Ana içeriğe atla

Liderlik ( Bölüm 2 )

Değerli dostlar,

Son yazıma devam ediyorum. Duygusal zekaya sahip olmak için gerekli ikinci beceri ise, kendini ayarlama özelliğidir. Duygularımıza biyolojik dürtülerimiz yön verir. Onları başımızdan savıp atamayız ama düzenleyebiliriz. Aralıksız bir iç konuşmaya benzeyen kendini ayarlama, duygusal zekanın bizi duygularımızın esiri olmaktan kurtaran bileşenidir. Böyle bir iç konuşma içine giren insanlar tıpkı herkes gibi kötü ruh halleri ve duygusal dürtüler yaşarlar ama onları kontrol altına alacak ve hatta daha yararlı mecralara yönlendirecek yolları bulurlar.

Kendisine bağlı elemanlardan oluşan bir ekibin firma yönetim kuruluna çok kötü bir analiz sunmasına tanık olmuş bir üst düzey yönetici düşünün. Olayı izleyen iç karartıcı durumda bu yöneticinin içinden gelen ses kızgınlıkla masaya yumruğunu vurması ve iskemleyi devirmesini isteyebilir. Ayağa fırlayarak herkese bağırıp çağırması ve haşin bir şekilde dışarı çıkması beklenebilir. Ama, kendini ayarlama gibi bir yeteneği varsa, farklı bir yaklaşım sergileyecektir. Kullanacağı kelimeleri dikkatle seçecek ve hiçbir aceleci yargıya varmaksızın, ekibinin kötü performansını kabul edecektir. Ardından sakin bir kafayla, başarısızlığın nedenlerini irdeleyecek, ekibini toplayıp konu üzerindeki fikirlerini ekibiyle paylaşacak ve problemle ilgili analizini ve çözüm önerisini söyleyecektir.

Liderler, bu şekilde davranarak duygularını ve dürtülerini kontrol edebildiğini gösterecek ve böylece güven ortamı yaratabileceklerdir. Böyle bir ortamda politik manevralar ve iç kavgalar azalır, üretkenlik yükselir. Yetenekli insanlar firmada çalışmak isterler ve mevcut çalışanlar da firmadan ayrılmayı düşünmezler. Özfarkındalık gibi, kendini ayarlama da çoğu kez hakettiği değeri görmez. Duygularına hakim olan insanlar çoğu zaman soğuk, tutkudan yoksun kişiler olarak görülür. Çabuk parlayan insanlar sıklıkla, klasik liderler olarak düşünülür, öfke patlamaları karizmanın ve iktidarın belirgin özelliği sayılır. Oysa bu tip davranış sergileyen insanlar, çoğu zaman duygularının etkisiyle hata yaparlar ve firmalarını zarara uğratırlar.

Duygusal zekanın diğer unsuru da, insanları motive edebilme özelliğidir. Liderler, kendilerinin ve başka herkesin beklentilerinin ötesinde başarılı olma güdüsüyle hareket ederler. Burada kilit sözcük başarı odaklı olmaktır. Birçok insan dolgun maaş veya etkileyici bir unvan kazanmanın verdiği dışsal faktörlerle motive olur. Buna karşılık, liderlik potansiyeline sahip olan insanlar derinlerine sızmış olan başarı ve başarma arzusunun verdiği enerji ile motive olur. Bu tip insanlar yeni şeyler öğrenmeye meraklıdır, analitiktir, bir işin iyi yapılmasıyla mutlu olurlar. Ayrıca, işlerini daha iyi yapma konusunda bitmek bilmeyen bir enerji sergilerler. Böylece, hem etrafına enerji yayarlar, hem de işlerin sürekli iyileşmesine vesile olurlar. Herhangi kötü bir durumda dahi motivasyonlarını kaybetmezler ve başarı için çalışmaya devam ederler.

Sonraki yazılarımda, Duygusal zekanın diğer kavramları ile ilgili yazmaya devam edeceğim.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Özel ve Genel görelelik

  Değerli dostlar, Einstein, izafiyet teorisi üzerinde çalışırken çok şaşırdığı bir gerçekle karşılaşmıştı. Cisimler hızlandığı durumda zaman yavaşlıyordu. Ama bu nasıl olabilirdi? Kuantum dünyasının gerçekleri keşfedilene kadar, insanlar sağduyu ile anlayabilecekleri ve akıllarının kabul ettiği olayları doğru kabul etmişti. Kuantum kanunları ile beraber artık insanoğlu akıl yolu ile anlayabileceği Dünya’dan ötesini keşfetmeye başladı. Bu çok gizemli bir alemdi. Zamanın, cisimlerinin hızıyla yavaşlaması akıl alır bir durum değildi. Einstein bunu özel görelelik olarak adlandırdı. Diğer önemli keşfi de kütleçekimine ne kadar az maruz kalırsanız zamanın o kadar daha fazla hızlı akacağı gerçeğidir. Saçma geliyor değil mi? Bu kanunlar ne kadar çok saçma geliyorsa o kadar doğrudur. Size bu kanunlarla ilgili gerçek örnekler vereyim. Einstein’ın teorisinin doğruluğunu bugün cep telefonunda sürekli kullandığımız GPS sistemi üzerinden ispat edebiliriz. GPS sistemi, Dünya yörüngesinde dön...

Politika bilmek

Değerli dostlar, Güncel hayatta, siyasette sürekli yaşadığımız gördüğümüz olayların neredeyse tamamı iş hayatında da yaşanıyor. Bugün, işyerlerinde işin verimliliği, kalitesi ile ilgili neler yapacaklarımızın dışında, iş hayatında başarılı olmanız için başka neler yapmanız ile ilgili yazacağım. İş hayatında da aynı, ülke yönetimi gibi dezenformasyonlar, algı operasyonları maalesef olmaktadır. Özellikle, bilgisi ve zekası yeterli olmayan ancak, ayak oyunları ile bir yerlere gelmeye çalışan personeller bu gibi davranışları çok iyi kullanmaktadır. Bu gibi çalışanlar genellikle şirketlerde güç sahibi insanlara yakın olurlar. Sürekli güç sahibi insanların yanlarında durarak, sürekli hem şirket içindeki olayları genellikle kendi menfaatleri çerçevesinde anlatıp kişisel çıkar elde etmeye çalışırlar hem de şirket içinde kendilerine rakip gördükleri kişileri itibarsızlaştırmaya çalışırlar. İş hayatında, bilginiz çerçevesinde yaptığınız ve sonucunda başarı elde ettiğiniz konularla ilgili, dikk...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...