Ana içeriğe atla

Pazarlama stratejisini seçmek


Değerli dostlar,

Pazarlama hedeflerini belirledikten sonra, bu hedeflere ulaşmak için stratejimizi belirlememiz gerekiyor. Bu strateji 6 nokta etrafında şekillenir.

Ø  Hedef Pazar
Ø  Temel konuşlanma
Ø  Fiyat konuşlandırması
Ø  Toplam değer teklifi
Ø  Dağıtım stratejisi
Ø  İletişim stratejisi

Bu maddeleri tek tek inceleyelim. Genellikle yapılan en büyük hatalardan birisi, hedef pazarın doğru belirlenmemesidir. Hala çoğu yönetici, hedef pazarın herkesi kapsadığını söylemektedir. Tabi, ürünümüz Coca Cola gibi herkese hitap eden bir ürün ise, söyleyebileceğimiz çok fazla şey yok ama genellikle ürünler bu kadar geniş kitlelere hitap etmezler. Cola bile, bebekler ve belli yaş üzerindeki insanlara hitap etmemektedir.

Hedef pazarları belirlerken, önceliklendirme yapmalıyız. Pazarımızı birincil, ikincil ve üçüncül olmak üzere belli düzeylere ayırmalıyız. Birincil Pazar, satınalım yapmaya hazır, istekli ve satınalma gücü yüksek olan alıcılardan oluşur. İkincil Pazar, satınalma gücü olan, fakat daha hazır olmayan ve almaya istekli olan gruptur. Üçüncül Pazar ise, satınalma gücü olmayan ama takip edilmesi gereken kesimi oluşturur.

Satıcıların öncelikle, birincil Pazarları bulmak ve onlara erişmektir. Birincil pazarlara erişmek için öncelikle müşteriler ile ilgili araştırma yapılmalıdır. Bu araştırma, müşterilerin isimlerini tek tek bilmeye, demografik özelliklerini, psikografik bilgilerini bilmek kadar detayları içerebilir. Hedef Pazar eğer bir işletme ise, sektör, şirket büyüklüğü, ürünleri gibi detaylar olabilir. Ayrıca daha ileri bir analizde müşterinin satınalma odağının ne olduğu, kalite mi? Fiyat mı? Hizmet mi? Gibi detaylar da içerebilir.

Sonraki yazımda, temel konuşlanma ile ilgili yazacağım.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın
AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Son akşam yemeği Bölüm 1

Değerli dostlar, En son yazımda, Leonardo Da Vinci ile ilgili yazmıştım. Bugün de yine Leonardo ile ilgili yazacağım ancak bu sefer konu bir eseri olacak. Son akşam yemeği eserini duymuşsunuzdur. Aslında bir önceki bloğumda yazdığım gibi sanat eserleri niteliğindeki resimler bende çok fark yaratmıyordu. Leonardo’nun biyografisini okuyunca, biraz daha bilgi kazandığımı düşünüyorum. En azından resimde nerelere bakacağımı daha iyi biliyorum artık. Son akşam yemeği resmini ben daha önceden bir tablo gibi düşünmüştüm Oysa ki, resim bir duvara çizilmiş, evet yanlış duymadınız. Resim Milano’daki Santa Maria Delle Grazie kilisesinin duvarına çizilmiş. Leonardo tüm resimlerinde insanların duygularını ve ruh hallerini resimlerine yansıtmaya çalışmış, hem de ne yansıtma. Resimlerinde daha çok hareketli anları çizmiş ve o hareket hallerinde insan vücudunun aldığı formu incelemiş ve en doğru şekilde resmetmeye çalışmış. Son akşam yemeği’ni de incelerseniz, tablonun hem hareketli insan figürleri...

Kuantum bilgisayarlar

Değerli dostlar, Bugün kuantum bilgisayarlar hakkında yazı yazacağım. Kuantum bilgisayarlar bilgisayar dünyasında bir devrim niteliğindedir. Moore yasasının artık sınırına gelmiş durumdayız. Daha hızlı bilgisayarlar için farklı metotlar denememiz gerekiyor. Şu an için bilim insanları kuantum teknolojisi ile hesaplama yapmaya çalışmaktadır. Kuantum dünyası apayrı bir dünya, yazılarımda bahsettiğim gibi, akıl ile anlaşılabilecek durumun ötesindedir. Bugünkü, bilgisayarlar bit dediğimiz, 0 ve 1 lerden oluşan ikili sistemi kullanarak hesaplama yaparlar. Kuantum dünyasında durum farklıdır. Herhangi bir andaki olasılık, olabilecek tüm durumların toplamı kadardır. Yani, büyük bir nesne ile anlatmak istersek, bir kedinin hem ölü, hemde canlı olduğu olasılığını düşünün. Kuantum dünyasında bu olabilir. Dolayısıyla, 0 veya 1 in gerçekleşme durumu, her ikisinin olma olasılığının toplamı kadardır. Kuantum bilgisayarlar, hala emekleme aşamasındadır. Kuantum bilgisayarlarındaki en büyük...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...