Ana içeriğe atla

Cehaletin farkında olmak ( Bölüm 1 )

Değerli dostlar,

İş hayatında çoğu zaman herşeyi bilen insanlarla karşılaşırız. Kendinden emin artık herşeyi bitirdiğini zanneden, kendi doğrularının dışında doğru kabul etmeyen, farklı bir düşünceye veya fikire saygı duymayan bu tip insanlar aslında gelişimin önündeki en büyük engellerdir. Daha önceki yazılarımda size Avrupa’nın neden yükseldiğini fizik bilimi çerçevesinde yaptıkları ile anlatmıştım. Bugün de konuyu size sosyolojik boyutlarıyla açıklamaya çalışacağım. Avrupa’nın yükselmesindeki temel etken, Avrupa insanının cehaletini kabul etmesi ve öğrenmeye olan isteğiydi. Önce Dünya’nın sınırları, arkasından evrenin sınırları ve herşeyin nedenini araştırma dürtüsü, Avrupa’yı bugün geldiği seviyeye taşımıştır. Yalnız, bu medeniyet seviyesine gelirken yapmış olduğu bazı uygulamalar maalesef kan ve gözyaşı getirmiştir.

İlk bilimsel çalışmalar, maddenin, yaşamın ne olduğunun sorgulanması hatırlarsınız, antik Yunan medeniyeti ile başlamıştı. MÖ. 4. Yy a denk gelen bu dönemde çok sayıda bilim insanı ve filozof yetişmişti. MS. 15 ve 16. Yy lara kadar bilimsel anlamda gelişme olmadı. Küçük küçük yapılan bilimsel gelişmeler olmuştur. Ancak bu dönemden sonra oluşan gelişim gerçekten inanılmazdır.

Peki ama Avrupalılar belirli bir teknolojik üstünlükleri olmadığı sıralarda bile nasıl bu üstünlüğe ulaştı? Sorunun cevabı çok basit, Avrupalılar, bilimsel ve kapitalist zihniyetle düşünüyor ve davranıyordu. Bununla beraber bilinmeyene olan sonsuz merak ve ilgi, Avrupa’nın diğer toplumlara göre öne geçmesini sağlamıştır. O dönem Dünya’nın hakimi olan Doğu medeniyetleri savaşçı toplumlardı. Ancak 15. yüzyılın sonlarından itibaren Avrupa önemli askeri, siyasi, ekonomik ve kültürel gelişmelere ev sahipliği yapmaya başlamıştır. 1500’le 1750 arasında, Batı Avrupa hızla ilerleyerek “Dış Dünya”nın, yani iki Amerika kıtasının ve okyanusların hakimi durumuna gelmiştir. Ancak halen Avrupa, Asya’nın büyük güçlerinin karşısında yeteri kadar güçlü değildi. Avrupalılar Amerika’yı fethederek denizlerde üstünlük kurdu çünkü Asya güçleri bunlarla ilgilenmemişti. Modern dönemin başlangıcı Akdeniz’de Osmanlı İmparatorluğu, İran’da Safevi İmparatorluğu, Hindistan’da Babür İmparatorluğu ve Çin’de Ming ve Qing hanedanları için altın çağdı.

Bu devletler hem yönettikleri toprakları ciddi ölçüde genişletti, hem de öncesinde benzeri görülmemiş ekonomik ve demografik büyümeye tanık oldular. 1775 yılında Asya dünya ekonomisinin yüzde 80’i demekti. Hindistan ve Çin’in ekonomileri tüm dünya üretiminin üçte ikisini karşılıyordu. Avrupa ise ekonomik olarak bir cüceydi. 1900 yılında ise Avrupalılar, dünya ekonomisinin ve topraklarının çoğunu kontrol ediyordu. Avrupa şemsiyesi altında yeni bir küresel düzen ve kültür ortaya çıktı. Bugün tüm insanlar, itiraf etmek istemeseler bile, giyim kuşamda, düşüncede ve zevkte Avrupalıdır. Söylemde çok katı Avrupa karşıtı olabilirler ama gezegendeki neredeyse herkes siyaset, tıp, savaş ve ekonomiyi Avrupa’nın gözlerinden görüyor, Avrupa melodileriyle yazılmış ve Avrupa dillerinde söylenen müzikleri dinliyor.

