Ana içeriğe atla

Hayvandan böbrek nakli

Değerli dostlar,

İnsanoğlu her gün daha uzun yaşamak, ölüm denen yokoluşu yenmek için çalışmalar yapıyor. Araştırmalar, özellikle genetik mühendisliği ve organ üretimi konusunda yoğunlaşıyor. Bunun yanında size daha önce de yazdığım gibi, hayvanların organ nakli için kullanılmasına yönelik çalışmalar da olduğundan bahsetmiştim.

New York üniversitesinden bir grup bilim insanı, bir domuzdan aldıkları böbreği beyin ölümü gerçekleşen bir hastaya uygulayıp, başarı sağlamışlar. Yazının orijinaline aşağıda vereceğim linkden ulaşabilirsiniz.

https://popsci.com.tr/domuzdan-insana-ilk-basarili-bobrek-nakli/

25 Eylül’de iki saatlik bir ameliyat gerçekleştiren cerrahlar, genetik mühendislik uygulanan bir domuzun böbreğini beyin ölümü gerçekleşen bir insana bağlamışlar. Vücuda başarıyla bağlanan bu böbrek, atıkları süzerek idrar üretmiş. Üstelik tüm bunlar, kişinin bağışıklık sistemi yabancı organa saldırmadan gerçekleşmiş.

Böbrek nakli, hastanın ailesi deneye onay verdikten sonra yapılmış. Hasta organ bağışçısı olmak istemişse de, organları bağışa uygun bulunmamış. Domuz böbreğini bacağın üst kısmından damarlara bağlayan cerrahlar, böbreğin vücut dışında nasıl çalıştığını 54 saat boyunca gözlemlemişler.

Gerçekleştirilen ameliyat, bir kanıtlama çalışması niteliği taşıyor; yani domuz böbreğinin, hasta için çalışan bir organ görevi görmesi hedeflenmiyor. Hastanın ve böbreğin bu kadar kısa süre gözlendiği düşünüldüğünde, hayvan organının ne kadar uzun süre kullanılabileceği ve bunun uzun vadeli etkileri henüz bilinmiyor. Diğer taraftan, bir hayvan organının insan vücudunda başarıyla kullanılması ve vücudun bu hayvan dokusunu reddetmemesi, onlarca yıldır çalışmalar yürütülen bu araştırma alanında önemli bir dönüm noktasını simgeliyor.

New York Üniversitesi Langone Tıp Merkezinde çalışan cerrah takımın başındaki isim Dr. Robert Montgomery, “Böbrek kesinlikle normal çalışıyordu” diyor. “Vücudun organı hemen reddetmesinden endişe duymuştuk fakat böyle bir şey olmadı.” Montgomery’e göre böbrek vücuda tamamen nakledilmese de, hastanın bağışıklık sisteminin böbreği peşinen reddetmemiş olması inanılmaz bir işaret çünkü nakil başarısında ana endişe kaynağı böyle bir durumun meydana gelmesi.

Montgomery, bu başarılı işlemin “hayat değiştiren bir an” olduğunu da söylüyor. Böbrek, bağlandıktan sonra pembe renge bürünmüş ve idrar yolundan hemen idrar akmaya başlamış. “Baktığımız şeyi bir nevi anlamaya çalışırken, birkaç dakikalığına mutlak bir sessizlik oldu. İnanılmazdı. Hemen çalışmaya başlamıştı.”

Organ nakli üzerinde çalışmalar yürüten bilim insanları, yedek organlar konusunda domuzların potansiyel bir kaynak olup olmayacağını uzun zamandır araştırıyormuş. Üremesi çok uzun zaman almayan domuzlar, halihazırda besin için kullanılıyorlar. Bu yüzden, maymunlar gibi diğer hayvanlar kadar etik endişe yaratmıyorlar. Domuzlardaki kalp kapakçıkları insanlarda yedek olarak kullanılırken, vücudu yanan kazazedeler için de domuzlardan deri nakli yapılıyor. Yaygın şekilde kullanılan kan sulandırıcı heparin ise domuzların bağırsaklarından elde ediliyor. Yine de organ için domuz yetiştirilmesi, kuşkusuz ki ahlaki tartışmaları beraberinde getirecek.

Ancak domuz hücreleri insan vücuduna yabancı olan ve ani organ reddine sebebiyet veren bir şeker molekülü içerdiğinden, domuzlardan alınan bir organın tamamı daha önce hiç kullanılmamış. Bu engelin üstesinden gelmeyi hedefleyen bilim insanları, bir domuz üzerinde genetik mühendislik uygulayarak domuzun söz konusu şekeri üretmemesini ve böylece nakil yapılacak insanla uyumlu olmasını sağlamışlar.

