Ana içeriğe atla

Latin dillerindeki günler ve anlamları

Değerli dostlar,

Her gün kullandığımız günlerin isimlerinin nereden geldiğini hiç merak ettiniz mi? Takvim konusunda tabiki, Mısırlılar ve Romalılar çok ileride idiler. İngilizce kullanılan günlerin isimleri de o devirlerden kalmadır.

Eski devirlerde gökyüzündeki olaylar Tanrı’ya bağlandığı için, günlere de bu bağlamda isimler verilmiştir. Peki, gökyüzündeki en belirgin güç nedir? Tabiki, Güneş diyeceksiniz. Evet, ilk günümüz Güneş günü idi, yani Sun-day, Pazar günü. İkinci belirgin dediğimiz zaman hepimizin aklına Ay gelecektir. İkinci günümüz, Ay günü, yani Moon-day, Monday, pazartesidir. 3. Gün ise, Dünya’mıza çok benzeyen Mars’a ayrıldı. Ancak, İngilizce de bu kavram değişti, diğer latin dillerinde ise halen devam etmektedir. İtalyanca’da Martedi, Fransızcada ise, Mardi Salıdır. 4. Gün yani Çarşamba ise, Merkür gezegenine ayrıldı, İngilizce değişmişti ama diğer latin dillerinde bu anlayış korundu. Mercoledi, Mercredi, Merkür gezegeninden gelir. O zamanlar tüm gezegenler bilinemediği için ancak 7 gezegenin isimleri günler ile ilişkilendirilmiştir. 5. Gün Jüpiter’e verilmişti, Giovedi, Jeudi, Perşembe, 6. Gün Venüs, Venerdi, Vendredi olarak belirlendi.

Cuma gününün İngilizce de karşılığı olan Friday ise, İskandinav mitolojisine dayanır. İskandinav mitolojisindeki en büyük Tanrı olan Odin’in güzel karısı, Frigg’den gelmektedir. Ayrıca, İngilizcede kullanılan günlerin, pazartesinden sonraki isimleri, Roma mitolojisi değil, İskandinav mitolojisinden esinlenmiştir. Tuesday, İskandinav zafer ve adalet tanrısı Tyr’dan, Çarşamba, Wednesday, Woden’s day ifadesinden, Odin İskandinav mitolojisinin en büyük tanrısıdır, Perşembe Thursday, İskandinav şimşek ve yıldırım tanrısı olan, Odin’in oğlu Thor’dan gelmektedir. Son olarak cumartesi ise, Saturn gezegenine ithafen Saturday olarak adlandırılmıştır.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Mühendis mi öğretir? Usta mı?

Değerli dostlar, İşletmelerde o kadar çok problem var ki, gördüğünüz gibi anlat anlat bitmiyor. Bir diğer problem, mühendislerinde, çekirdekten gelen patronunda üretim prosesi bilgisi atelyedeki ustabaşından geliyor. Yani ikiside atelyedeki ustanın rahle-i tedrisatından geçiyor. Bu gerçekten çok acı bir durum, burada emekçi usta kardeşlerimi eleştirdiğimi düşünmeyin lütfen. Ancak, ustaların prosese bakışı ve değerlendirmesi ile tabiki, mühendisin bakışı ve değerlendirmesi farklı olmalıdır. Usta yaşanmışlıkları ile hareket ederken, mühendis bilgisiyle hareket etmelidir. Maalesef üniversitelerimizden mezun olan genç arkadaşlarımız ağırlıklı teorik bilgilerle yetiştikleri için, herhangi bir üretim prosesinde yorum yapabilecek durumda olmuyorlar. Üstlerindeki amir de aynı süreçten geçip, ustadan öğrendikleri ile yorum yaptığı için çoğu zaman, genç arkadaşlarımızın gelişimleri maalesef yeterli olmuyor. Bir arıza çıktığı durumda, proses de oluşan hatalarla karşılaşınca yorum yapamı...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...