Ana içeriğe atla

Yeni yıl ve ocak ayı

Değerli dostlar,

Size popular science da okuduğum makaleyi aşağıda veriyorum. Orijinal link aşağıdadır.

https://popsci.com.tr/yeni-yil-neden-1-ocakta-basliyor/

"Yılbaşı hayatlarımızda o kadar temel bir konumda bulunuyor ki, sanki doğanın bir buyruğuymuş gibi görünüyor. Fakat yılbaşı aslında kültürel bir olgu. Bu günün tarihi, doğal veya mevsimsel bir olaya bağlı değil.

Günümüzde kutlanan yılbaşı, antik bir Roma geleneğinden; Roma tanrısı Janus’un bayramından kaynaklanıyor. Antik zamanlarda Janus’un, geçiş ve başlangıçların tanrısı olduğuna inanılıyormuş. Birçok dilde Ocak ayının ismi de Janus’tan geliyor. Janus’un tasvirlerinde biri geçmişe, biri de geleceğe bakan iki yüzü bulunuyor.

Kuzey yarı kürede yaşayan bizler için Ocak ayı, yeni başlangıçları akla getiren soyut bir zaman dilimi. Kuzey yarı küredeki kış gün dönümünde yılın en kısa günü yaşanıyor. Ocak ayının ilk günlerinden itibaren de günler yeniden uzamaya başlıyor. Gün ışığı süresinin yeniden artması, tarımsal döngülere bağlı kültürlerde derin bir etki taşımış. Günümüzde, şehirlerde yaşayan insanlarda da duygusal bir etki meydana getiriyor.

Takvim yapan ilk insanlar bunu bilmese de, Dünya’nın yörüngesi Güneş’e en çok bu zamanlarda yaklaşıyor. Bu olay, Dünya’nın apsisi şeklinde biliniyor. Fakat Güneş’e en yakın olduğumuz bu dönem, Güneş ışınlarının eğik gelmesi sebebiyle kuzey yarım kürede havaların en fazla soğuduğu dönem oluyor.

İnsanlar yeni yılı her zaman 1 Ocak’ta kutlamamış. Yeni yıl kutlamasına ait ilk kayıtların, milattan önce 2000 yılı civarında Mezopotamya’da olduğuna inanılıyor. Bu kutlama ve onu takiben yapılan diğer pek çok antik yeni yıl kutlaması, 20 Mart civarında yaşanan İlkbahar ekinoksu zamanlarında gerçekleştirilmiş. Bu arada antik Mısırlılar, Fenikeliler ve İranlılar, yeni yıllarına 20 Eylül civarında yaşanan Sonbahar ekinoksuyla başlamış. Antik Yunanlar da 20 Aralık civarında gerçekleşen Kış gün dönümünde kutlama yapmış.

Fakat Orta Çağ’a gelindiğinde, yeni yıl pek çok yerde Mart ayında başlamış. 16’ncı yüzyıl civarında, 1 Ocak’ı yeniden yılbaşı yapmaya yönelik bir hareket gelişmiş. Jülyen takvimi veya miladi takvimde, yeni yıl 1 Ocak’ta başlıyor.

Yani yeni yılı 1 Ocak’ta kutlamanın hiçbir bilimsel sebebi yok. Günümüzdeki yeni yıl kutlamaları, iki yüzlü antik Roma tanrısı Janus’a dayanıyor."

İyi haftalar,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Özel ve Genel görelelik

  Değerli dostlar, Einstein, izafiyet teorisi üzerinde çalışırken çok şaşırdığı bir gerçekle karşılaşmıştı. Cisimler hızlandığı durumda zaman yavaşlıyordu. Ama bu nasıl olabilirdi? Kuantum dünyasının gerçekleri keşfedilene kadar, insanlar sağduyu ile anlayabilecekleri ve akıllarının kabul ettiği olayları doğru kabul etmişti. Kuantum kanunları ile beraber artık insanoğlu akıl yolu ile anlayabileceği Dünya’dan ötesini keşfetmeye başladı. Bu çok gizemli bir alemdi. Zamanın, cisimlerinin hızıyla yavaşlaması akıl alır bir durum değildi. Einstein bunu özel görelelik olarak adlandırdı. Diğer önemli keşfi de kütleçekimine ne kadar az maruz kalırsanız zamanın o kadar daha fazla hızlı akacağı gerçeğidir. Saçma geliyor değil mi? Bu kanunlar ne kadar çok saçma geliyorsa o kadar doğrudur. Size bu kanunlarla ilgili gerçek örnekler vereyim. Einstein’ın teorisinin doğruluğunu bugün cep telefonunda sürekli kullandığımız GPS sistemi üzerinden ispat edebiliriz. GPS sistemi, Dünya yörüngesinde dön...

Politika bilmek

Değerli dostlar, Güncel hayatta, siyasette sürekli yaşadığımız gördüğümüz olayların neredeyse tamamı iş hayatında da yaşanıyor. Bugün, işyerlerinde işin verimliliği, kalitesi ile ilgili neler yapacaklarımızın dışında, iş hayatında başarılı olmanız için başka neler yapmanız ile ilgili yazacağım. İş hayatında da aynı, ülke yönetimi gibi dezenformasyonlar, algı operasyonları maalesef olmaktadır. Özellikle, bilgisi ve zekası yeterli olmayan ancak, ayak oyunları ile bir yerlere gelmeye çalışan personeller bu gibi davranışları çok iyi kullanmaktadır. Bu gibi çalışanlar genellikle şirketlerde güç sahibi insanlara yakın olurlar. Sürekli güç sahibi insanların yanlarında durarak, sürekli hem şirket içindeki olayları genellikle kendi menfaatleri çerçevesinde anlatıp kişisel çıkar elde etmeye çalışırlar hem de şirket içinde kendilerine rakip gördükleri kişileri itibarsızlaştırmaya çalışırlar. İş hayatında, bilginiz çerçevesinde yaptığınız ve sonucunda başarı elde ettiğiniz konularla ilgili, dikk...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...