Genetiği değiştirilen ve GalSafe ismi verilen bu domuz, United Therapeutics isimli biyoteknoloji şirketine bağlı Revivicor firması tarafından geliştirilmiş. Fakat ABD Gıda ve İlaç Dairesi, söz konusu domuzu 2020 yılının Aralık ayında et alerjisi olan kişiler için gıda ve insanlarda kullanılacak potansiyel bir tedavi kaynağı şeklinde onaylasa da, domuzun organ bağışçısı kaynağı şeklinde kullanılması için FDA’dan ilave onay alınması gerekmiş. Ayrıca bu araştırma, henüz hakem denetiminden geçmiş değil. Diğer bir ifadeyle, domuz organlarının insanlarda kullanılmasına daha çok var.

Ancak pek çok bilim insanı, bu sürecin organ nakli kuyruğunda olumlu sonuçlar doğurabileceğini düşünüyor. Eski bir organ nakli cerrahı ve organ tedarik organizasyonu LiveOnNY’nin baş tıbbi sorumlusu Amy Friedman, bu son teknoloji nakil ameliyatının yakında canlı insanlarda da gerçekleştirilebileceğini düşünüyor. Friedman, domuzlarda yetiştirilen kalplerin, karaciğerlerin ve diğer organların da bu işlemde kullanılabileceğini öngörüyor. “Ne kadar çok nakil yapabileceğimizi düşünmek, akıllara cidden durgunluk veriyor” diyor.

ABD Sağlık Kaynakları & Hizmetleri Dairesine göre, sadece Birleşik Devletler’de 106.000’den fazla insan böbrek bekliyor. 2020 yılında sadece 22.800 böbrek nakli yapılmış”

Sağlıklı günler diliyorum.

İyi haftalar,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Özel ve Genel görelelik

  Değerli dostlar, Einstein, izafiyet teorisi üzerinde çalışırken çok şaşırdığı bir gerçekle karşılaşmıştı. Cisimler hızlandığı durumda zaman yavaşlıyordu. Ama bu nasıl olabilirdi? Kuantum dünyasının gerçekleri keşfedilene kadar, insanlar sağduyu ile anlayabilecekleri ve akıllarının kabul ettiği olayları doğru kabul etmişti. Kuantum kanunları ile beraber artık insanoğlu akıl yolu ile anlayabileceği Dünya’dan ötesini keşfetmeye başladı. Bu çok gizemli bir alemdi. Zamanın, cisimlerinin hızıyla yavaşlaması akıl alır bir durum değildi. Einstein bunu özel görelelik olarak adlandırdı. Diğer önemli keşfi de kütleçekimine ne kadar az maruz kalırsanız zamanın o kadar daha fazla hızlı akacağı gerçeğidir. Saçma geliyor değil mi? Bu kanunlar ne kadar çok saçma geliyorsa o kadar doğrudur. Size bu kanunlarla ilgili gerçek örnekler vereyim. Einstein’ın teorisinin doğruluğunu bugün cep telefonunda sürekli kullandığımız GPS sistemi üzerinden ispat edebiliriz. GPS sistemi, Dünya yörüngesinde dön...

Politika bilmek

Değerli dostlar, Güncel hayatta, siyasette sürekli yaşadığımız gördüğümüz olayların neredeyse tamamı iş hayatında da yaşanıyor. Bugün, işyerlerinde işin verimliliği, kalitesi ile ilgili neler yapacaklarımızın dışında, iş hayatında başarılı olmanız için başka neler yapmanız ile ilgili yazacağım. İş hayatında da aynı, ülke yönetimi gibi dezenformasyonlar, algı operasyonları maalesef olmaktadır. Özellikle, bilgisi ve zekası yeterli olmayan ancak, ayak oyunları ile bir yerlere gelmeye çalışan personeller bu gibi davranışları çok iyi kullanmaktadır. Bu gibi çalışanlar genellikle şirketlerde güç sahibi insanlara yakın olurlar. Sürekli güç sahibi insanların yanlarında durarak, sürekli hem şirket içindeki olayları genellikle kendi menfaatleri çerçevesinde anlatıp kişisel çıkar elde etmeye çalışırlar hem de şirket içinde kendilerine rakip gördükleri kişileri itibarsızlaştırmaya çalışırlar. İş hayatında, bilginiz çerçevesinde yaptığınız ve sonucunda başarı elde ettiğiniz konularla ilgili, dikk...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...