Ana içeriğe atla

Değeri yeniden tasarlamak Bölüm 1

Değerli dostlar,

Yine size başarılı iş modellerinden örnekler vereceğim. Daha önceki yazılarımda size değer kavramından bahsetmiştim. Değer kavramının ticari faaliyet bakımından ifade ettiği anlam artık iyiden iyiye değişmiştir. Değer yaratmanın esası, müşterilerin harekete geçmesini sağlayan ürün, hizmet veya sunumun değer yaratıcı ticari sistemin tümünü kavrama ve çalışmasını sağlama yeteneğidir. Daha çok değer yaratmak demek, daha çok faaliyeti, müşteriler ve tedarikçilerle harakete geçirmek demektir.

Buna en iyi örneklerden birisi, IKEA örneğidir. Daha önceki yazılarıma bakarsanız, IKEA’nın nasıl değer yarattığını görebilirsiniz. Burada temel amaç, tedarikçileri, tasarımcıları, üretimcileri, dağıtım kanallarını ve müşterileri ortak bir kazanç çerçevesinde birleştirmektir. Kazanmak için şirketler oyun planını belirlemeli, oyuncuların rollerini belirlemeli, eğitmeli ve nihai müşteriyi başarının veya başarısızlığın belirleyicisi yapmalıdır. Kazanmaya devam etmek için bu oyunu sürekli oynamalı, müşteriyi sürekli oyunun içinde tutmalı ve müşterileri ile iletişim halinde olmalıdır.

Şirketler sadece sundukları ürün veya hizmet ile değil, müşteri ve tedarikçilerini daha akıllı yaptıklarında değer yaratırlar. Bunu başarabilmek için şirketler sürekli yetkinliklerini gözden geçirmeli, yeniden tasarlamalı, değer yaratan sistemlerini sürekli güncel ve gelişmelere hassas, çabuk tepki verecek şekilde tutmaları gerekir. Değerin yeni tanımında, yetkinliklerle müşteriler arasındaki bu ilişki bazı şirketlerin büyümesini ve ayakta kalmasını sağlarken, bazılarının da düşüşünün nedenini ve başarısızlığını açıklar.

Bu yeni iş modeli, her şirkete net bir seçenek sunar ya bu trendlerin fırsatlarından faydalanmak için iş modellerini yeniden tasarlayacaklar ya da iş modellerini değiştiren rakipleri tarafından yeniden yapılandırılacaklardır. Şirketler işe başlarlarken öncelikle ana faaliyet alanlarını gözden geçirmeli, iş potansiyellerini tanımlamalı, şirketlerinin bilgi veri tabanını güncellemeli ve iyileştirmelidir. Sonrasında, şirketlerinin yetkinlikleri ile müşterilerinin değer yaratan faaliyetlerini uyumlu hale getirebilmek için yeniden konumlandırmalı veya yeniden yaratmalıdır. Arkasından da her zaman olduğu gibi iş süreçlerini sürekli iyileştirmeli ve verimli hale getirmelidir.

Bu modele örnek olarak daha önce IKEA’dan bahsetmiştim. Şimdi de, Danimarka’da uygulanan ve değişen şartlara karşı, Danimarka’da eczacılar birliğinin faaliyetleri hakkında bilgi vereceğim. Danimarka’da yükselen maliyetleri önleme kapsamında, Danimarka hükümeti, devlet tarafından finanse edilen sağlık sisteminde reform başlattı ve devlet sübvansiyonunu azaltma yoluna gitti. Yüzyıllar boyunca, eczaneler hem reçeteli hem de reçetesiz ilaç satışında tekel olmanın konforunu yaşamışlardı. Bu ani gelişen düzenleme, yüzyıllar boyunca tekelleşmenin verdiği durağanlık ile hiçbir gelişme, iyileştirme verimlilik arttırıcı çalışma yapmayan eczacıları, iş modellerini yeniden tasarlama zorunluluğuna itti.

Oluşan durum karşısında Danimarka eczacılar birliği, ellerindeki varlıkları gözlem altına aldılar. Yerel eczane ağının iki potansiyel ama şimdiye kadar hiç değerlendirilmemiş güçlü yanı olduğu sonucuna vardılar. Devamı bir sonraki yazımda.

İyi haftalar,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...