Ana içeriğe atla

Ipod ve Itunes hikayesi

Değerli dostlar,

Zaman zaman size başarılı iş örnekleri veriyorum. Bugünde çok iyi bildiğiniz bir markanın eğlence sektöründe yaptığı devrimi yazacağım. Apple, 2003 yılında taşınabilir eğlence sektöründe yeni bir ürün sunarak, tüm alışılmış müzik dinleme şekillerini değiştirdi. Ipod ve Itunes ile sektöre hızlı bir giriş yaptı. Sadece 3 yıl gibi kısa bir sürede Ipod ve Itunes, Apple firmasının gelirinin neredeyse % 50 sini oluşturarak, yaklaşık 10 milyar USD lık bir ciro yarattı. Apple’ın toplam piyasa değeri 2003 yılı başında sadece 1 milyar USD iken, 2007 sonlarında 150 milyar USD ye fırladı.

Bu başarı öyküsü çok iyi bilinir, fakat daha az bilinen Apple’ın dijital müzik çalarları pazara ilk sokan firma olmadığıdır. Diamond Multimedia, 1998 yılında Rio’yu piyasaya sürmüştü. Best Data şirketi ise, 2000 yılında Cabo 64 ü lanse etmişti. Her iki ürününde kalite problemi yoktu, iyi çalışıyordu ve şıktı. Peki, bu durumda neden Rio ve Cabo64 değil de, Ipod başarılı oldu?

Apple, iyi bir teknolojiyi alıp onu şık bir tasarımla ambalajlamaktan çok daha akıllı bir şey yaptı. İyi bir teknolojiyi aldı ve onu harika bir iş modelinin içine yerleştirdi. Apple’ın inovasyonu, dijital müzik indirmeyi kolay ve elverişli hale getirmekti. Firma bunu yapabilmek için, donanım, yazılım ve hizmeti bir araya getiren, çığır açan bir iş modeli kurdu. Bu yöntem Gillette’in ünlü traş bıçakları ve traş makinesi modelinin tersi gibi çalıştı. Apple esas olarak traş makinesinin yani, Ipod’un satın alınmasını sağlamak için, traş bıçaklarını yani, Itunes müziğini hediye ediyordu. Bu model değeri yeniden tanımladı ve tüketiciye bir şeyi baştan aşağı yeni bir biçimde yapmak kolaylığı sağladı.

Tabi, bunların yanında Apple’ın müşteri de oluşturduğu bağlılık, sadakat algısını da unutmamak gerekiyor. Bugün çoğu insan adeta bir takım taraftarı gibi Apple dostu olarak kendini adlandırıyor ve Apple ürünlerini diğer rakiplerinin ürünü zaman zaman daha iyi olsa bile bunu düşünmeden alabiliyor. Ayrıca, Apple ürününü satın alanlar, kendilerine  bunun prestij sağladığını düşünüyorlar. Bunu da başarabilmek, bence Apple için ciddi bir pazarlama başarısıdır.

Ülkemizde de umarım, Apple gibi dünyaca kabul edilmiş markalar yaratır.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...