Ana içeriğe atla

Yeni girişimci tehdidi ( Bölüm 3 )

Değerli dostlar,

Yeni girişimci için bir diğer engel ise, yerleşik şirketlerin potansiyel rakiplerinde bulunmayan maliyet ve kalite avantajına sahip olmaları durumudur. Bu avantajlar, tescilli teknolojilere, en iyi hammadde kaynaklarına öncelikli erişim, en elverişli coğrafi konumlarda öncelik hakkı, köklü marka kimlikleri ya da yerleşik firmalara nasıl daha etkin üretim yapılacağını, öğreten toplu deneyim gibi kaynaklardan gelebilir. Yeni girişimciler bu tür avantajları bertaraf etmeye çalışırlar. Örneğin, Target ve Val-Mart gibi sonradan çıkan indirim marketleri yerleşik alışveriş merkezlerinin sağlam yerler edindiği alışveriş bölgelerinde değil, bağımsız konumlarda kurulmuşlardır.

Diğer engel ise, dağıtım kanallarına erişim durumudur. Yeni girişimci, elbette ürününün ya da hizmetinin dağıtımını sağlama almalıdır. Örneğin yeni bir gıda kaleminin fiyat kırma, promosyonlar, yoğun satış çabaları ya da benzeri yollarla diğerlerini market raflarından uzaklaştırması gerekir. Toptan ya da perakende kanalları ne kadar sınırlı olursa ve mevcut rakipler o kanalları ne kadar bağlamışsa, bir sektöre giriş de o kadar zorlaşır. Bazen dağıtıma erişimin karşısında o kadar yüksek bir engel vardır ki yeni girişimciler dağıtım kanallarını bertaraf etmek ya da kendi kanallarını yaratmak zorunda kalırlar. Bu şekilde, sonradan kurulan düşük maliyetli havayolu şirketleri, seyahat acenteleri yoluyla dağıtımdan kaçınmış ve yolcuları uçuş rezervasyonlarını internet üzerinden yapmaya teşvik etmiştir. Bu engele verilebilecek diğer örnek ise, gazete dağıtım şirketleridir. Özellikle büyük gazete firmaların sahip oldukları gazete dağıtım şirketleri, küçük yeni kurulmuş gazete dağıtımlarını yapmayarak, bu yeni kurulmuş gazetelerin müşteriye ulaşmasını engellemişlerdir. Bu küçük gazete üreticileri ise, kendi aralarında birleşerek, kendi dağıtım şirketlerini kurarak bu duruma cevap vermişlerdir.

Bunun dışında bir de yasal mevzuatların getirdiği kısıtlar bulunmaktadır. Devlet politikaları yeni girişimleri engelleyebilir ya da destekleyebileceği gibi, diğer giriş engellerini de çoğaltabilir. Örneğin devletler, lisans koşulları ve yatırım kısıtlamaları yoluyla sektöre girişi doğrudan sınırlandırabilir hatta yasaklayabilir. Perakende alkol satışı, taksi hizmetleri ve havayolları gibi düzenlemeye tabi sektörler bu duruma örnek olarak gösterilebilirler. Devlet politikaları tescilli teknolojiyi taklitten koruyan kapsamlı patent kuralları ya da yeni gelenlerin karşısına çıkan ölçek ekonomilerini yükselten çevre ve güvenlik düzenlemeleri gibi yollarla diğer giriş engellerini arttırabilir. Bunun tam tersi olarak, devlet politikaları örneğin doğrudan sübvansiyon yoluyla ya da dolaylı yoldan temel araştırmaya finansal destek verip ölçek ekonomilerini düşüren eski ve yeni tüm firmaların hizmetine sunarak girişi kolaylaştırabilir.

Sonraki yazılarımda konuya devam edeceğim.