Devamı sonraki yazımda,

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fiyat düşürerek satış yapmak

Değerli dostlar, Sonuç olarak, şirketlerin varolabilmeleri için satış yapmaları gerekmektedir. Peki, nasıl satış yapacağız? Firma ticaretinden sorumlu, kişilerle konuştuğumda çoğu zaman maliyetlerden ve satış fiyatlarının yüksekliğinden yakınıyorlar. Herhangi bir ürünün satış fiyatını düşürerek yapılan satış çok da başarılı bir operasyon değildir. Şimdi, çoğu satış yöneticisi bana kızacaktır ama maalesef durum bu. İşletmelerin ticari faaliyetinden sorumlu yöneticiler, satış fiyatının dışında başka enstrümanlar bulmalıdırlar. İş sadece fiyat olsaydı, piyasada pahalı satan hiçbir firma kalmazdı. Ancak, işletmelere baktığımızda aynı sektörde pahalı satanında ucuz satanında bulunduğunu görebiliriz. Peki, o zaman pahalı ürün piyasada nasıl satılıyor? Bu soruyu sorduğunuzda çok fazla cevap alabilirsiniz. Denilen herşey de doğrudur. Yalnız şunu unutmamak lazım, eğer pahalı satan firma kar edip büyüyorsa, demek ki, doğru pazarlama ve satış stratejisi uygulamış, pahalı olmasına ra...

Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler

Değerli dostlar,   Geçen hafta Salı günü, üyesi olduğum TKYD’nin düzenlediği “ Yapay Zeka ve Büyük Veri: Geleceğin İş Dünyası, Etik Sorunlar ve Sürdürülebilir Çözümler” paneline katıldım. Gerçekten çok verimli ve aydınlatıcı bir panel oldu. Başta değerli dostum panelin moderatörü Ali Kamil Uzun olmak üzere tüm konuşmacılara ve derneğimize TKYD bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum. İnanılmaz hızla değişen Dünya’mızda hayatımıza giren yapay zeka kavramının gelecekte firmalarımıza neler katacağı, oluşabilecek hukuki sorunlar ve etkileri üzerine değerli panelistler ve katılımcılar fikirlerini ifade ettiler. Konu ile ilgili bende görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Yapay zeka kavramı daha çok bilgi işlem teknolojisi gibi gözükse de aslında bizim için önemli bir araç olacaktır. Kavram sadece IT profesyonellerinin kodlama işinin çok ötesinde bir devrimi ifade ediyor. Şirketlerin doğru analizlerle karlılığını arttırmaları, büyümeleri ve sektörlerinde öncü olabilmeleri için kul...

Gökdelenlerin tarihi

Değerli dostlar, Bugün, gökdelenlerin tarihi üzerine yazı yazacağım. Gökdelenler, ilginçtir ama çeliğin üretim metodunun yenilenmesi ile başlar. 1855 te, Sir Henry Bessemer, çeliğin mass production olarak üretilebilmesine olanak sağlayan metodunun patentini almasıyla, yeni bir bina mimarisi ortaya çıkar. Ancak, burada bir diğer problem ortaya çıkmıştır. Yüksek binalara nasıl çıkılacak? Düşünsenize, 50. Kata yürüyerek çıkıldığını. 1857 de, Elisha Otis, bu problemi çözmek için, ilk güvenilir asansörü icat etmiştir. 1885 te yapılan, 10 katlı Chicago sigorta binası ilk gökdelen değildir, ancak ilk yapı çeliğinin kullanıldığı binadır. Bu inşaat alanında o dönem için büyük bir yeniliktir. 1903 yılında, (Reinforced concrete) güçlendirilmiş beton kullanılarak yapılan ilk gökdelen 15 katlı, Ingalls Building tir. Ve, 1931 yılı, hepimizin bildiği Empire State in yapıldığı yıldır. 410 günde tamamlanmıştır. 1972 yılına kadar Dünya’nın en uzun gökdelenidir. Art Deco mimarisine sahip bi...