Ana içeriğe atla

Başarılı ekonomiler


Değerli dostlar,

Yine size, Nejat bey’in Kuşaktan Kuşağa isimli kitabından alıntılar yapacağım. Bakınız, Nejat bey, başarılı ekonomilerle ilgili olarak neler düşünüyor.

“Ekonomileri imrenerek izlenen ülkelerin gelişme stratejilerini incelediğimiz zaman, aldıkları olumlu sonuçların akılcı bir planlamadan kaynaklandığını görürüz. Burada değerlendirmeleri yalnız Batı dünyasına ya da ABD’ye göre yapmak hatalı olur. Birleşik Amerika, doğanın her yönden cömertçe bağışladığı kaynaklardan yararlanmış, Avrupa ise yüzyıllar boyu ekonomisini sömürgelerle beslemişti.

Ama ortada başka örnekler de vardı. Oldukça eski bir geçmişe uzanan fakat sömürge olanağından yararlanmamış bulunan İsveç ve İsviçre, daha yeni dönemlerde Japonya ve ondan da sonra Kore sanayileşmeleri gibi... Çeşitli doğal kaynaklardan genellikle yoksun kalan o ülkeler, ekonomik planlarını kendi gerçeklerine göre yapmışlardı.

Bunlardan İsviçre gibi eğitim düzeyi çok gelişmiş olanlarda, katma değeri çok yüksek sanayi kurma stratejisi geçerliydi. Örneğin, öz pazarının büyüklüğünden ötürü hemen her sanayinin en büyüğü Birleşik Amerika’da bulunuyordu da, katma değeri yüzde 65’i bulan ilaç fabrikalarının en büyüğü İsviçre’de kuruluyordu. Az bir miktar metalle değeri yüksek saat yapmak da İsviçre’nin katma değer stratejisine uygun düşüyordu.

Makine sanayisinde de durum öyle olmuştu. Japonya’nın gelişme stratejisi de buna çok benzemekteydi. Kore ayrıca çok işçi kullanan emek yoğun girişimlere önem vermişti. Acaba bazı yararlı ikame sanayilerinin yanı sıra emek yoğun sanayileri, örneğin, bir gemi sanayisini Türkiye’de kuramaz mıydık?

Türkiye ormanları zengin bir ülke sayılır. Zamanında ormandan kaynaklanan bir endüstri acaba geliştirilemez miydi? Doğanın bize bağışladığı nimetlerden yararlanarak bütünleşen ve dış satışlara dönük bir besin sanayisi meydana getiremez miydik? Dünyada benzeri olmayan arkeolojik zenginlikler ve doğa güzelliklerimizden yararlanarak turizm endüstrisini çok daha önce geliştiremez miydik?”

Ne düşünüyorsunuz?

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Son akşam yemeği Bölüm 1

Değerli dostlar, En son yazımda, Leonardo Da Vinci ile ilgili yazmıştım. Bugün de yine Leonardo ile ilgili yazacağım ancak bu sefer konu bir eseri olacak. Son akşam yemeği eserini duymuşsunuzdur. Aslında bir önceki bloğumda yazdığım gibi sanat eserleri niteliğindeki resimler bende çok fark yaratmıyordu. Leonardo’nun biyografisini okuyunca, biraz daha bilgi kazandığımı düşünüyorum. En azından resimde nerelere bakacağımı daha iyi biliyorum artık. Son akşam yemeği resmini ben daha önceden bir tablo gibi düşünmüştüm Oysa ki, resim bir duvara çizilmiş, evet yanlış duymadınız. Resim Milano’daki Santa Maria Delle Grazie kilisesinin duvarına çizilmiş. Leonardo tüm resimlerinde insanların duygularını ve ruh hallerini resimlerine yansıtmaya çalışmış, hem de ne yansıtma. Resimlerinde daha çok hareketli anları çizmiş ve o hareket hallerinde insan vücudunun aldığı formu incelemiş ve en doğru şekilde resmetmeye çalışmış. Son akşam yemeği’ni de incelerseniz, tablonun hem hareketli insan figürleri...

Kuantum bilgisayarlar

Değerli dostlar, Bugün kuantum bilgisayarlar hakkında yazı yazacağım. Kuantum bilgisayarlar bilgisayar dünyasında bir devrim niteliğindedir. Moore yasasının artık sınırına gelmiş durumdayız. Daha hızlı bilgisayarlar için farklı metotlar denememiz gerekiyor. Şu an için bilim insanları kuantum teknolojisi ile hesaplama yapmaya çalışmaktadır. Kuantum dünyası apayrı bir dünya, yazılarımda bahsettiğim gibi, akıl ile anlaşılabilecek durumun ötesindedir. Bugünkü, bilgisayarlar bit dediğimiz, 0 ve 1 lerden oluşan ikili sistemi kullanarak hesaplama yaparlar. Kuantum dünyasında durum farklıdır. Herhangi bir andaki olasılık, olabilecek tüm durumların toplamı kadardır. Yani, büyük bir nesne ile anlatmak istersek, bir kedinin hem ölü, hemde canlı olduğu olasılığını düşünün. Kuantum dünyasında bu olabilir. Dolayısıyla, 0 veya 1 in gerçekleşme durumu, her ikisinin olma olasılığının toplamı kadardır. Kuantum bilgisayarlar, hala emekleme aşamasındadır. Kuantum bilgisayarlarındaki en büyük...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...