İyi haftalar diliyorum,

Saygılarımla,

Ufuk Saygın

AQUA Danışmanlık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Son akşam yemeği Bölüm 1

Değerli dostlar, En son yazımda, Leonardo Da Vinci ile ilgili yazmıştım. Bugün de yine Leonardo ile ilgili yazacağım ancak bu sefer konu bir eseri olacak. Son akşam yemeği eserini duymuşsunuzdur. Aslında bir önceki bloğumda yazdığım gibi sanat eserleri niteliğindeki resimler bende çok fark yaratmıyordu. Leonardo’nun biyografisini okuyunca, biraz daha bilgi kazandığımı düşünüyorum. En azından resimde nerelere bakacağımı daha iyi biliyorum artık. Son akşam yemeği resmini ben daha önceden bir tablo gibi düşünmüştüm Oysa ki, resim bir duvara çizilmiş, evet yanlış duymadınız. Resim Milano’daki Santa Maria Delle Grazie kilisesinin duvarına çizilmiş. Leonardo tüm resimlerinde insanların duygularını ve ruh hallerini resimlerine yansıtmaya çalışmış, hem de ne yansıtma. Resimlerinde daha çok hareketli anları çizmiş ve o hareket hallerinde insan vücudunun aldığı formu incelemiş ve en doğru şekilde resmetmeye çalışmış. Son akşam yemeği’ni de incelerseniz, tablonun hem hareketli insan figürleri...

Kuantum bilgisayarlar

Değerli dostlar, Bugün kuantum bilgisayarlar hakkında yazı yazacağım. Kuantum bilgisayarlar bilgisayar dünyasında bir devrim niteliğindedir. Moore yasasının artık sınırına gelmiş durumdayız. Daha hızlı bilgisayarlar için farklı metotlar denememiz gerekiyor. Şu an için bilim insanları kuantum teknolojisi ile hesaplama yapmaya çalışmaktadır. Kuantum dünyası apayrı bir dünya, yazılarımda bahsettiğim gibi, akıl ile anlaşılabilecek durumun ötesindedir. Bugünkü, bilgisayarlar bit dediğimiz, 0 ve 1 lerden oluşan ikili sistemi kullanarak hesaplama yaparlar. Kuantum dünyasında durum farklıdır. Herhangi bir andaki olasılık, olabilecek tüm durumların toplamı kadardır. Yani, büyük bir nesne ile anlatmak istersek, bir kedinin hem ölü, hemde canlı olduğu olasılığını düşünün. Kuantum dünyasında bu olabilir. Dolayısıyla, 0 veya 1 in gerçekleşme durumu, her ikisinin olma olasılığının toplamı kadardır. Kuantum bilgisayarlar, hala emekleme aşamasındadır. Kuantum bilgisayarlarındaki en büyük...

Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi

  Değerli dostlar, İşlerimin yoğunluğu sebebiyle, uzun zamandır yazamıyordum. Bugün güzel bir konu ile tekrar yazmaya başlayayım. Geçen hafta üyesi bulunduğum TKYD’nin “Şirketlerin Sürdürülebilirliği ve Kurumsal İtibarda Kurumsal Yönetimin Etkisi ” temalı paneline katıldım. Gerçekten çok keyifli ve bilgilendirici bir panel oldu. Bu güzel organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Panel’de kurumsal yönetimin önemine yönelik panelistler ve katılımcılar değerli yorumlarını anlattılar. Kurumsal yönetim aslında şirketlerin belirlenmiş kurallar ve bilgi çerçevesinde yönetilmesini istiyor. Ülkemizde en büyük sorun da burada başlıyor, özellikle şirketlerin sahipleri şirketlerin yönetiminde tek hakim güç olmak istemeleri, sözlerinin üzerine söz söylenmesini istememeleri, herhangi bir kurala bağlı olmadan şirketlerini yönetmek istemeleri, firmaların kurumsallaşamamalarının önündeki en büyük engeldir. Bunu engellemek için oluşturulan yönetim kurulları da aslında çoğ...