapay bir ideal bakış açısı yaratmıştır. Ayrıca, bunu yerden 4,5 metre yükseklikte İsa ile göz hizasında olacak şekilde ayarlamıştır.

Devamı bir sonraki bloğumda,

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...